Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

HANİ GÜCÜN NEREDE EY İNSAN?

Değerli Müslümanlar:

Ne zaman bir afet olsa hep birilerini suçlayıp maddi boyutuna bakarız ama manevi tarafını hep yok sayarız! Oysa insan için ancak kendi eli ile yaptıkları vardır. Evet! Tedbir almak önemlidir ancak tedbirleri yerle bir eden bir emir vardır. Hani şairinde dediği gibi;

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır 

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır 

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır 

 

Gecenin sahibi, mülkün amiri, her varlığın var olma sebebi olan Rabbimiz kerim kitabında yarattıklarına zulüm edici olmadığını kulun başına gelen belaların kimden olduğunu ortaya koyarak şöyle buyurmaktadır:

وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ

Başınıza gelen her musîbet, kendi ellerinizin kazandığı günahlar, ihmal ve kusurlar yüzündendir. Bununla beraber Allah, o günah ve kusurların pek çoğunu da affediyor. [1]

Rabbimizin beyanı açıkken insan iyilik ve güzellikleri kendi başarısı olarak algılarken, yaşadığı her sıkıntı ve belada Rabbini suçlayacak kadar da gafil olur.

Oysa Rabbimiz insanın bu arsızlığına karşılık asıl suçlunun kendisi olduğunu bildiren şu beyanı ortaya koymaktadır:

مَٓا اَصَابَكَ مِنْ حَسَنَةٍ فَمِنَ اللّٰهِۘ وَمَٓا اَصَابَكَ مِنْ سَيِّئَةٍ فَمِنْ نَفْسِكَۜ

Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Sana gelen her kötülük de nefsindendir. [2]

Peki! Nefislerimizde ne taşıyoruz?

Bu soruya cevap aradığımızda Rabbimizin emri olan ve resulünün sünneti ile bize öğretilen ne varsa hepsinde zafiyet yaşıyor ve adeta Rabbimize savaş açmışçasına her işimizde emirlerine aykırı iş yapmayı marifet sayıyoruz!

Hocam bunlar nelerdir diye soracak olsak! Biz bunları saymaya güç yetiremeyeceğimizi görüyor ve bu vebalin altında eziliyoruz!

Dini adeta namaz ve oruca hapsetmişiz ve hayatımızın hiçbir alanına onu sokmamak için çaba sarf ederken, namaz ve orucu da sadece tanımı ile ifade ediyoruz! Acı ama gerçek olan bir şey var ki, namazı da, orucu da yerine getirmediğimiz gibi, getirdiğini söyleyenlerinde onu günahlarına siper ettiğini görüyoruz!

Ancak unuttuğumuz bir şey var ki;

وَاَسِرُّوا قَوْلَكُمْ اَوِ اجْهَرُوا بِه۪ۜ اِنَّهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

Söylemek istediğinizi ister içinizde gizleyin, ister açığa vurun hiç fark etmez. Çünkü O, göğüslerde saklanan en gizli düşünceleri bile tam olarak bilir. [3]

Allah yapıp ettiklerimize şahit, melekler şahit, canlı cansız ne varsa yaptıklarımıza şahit!

Kimden neyi gizliyorsun ey insan?

Ne kadar maskelesen de, ne kadar gizlesen de Rabbimiz bizi biliyor ve yaptıklarımıza göre bize muamele ediyor! Bu gerçeği de kerim kitabında bize açık bir şekilde haykırıyor:

اَلَا يَعْلَمُ مَنْ خَلَقَۜ وَهُوَ اللَّط۪يفُ الْخَب۪يرُ۟

Yaratan yarattığını bilmez olur mu hiç? İlmi her şeyin bütün inceliklerine kadar nüfûz eden ve her şeyden hakkıyla haberdar olan yalnız O’dur. [4]

O ki, bize bir hayat verdi, o hayatı yaşanabilir kılmak için rızık verdi, zevklenmemiz için eş ve çocuklar bahşetti, işlerimizi görebilmek için bizi birbirimize kardeş etti, düzeni korumak için bizi halife kıldı. Ama biz ne yaptık? İsyan, isyan, isyan!

Oysa o dilemeseydi acaba biz şu yeryüzünde yürüyebilir miydik? Rabbimiz buna atıfta bulunarak şöyle buyuruyor:

 

هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ ذَلُولًا فَامْشُوا ف۪ي مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رِزْقِه۪ۜ وَاِلَيْهِ النُّشُورُ

O Allah ki, yeryüzünü sizin için uysal bir binek hâline getirmiştir. Öyleyse onun omuzları üzerinde rahatça dolaşın ve Allah’ın sizin için hazırladığı nimetlerden faydalanın. Ama sonunda O’nun huzurunda toplanacağınız unutmayın. [5]

Rabbimizin bu beyanına karşılık şöyle bir tefekkür edelim! Dünyanın dönüş hızı değişse hayatımızda ne gibi değişiklikler olur:

Dünyanın 50 - 60 kilometre daha hızlı dönmesi merkezkaç ve yerçekimi kuvvetinin değişmesine neden olur. Aynı zamanda med-cezir sonucu çekilen suların ekvatordan dünyanın merkezine doğru taşınmasına yol açar. Tüm bunlar nükleer felaketler kadar yıkıcı etkilere sebep olabilir. Gezegenimizin dönüş hızı mevsimlerin ve günlerin süresini belirleyen yegane ölçüttür. Hızın artması günlerin 24 saatten daha kısa sürmesine, bir anlamda günlerin çok daha kısa sürmesine neden olur. Bu da insanın ortalama yaşam süresini düşürür. Tersine hızın düşmesi demekte günlerin uzamasına, mevsimlerin ortadan kalkmasına sebep olacağı da bilimsel olarak ortaya konulmuş gerçeklerdir. Bu gibi bir durum meydana geldi mi de deprem, sel ve tsunami gibi felaketlerin çok daha şiddetli yaşanmasına yol açar.

Şimdi anladık mı Rabbimizin beyanını?

Ancak bizler bunca gerçek ortada iken kendimize ve elimizdekilere o kadar çok güveniyoruz ki, Allah’ın emirlerine savaş açmak manasına gelecek birçok hata yapıyoruz!

Bunun bir neticesi olarak bela ve musibetlerle karşı karşıya kalıyor ama yinede akıllanmıyoruz!

Sen ki, Allah’a ve resulüne iman etmek gibi en şerefli hali üzerinde barındırdığın halde Allah’ın düşmanları ile iş tutuyorsun! Kardeşlerine savaş açıyorsun! Onları yanındayız diyerek kandırıyorsun! Faiz, içki, kumar, hırsızlık, adaletsizlik, adam kayırma ve benzeri birçok günahı işlediğin halde zerre kadar pişmanlık duymuyorsun sonrada çıkıp diyorsun ki neden belalar başımızdan eksik olmuyor?

Söyle ey Müslüman sen kendini ne zannediyorsun? Söylesene seni Allah’ın gazabından ne koruyabilir? Veya neye güveniyorsunuz ki şu ayetlerin tecelli etmeyeceğini düşünüyorsunuz?

ءَاَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمُ الْاَرْضَ فَاِذَا هِيَ تَمُورُۙ

Gökte olan zâtın, sizi yerin dibine geçirmeyeceğinden emin mi oldunuz? Bir de bakarsınız, yer çalkalanıp duruyor!

اَمْ اَمِنْتُمْ مَنْ فِي السَّمَٓاءِ اَنْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِبًاۜ فَسَتَعْلَمُونَ كَيْفَ نَذ۪يرِ

Yahut gökte olanın, üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden emin mi oldunuz? Siz, benim tehdidimin nasıl bir şey olduğunu yakında bileceksiniz! [6]

İşte kaç gündür görüyoruz değil mi? Hadi gücün yetiyorsa durdur Allah’ın hükmündeki yağmuru…

Ayette de diyor ya; “Siz, benim tehdidimin nasıl bir şey olduğunu yakında bileceksiniz!” acaba bildik mi? Yoksa buda geçer yahu mu diyoruz?

Söyle bakalım ey insan! Başını gelen musibetlerden kurtulmak istiyor musun?  Öyle ise işte sana formül:

“Kurtlarla avlanıp çobanla ağlamayı bırak!”

Zira burun kan kokusuna alıştı mı leşe de dadanır. Leşe talim edenin kılavuzu kargadır ki onunda burnu nereden kurtulmaz hepimiz de iyi biliriz!

Gel ey insan kaçınılmaz son gelmeden önce iman et, tövbe ile Rabbine dön, pişman olmadan önce acele et!

Zira kıyamet sandığın kadar uzak değil! Öldün kıyametin başladı ve artık geri dönüş imkanı da kalmadı!

Şimdi hala hayattasın, gözün görüyor, kulağın işitiyor, aklın algılıyor ve kalbin karar veriyor! Gel geç olmadan tövbe et, felaketlerden ders çıkar, ona daha iyi bir kul olmak için dünyalıklara yüz çevir, onun için yaşa ve onun rızasını kazanmış şekilde ona var!

Rabbim başımıza gelen iyi veya kötü ne varsa hepsinden ders çıkarabilmeyi nasip eylesin!

Rabbim isyan ile hüsran olmaktan, gazabını çekecek ameller yapmaktan, mahşer yerinde müsriflerden olmaktan hepimizi muhafaza eylesin!

Rabbim bizleri her türlü afetten, savaştan, birbirimize kin beslemekten, kâfir ile birlik olmaktan muhafaza eylesin!

 


[1] Şura 30

[2] Nisa 79

[3]Mülk 13

[4] Mülk 14

[5] Mülk 15

[6] Mülk 16 - 17

Dosyalar

HANİ GÜCÜN NEREDE EY İNSAN
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş