GÜNAH KEÇİSİ
Değerli Müslümanlar:
İnsanoğlu olarak bize verilen hayatı sonsuz bir sermeye gibi görme hatasına düştüğümüz hepimizin tecrübe ettiği bir gerçek olarak önümüzde dursa da anlamadığımız ve yanıldığımız nokta yaşadığımız bu hayatın düşündüğümüz gibi sonsuz bir kredisinin olmadığı gerçeğidir.
Nitekim Rabbimiz buna işaret ederek şöyle buyurmaktadır:
اَلَّذ۪ي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّكُمْ اَحْسَنُ عَمَلًاۜ
O ki, hanginizin daha güzel işler yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. [1]
Ancak insan kendine verilen ömür sermayesini hunharca harcarken vicdanından gelen ve fıtratının gereği olan kötü ameller yapmama dürtüsünü başkalarının hataları ile örterek ilahi hükmü yok saymaya çalışır.
Bu gerçeğin bir yansıması olarak insanlığın varlığının başlangıcından beri kişiler günahlarına bahaneler üretmeye ve bu ürettikleri bahanelerle kendilerini kandırdıklarını şahit olmaktayız.
Oysa Rabbimiz kerim kitabın da bu kimselerin yarın huzur-u mahşerde nasıl şaşkınlık yaşayacaklarını açıkça beyan etmektedir:
وَاِذَا حُشِرَ النَّاسُ كَانُوا لَهُمْ اَعْدَٓاءً وَكَانُوا بِعِبَادَتِهِمْ كَافِر۪ينَ
İnsanlar mahşerde toplandıkları zaman, o yalvardıkları şeyler müşriklere düşman kesilecek ve onların kendilerine tapınmalarını şiddetle reddedeceklerdir. [2]
Aslında insanoğlu bu gerçeği ayın on dördü gibi net şekilde gördüğü halde kendilerini tatmin etmek için günahlarını başkalarına yıkmaya devam ederken kendini Müslüman olarak ifade edenlerinde aynı yolu izledikleri gerçeği kalbimizi yaralamaktadır.
Hani bir deyim vardır ya; “ Günah keçisi” diye! Maalesef bugün tamda bu deyimin karşılığını yaşıyoruz?
Peki! Nedir günah keçisi deyimin anlamı?
Musevilerin en kutsal bayramı olan Yom Kippur'un ana temaları kefaret ve tövbedir. Bu bayramda dualar okunur, kura ile iki keçi seçilir. Biri kurban edilir, kanı kutsal sayılan yerlere serpilir. Diğer keçi ise günah keçisi olur.
Aaron (din adamı) ellerini üstüne koyar ve ulusun günahlarını itiraf eder. Bu keçi sırtında toplumun tüm günahlarını yüklenerek, insanları arkasında günahsız bırakarak uçurumdan aşağı fırlatılır.
Bu ritüel biz Müslümanlar içinde çok tanıdık değil mi?
Bugün maalesef Müslümanların da bir sürü günah keçileri var ve bunlarla kendilerini arındırdıklarını zannetmekte veya böyle yansıtarak kendilerini ve taraftarlarını aldatmaktalar!
Güçlü olanlar yaptıkları günahları güçsüz olanlara yüklemek yolu ile kendilerini arındırırken, olayların dışındaymış gibi birde adaletten bahsetmekteler. Oysa bugün gerçek bir adalet olsaydı ne Gazze’de kan akar, ne de Siyonist katiller bu kadar pervasız davranabilirdi.
Bir insan ve bir Müslüman olarak yaşadığımız çağın modern bel’amları karşısında toplumun tepkisizliği veya savunma mekanizmaları İslam’dan ne kadar uzak bir toplum haline geldiğimizin belki de en açık göstergelerinden biri olarak bizi dumura uğratmaktadır.
Her şeye bir savunmamız, her günaha bir fetvamız, her haksızlığa kendimizce adalet sağladığımız bir hükmümüz var!
Bu noktada sormamız gereken soru şu; gerçekten Allah katında hesabımız bu kadar kolay olacak mı?
Zinaya, içkiye, hırsızlığa, adam kayırmaya, kamu malına zarar vermeye, Allah’ın hükmüne aykırı bir çok günaha karşılık ne diyoruz?
Falancalar şöyle yaptı ama bizim yapanımızı bak biz nasıl temizledik! Biz yapıyoruz ama onlar gibi değiliz! O yaptı ama bir sor bakalım niçin yaptı! Gibi bir sürü saçma ifadeler ile arınmaya çalışıyoruz ama mahşer yerini unutuyoruz…
Hiçbir günahkâr, başkasının günahını yüklenmez ve onunla yargılanmaz. Ağır bir günah yükü altında ezilen kimse, yükünü taşımak için başkasını yardıma çağırsa, bu çağırdığı kimse akrabası bile olsa, onun günahından en küçük bir şey yüklenemez.
Bu gerçek ortada iken biz saatlerce hatta günlerce anlatsak bile, kişi sevdiğine kondurmak istemediği günahlar sebebi ile yine ölümüne aşkım demeye devam ediyor. Zaten Rabbimizde ayetin sonunda bize bu gerçeği haykırarak şöyle buyuruyor:
Sen ancak görmedikleri halde Rablerinden korkan ve namazı dosdoğru kılan kimseleri uyarabilirsin. Artık kim günahlarından temizlenirse kendi iyiliğine temizlenmiş olur. Nihâî dönüş yalnız Allah’a olacaktır. [3]
İşte hocam sende dedin “ namaz kılanlar” yanlış yapmaz deme sakın! Ayette bahsedilen dosdoğru bir namaz, günaha set edilen bir namaz değil!
Çünkü gerçek namaz insanı kötülük ve fuhşiyattan koruduğunu Rabbimiz açıkça ifade ediyor.
Peki! Olması gereken ne?
Peygamber evladı bile olsa şeriatın emrini uygulamak! Şeriatın emri ise “ kızım fatıma da olsa elini keserim” diyen Allah Resulünün adalet anlayışıdır.
Hocam her yerde bu ifade geçiyor nedir bunun hikayesi? İşte o hikaye;
Mekke’nin fethi sırasında hırsızlık yapan bir kadının durumu Kureyş’i oldukça endişelendirmişti.
“–Bu kadın hakkında Resûlullah (s.a.v) ile kim konuşabilir?” diye soruşturdular. Sonunda:
“–Buna Allah Resûlü’nün çok sevdiği Üsâme bin Zeyd’den başkası cesâret edemez” dediler.
Kadın Allah Resûlü’nün huzûruna getirildi, Üsâme onun hakkında Resûlullah (s.a.v) ile konuştu. Efendimiz’in yüzü renkten renge girdi ve:
“–Allah’ın hadlerinden birini düşürmem için mi şefaat ediyorsun?” buyurdular. Üsâme yaptığına hemen pişman oldu ve:
“–Ya Resûlallah, benim için istiğfar ediver!” dedi.
Akşam olunca Resûlullah (s.a.v) ayağa kalktılar, Allah Teâlâ’ya lâyıkı vechile hamd ü senâda bulunduktan sonra şu hitâbede bulundular:
“–Sizden öncekiler, ileri gelenlerden biri hırsızlık yaptığı zaman onu cezâlandırmadıkları, zayıf biri hırsızlık yaptığı zaman ise ona hemen had tatbik ettikleri için helak oldular. Bana gelince, nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim ki, şayet Muhammed’in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı muhakkak elini keserdim.” [4]
Bugün de güçlünün af edildiği, güçsüzün cezalandırıldığı bir ortamda ortalığı toz duman olması kaçınılmaz bir sonuçtur. Belki farkında değiliz ama Allah Resulünün de belirttiği üzere helak oluyoruz. Ne şahsiyetimiz kaldı, ne de karşımızdaki düşmana korku salacak bir asaletimiz!
Çünkü bizler hak olanı yapmak yerine batıl olana kılıf arama derdine düştük!
Peki! Suç sadece maddi güçleri ile cürüm işleyenler de mi? Yoksa bu cürmün işlenmesinde bizim de dahlimiz var mı?
Bu soruya cevabımız; evet! Bizim dahlimiz var hatta baş müsebbib biziz!
Nasıl? Bizler sizlere diyoruz ki, faiz haramdır! Kul hakkı günahdır! Hırsızlık haramdır! Zina toplumu ifsat eden bir beladır! Bedava cennet yoktur! Cehennem gereksiz değildir!
Siz ne yapıyorsunuz? Her gördüğünüz yemi ikram sanıyorsunuz! Sonra da yandık diye bağırıyorsunuz! Ne demek istediğimizi anlamanız açısından bugün yaşadığımız borsa, kredi, faiz ve benzeri olayları bir hikaye ile anlatmak yerinde olacaktır:
Çok sayıda maymunun yaşadığı köye bir tüccar gelir. Bu tüccar maymunları satın almak istediğini söyler. Bir tane maymuna ise 100 USD vereceğini açıklar.
Adamın deli olduğunu düşünen köylüler, başlarda adama inanmasa da içlerinden birkaç tanesi maymun yakalayarak yanına gider. Tüccar ise maymun başına 100 USD ödeme yapar. Bu hikâye ise köyde hızla yayılır.
Tüccar artık maymun başına 200 USD ödeyeceğini belirtir. Bunun üzerine maymun toplayıp tüccarın yanına giden kişi sayısı da hızla artar.
Tüccar bir kez daha fiyat artırımına gider ve bu sefer 500 USD ödül dağıtmaya başlar. Fakat köyde son maymunlar kalmıştır. Köylüler birbirleri ile yarışarak gece gündüz demeden maymun yakalamaya başlarlar.
Ertesi gün eve döneceğini ama kısa süre sonra geri döneceğiniz açıklayan tüccar maymun başına da 1000 USD ödeyeceğini açıklar. Köylüler bir anda mutsuzlaşır çünkü ellerinde satacakları maymun kalmamıştır.
Tüccarın evinde çalışan bir eleman köylülerle pazarlık eder. Tüccarın satın aldığı maymunları köylülere 700 USD’den satar. Köylüler de 300 USD kârla geri satacaklarını öğrenince tüm maymunları satın alır. Kimi elindeki tüm malı mülkü satarak maymun alırken kimi de tefecilerden borç alır.
Uzun süre elindeki maymunlara iyi bakan köylüler, tüccarın bir türlü geri dönmemesi üzerine tüccarın evine giderler. Burada çalışan eleman da artık ortada yoktur.
Maymun başına 700 USD ödeyen köylüler bir güzel kandırılmış ve borç batağı içerisinde kalmıştır. Unutmayın bedava peynir sadece fare kapanında olur.
Bugün maalesef yaşadığımız olaylar tamda bu hikayedeki olaylarla aynı durumda!
Rabbim bize aklını kullanan, alın teri ile kazanan, harama tevessül etmeyen bir iman nasip eylesin!
Rabbim hak yiyen kim varsa onları da ıslah eylesin!
[1] Mülk 2
[2] Ahkaf 6
[3] Fatır 18
[4] Müslim, Hudûd, 8-9