Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

MÜSLÜMANIN “VAR” ODASI

Değerli kardeşlerim:

İnsanoğlu gelişen teknoloji ile hayatında birçok yenilikle karşı karşıya kalırken, yeni düzene ayak uydurmak adına hayatında birçok değişikliğe gitmektedir. Bugün yaşam alanlarımızın her bir alanı kameralar ve benzeri aletlerle kayıt altına alınırken, kişiler bu sebeple hal ve hareketlerine daha dikkat etmek zorunda kalarak bir bakıma kısıtlanmaktadır.

Ancak insanoğlunun unuttuğu şey aslında insanın ilk var edildiği andan itibaren kısıtlandığı ve gözetlendiği gerçeğidir.

Rabbimiz bu gerçeğe işaret ederek şöyle buyurmaktadır:

اِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌؕ

 Hiç kimse yoktur ki üzerinde bir koruyucu, bir denetleyici (Melek) bulunmasın.” [1]

Hal böyle iken hemcinslerinin takibinden korkarak hayatında yapacağı hataları kısıtlama yoluna giderken her şeyi var edip, kurallarını ortaya koyan Rabbine karşı umursamaz olması onun Rabbinin nimetlerine karşı ne kadar da nankör olduğunu göstermektedir.

Kulların silahından, gücünden, makamından, teknolojisinden korkan ey insan! Sizi Allah’ın gazabından ne koruyor ki, ondan korkmamayı tercih ediyorsunuz?

Hâlbuki Rabbin açık bir beyanla kendine meydan okuyan kullarına şu uyarıyı yapıyor:

اَفَاَمِنْتُمْ اَنْ يَخْسِفَ بِكُمْ جَانِبَ الْبَرِّ اَوْ يُرْسِلَ عَلَيْكُمْ حَاصِباً ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ وَكٖيلاًۙ 

“Peki O’nun sizi karada yerin dibine geçirmeyeceğinden yahut başınıza taş yağdırmayacağından emin misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.”

اَمْ اَمِنْتُمْ اَنْ يُعٖيدَكُمْ فٖيهِ تَارَةً اُخْرٰى فَيُرْسِلَ عَلَيْكُمْ قَاصِفاً مِنَ الرّٖيحِ فَيُغْرِقَكُمْ بِمَا كَفَرْتُمْۙ ثُمَّ لَا تَجِدُوا لَكُمْ عَلَيْنَا بِهٖ تَبٖيعاً

“Yahut sizi bir defa daha denize döndürüp üzerinize bir kasırga göndererek -inkâr etmeniz sebebiyle- sizi boğmayacağından emin misiniz? O zaman bize karşı size arka çıkacak birini de bulamazsınız.” [2]

Biz bu hayata eğlence için gelmediğimiz gibi, sebepsiz de var edilmedik! Bizim bir görevimiz ve sonunda hesap vereceğimiz bir günümüz var!

Rabbimiz o güne atıfta bulunarak şöyle buyuruyor:

اَلَّذٖي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيٰوةَ لِيَبْلُوَكُمْ اَيُّـكُمْ اَحْسَنُ عَمَلاًؕ وَهُوَ الْعَزٖيزُ الْغَفُورُۙ

“Hanginizin davranışça daha iyi olduğunu denemek için ölümü ve hayatı yaratan O’dur. O, güçlüdür, çok bağışlayıcıdır.” [3]

Ancak bizler öyle bir hayat sürüyoruz ki, dünyada kan gövdeyi götürürken, insanlık yok olurken, vicdanlar kapkaranlık olurken, Müslümanlar türlü zulümlerle yok edilirken futbol maçlarında ki var odası kadar gündem edilmiyor.

Neyin gol, neyin ofsayt olduğunu tartışıyoruz da, her hareketimizin ofsayt olduğunu fark etmiyoruz!

Allah’ın haram kıldıklarından olan kumarın sponsor olduğu ve üzerinden bahisler yapılıp insanları soymanın aleti olan futbol müsabakalarına verdiğimiz önemin binde birini inancımıza ve emirlerine yer vermiyoruz.

Peki! Ama bu hastalıklarımız Rabbimiz tarafından sorgusuz mu bırakılacak?

Şimdi bakıyoruz öyle kardeşlerimiz var ki, her şeyi futbol olmuş!

Gel şu fakire para ver desek kabul etmez, Allah rızası için gidilecek bir yolu yorucu bulur, kardeşlerinin dertlerini umursamaz sonrada sorunca ben müslümanım der!

İşin aslına baktığımızda küçük gördüğümüz bu hallerin hepsinin bir karşılığı vardır. Nitekim Allah Resulü s.a.v bu hususta şöyle buyurmaktadır:

“Küçümsenen yanlış davranışlardan uzak durmaya bak, zira Allah bu tür davranışların da hesabını soracaktır.” [4]

Hileye açık ve kumara vesile olan futbol maalesef bugün insanımız hayatının tamamı kuşatırken, müslümanım diyen kimselerin bu kuşatmayı yaramayıp futbol topunun etrafında dönen pervaneler haline gelirken, camile boş, kuran mahsun, kardeşlik hukuku delik deşik ama biz yine de müslümanız?

Dediklerimizden şu anlaşılmasın! Biz kişilerin kendi arasında futbol oynamasından veya benzeri spor faaliyetleri yapmasından yana bir haramlıktan bahsetmiyoruz! Ancak işin içine kumar, çıplaklık, hile, ibadetin aksatılması, hükümlerin unutulması gibi fiiller ortaya çıktığında bunun Allah’a isyana dönüşeceğini ifade ediyoruz!

Görüyorum ve de utanıyorum!

Birçok kimsenin futbol maçlarındaki hakem hatalarını, var odası kararlarını, takımların idare heyetini konuştuğu kadar kulluk vazifelerinde ki eksiklikleri konuşmuyor ve düzeltilmesi gereken hallerini düzeltmek için çaba sarf etmiyor.

Hele bir de çıplak kadınlarımızın spor adına giyindikleri iç çamaşırlı hallerini iç çekerek seyrederek izleyen hacı ağabeylerin, şunu başardık diye paylaşımlar yapmasını anlamıyorum, inancıma ve de değerlerime yediremiyorum.

Nereye gidiyoruz beyler!

Nene hatunlar, kara Fatmalar ve benzeri analarımız niçin mücadele verdiler, Sütçü İmam neden kurşun sıktı, Çanakkale de dedelerimiz niçin mücadele verdi?

Peki! Hata yaptığımız söylüyorsun hocam ama biz bunu farkında değiliz! Bu hatamızı nasıl anlayacağız diye sorarsanız kaideyi Allah Resulü s.a.v şöyle ortaya koyuyor:

“(Takva sahibi) bir mümin, işlediği küçük bir günahı bile tepesinde dikilip üzerine düşeceğinden korktuğu bir dağ gibi görür. Buna karşılık günahı kanıksamış (Münafık) kimse onu burnunun üzerinden geçen sinek gibi kabul eder.” [5]

Bizim kendimize soracağımız soru günahı dağ olarak mı görüyoruz, yoksa burnumuzun tepesine konan bir sinek mi görüyoruz?

Buradan kardeşlerime seslenerek diyorum ki, bu kadar sıkıntı varken futbol ve benzeri zevklere zaman ayırır ve asli göreviniz olan kulluk görevlerinizi aksatırsanız, paranızla kumara alet olan faaliyetleri desteklerseniz, mahrem olmayan kişileri seyre dalarsanız bugün zalime yemek veren o meşhur markanın reklamındaki replikle karşı karşıya kalırsınız!

“ Ateş sizi çağırıyor!”

Gelin geç olmadan kendimizin ve ümmetin bunca derdi varken boş işlere zaman harcamak yerine ahrete hazırlık yapalım!

Gelin dünyayı daha güzel ve daha adil olması için mücadele verelim!

Gelin yok olan değerlerimizi yeniden hayatlarımıza oturtturalım!

Rabbim kulluk vazifesini unutup da haramlara kayanlardan olmaktan bizleri muhafaza eylesin!

Rabbim nurunla bakacak feraseti kazanabilmeyi nasip eylesin!

Rabbim hakça yaşayabilmeyi ve hak üzere kendine dönebilmeyi hepimize nasip eylesin!

 

 


[1] Tarık 4

[2] İsra 68 - 69

[3] Mülk 2

[4] Müsned, V, 331; İbn Mâce, Zühd, 29

[5] Buhârî, “Daʿavât”, 4

Dosyalar

MÜSLÜMANIN VAR ODASI
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş