Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

YALANIN AĞZINA YUVA YAPTIĞI KİMSELER

Değerli kardeşlerim:

Bir arada yaşamak üzerine var edilen bizlerin toplum hayatında uyması gereken bazı kurallar ve kaideler vardır. Bakıldığında bu kuralların çoğu insanı sınırlandırdığı ve özgürlüklerini elinden alındığı gibi bir intiba uyandırır. Ancak bu kurallar toplumların bir arada yaşamasını sağlayan ve karşılıklı hakların korunmasına olanak sağlayan olmazsa olmaz insani değerlerdir.

İnsani değerlerin en başında da doğru söz ve bireylerin kişilik haklarının korunması gelir.

İşte bu noktada Müslüman’ın uyması gereken en temel kuralı Rabbimiz şöyle beyan ediyor:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ

“Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve her zaman doğru ve yerinde söz söyleyin.” [1]

Böyle yapmakla elde edeceğimiz kârı da yine Rabbimiz kerim kitabında ortaya koyarak şöyle buyuruyor:

يُصْلِحْ لَكُمْ اَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ

“Böyle yapın ki Allah, amellerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın.” [2]

Ancak nefis taşıyan ve şeytanın tuzaklarına karşı aldanan bizler Rabbimizin affına karşılık nefsimizin ve şeytanın hilelerine düşüyoruz. Bunun da ilk safhası olarak düşüncelerimizi iyi niyet çerçevesinde değerlendirmememiz olduğunu görüyoruz.

Halbuki Allah Resulü s.a.v bizlere altın kuralı belirterek şöyle beyanda bulunuyor:

“Zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalan olanıdır.” [3]

Hal böyle olduğu halde bizler bahanelerin arkasına sığınmaya devam ediyoruz ve şöyle bir savunma mekanizması geliştiriyoruz:

“ Herkes yapıyor ne olacak ki?”

Böyle bir bahanenin arkasına sığınanların yarın nasıl zor bir hesapla karşı karşıya kalacaklarını yüce Rabbimiz şöyle beyan ediyor:

وَاِنْ تُطِـعْ اَكْثَرَ مَنْ فِي الْاَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَبٖيلِ اللّٰهِؕ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ

“Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. Çünkü onlar zandan başka bir şeye tâbi olmuyorlar ve temelsiz bir tahminden başka bir şeye de dayanmıyorlar.” [4]

Zan denilen düşüncenin dışarı yansıması ise çoğu zaman yalan olduğunu tecrübe ettiğimiz hayatımızda; bir Müslüman için izlenmesi gereken kurallar dinimiz tarafından açık bir şekilde ortaya koyulmuştur.

Bu kuralların içinde bilinmesi gereken ilk husus insanın günaha açık bir varlık olarak hata yapabileceği gerçeğidir.

Ancak Müslüman Rabbinin rızasına varıp, günahlarından arınmak istiyorsa muhakkak yalandan uzak durması gereklidir. Bu noktada Allah Resulü s.a.v’ in şu beyanı çok dikkat çekicidir:

“Safvan İbnu Süleym (r.a.) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dedik, mü'min korkak olur mu?"

"Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:

"Evet!" buyurdular. Biz yine:

"Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! Buyurdular.” [5]

Efendim! Biz yalan söylüyoruz ama kimseye zararımız yok diyenler Allah Resulü s.a.v’ in şu beyanına kulak vermeleri gerekir:

“Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona, yazık ona!” [6]

Daha öncede birçok sefer ifade ettiğimiz üzere yalan söylenebilecek yerler kısıtlanmıştır. Bunlar karı kocanın arasını düzeltmek, küskünleri barıştırmak ve düşmanı yanıltmak amacı ile söylenen yalanlardır. Bunun dışında söylenecek yalanlar kişiye vebal yükleyeceğine dair Rabbimizin birçok beyanı vardır.

Bu beyanların içerisinde insanın af kapısında geçmesine engel olacak ve büyük bir vebal yüklenmesine sebep olacak en tehlikeli yalan iftiraya dönüşendir. Bu noktada Rabbimizin şu beyanı bugün pervasızca suçlamalarda bulunan sözde Müslümanlara açık bir mesaj vermektedir:

وَمَنْ يَكْسِبْ خَطٖٓيـَٔةً اَوْ اِثْماً ثُمَّ يَرْمِ بِهٖ بَرٖٓيـٔاً فَقَدِ احْتَمَلَ بُهْتَـاناً وَاِثْماً مُبٖيناًࣖ 

“Kim de bir hata veya günah işler, sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa şüphesiz ağır bir iftira suçunu ve apaçık bir günahı yüklenmiş olur.” [7]

Zafere giden yolda her şey mubahtır anlayışı ile yol alan kardeşlerimiz ne ile karşılaşacağınızı dikkatlice dinleyin! Zira dikkate almadığınız bu günah yarın sizi mahşer yerinde büyük bir kayıpla karşı karşıya bırakacağını Allah Resulü s.a.v şöyle ortaya koyuyor:

“Allah Resulü s.a.v:

“Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sordu. Ashap:

- Bizim aramızda müflis, parası va malı olmayan kimsedir, dediler. Allah Resulu s.a.v:

“Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelip, fakat şuna sövüp, buna zina isnat ve iftirası yapıp, şunun malını yiyip, bunun kanını döküp, şunu dövüp, bu sebeple iyiliklerinin sevabı şuna buna verilen ve üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilip sonra da cehenneme atılan kimsedir” buyurdular.” [8]

Allah Resulün beyanına karşılık bir düşünelim bizler ne yapıyoruz?

  • Siyasi ve sosyal konumlarımızı korumak adına yalan konuşuyoruz
  • Kişilerin önümüze engel olarak çıkmalarını sağlamak için iftira atıyoruz.
  • Elde etmek istediğimiz çıkarlara ulaşmak için yeri geldi mi daha da ileri giderek kaba kuvvet uyguluyoruz.
  • Yaptığımız yanlışlıkları kıldığımız namaz, okuduğumuz kuran ve verdiğimiz zekât ile örtmeye kalkıyoruz.
  • İnsanları aldatma konusunda başarısız olduğumuz taktir de insanların duygularındaki değerleri kullanarak karşımızdakileri yaftalıyoruz.
  • En acısı ise insanları Allah ile kandırmaya çalışıyoruz.

Peki! Gerçekten iman taşıyan veya taşımak için çaba sarf eden kimse ne yapmalı?

  • Az önce saydığımız hususları yapan kişi ve kurumlardan uzak durmalı
  • Bulunduğu ortamda bu halleri taşıyan kimseler varsa oradan uzaklaşmalı
  • Kendini Rabbine yaklaştıracak kimselerle dostluk ve arkadaşlık kurmalı
  • Çıkar birlikteliğine dayalı her hususu düşüncesinden ve hayatından uzak tutmalı

Çünkü Müslüman dediğimiz kimsenin şahsiyet ve karakterini belirleyen hususlar bunlardır. Nitekim her hususta insana uyması gerekenleri ortaya koyan Rabbimiz bu noktada da biz iman ettim diyenlere kulağımıza küpe olacak bir öğüt veriyor:

وَالَّذٖينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَۙ وَاِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَاماً

“Onlar, yalana şahitlik etmeyen, faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman, vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.” [9]

Kerim kitabımızı her okuduğumda beyanları ile beni mest ederken, her seferinde bana ayrı bir ders veriyor. Bu dersi hem anlamak, hem de hayatımıza tatbik etmek hem bizler, hem de sizler açısından hayatın daha anlamlı hale gelmesi için olmazsa olmaz olduğunu açık yüreklilikle ortaya koymak gerekiyor.

Rabbim bizleri yalan söylemekten, iftira atmaktan muhafaza eylesin!

Rabbim bizleri yalanla karşılaşmaktan ve iftiraya uğramaktan muhafaza eylesin!

Rabbim bizleri doğru yoldan ayırmasın

 


[1] Ahzap 70

[2] Ahzap 71

[3] Buhârî, Vasâyâ 8, Nikâh 45, Ferâiz 2, Edeb 57, 58; Müslim, Birr 28.

[4] En-am 116

[5] Muvatta, Kelam, 19, (2, 990)

[6][6] Ebu Davud, Edeb, 40/ 88, (V, 265)

[7] Nisa 112

[8] Müslim, Birr 59.

[9] Furkan 72

Dosyalar

YALANIN AĞZINA YUVA YAPTIĞI KİMSELER
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş