Facebook sayfamız
Facebook sayfamız
Facebook sayfamız
Facebook sayfamız

15. DERS | BİRİNCİ AKABE BİATI

Değerli Müslümanlar:

Her gecenin mutlaka bir sabahı olduğu gibi her zorlu imtihanın ardında da bir güzellik vardır. Bunu birçoğumuz kendi hayatında tecrübe etmiştir

 Sabırla yoğrulan, mücadele ile taçlanan her imtihan berekete, isyanla karşılanan veya yılgınlıkla karşılanan her imtihanda felakete sürükler.

Zorlu bir 10 yılın ardından Rabbimiz Aziz kuluna ve Müslümanlara Yesrip’in kapısını aralamak üzereydi.

Peki! Adı daha sonra Medine olacak Yesrip neresiydi?

Allah Resulünün dayıları olan Neccar oğullarının yurduydu Yesrib, aynı zamanda da babasının mezarının bulunduğu yerdi. Bu açıdan bakıldığında Medine Peygamber efendimize yabancı bir yer değildi.

Medine’nin nüfus çeşitlilğine baktığımızda:

Medine’nin merkezinde Evs ve Hazreç kabileleri yer alıyordu. Bunlar Yemen’den gelen iki kardeşten meydana gelmiş iki kabileydi. Ayrıca Medine’nin kenar mahallelerinde Yahudilerin de kaleleri mevcuttu.

Daha önceleri Medine’ye hakim olan Yahudiler, Hıristiyan Roma’ya bağlı Suriye’deki güçlerin yardımı ile Evs  ve Hazreç kabilelerine hakimiyeti kaptırmışlardı.

Kendi çıkarlarını elde etmek her şeyi yapmaktan çekinmeyen bir kavim olan Yahudiler iki kabile arasında kavgayı sürekli körükleyerek kendi kontrollerinde olmalarını sağlıyorlardı.

Öyle ki, Yahudilerin kışkırtmaları sonucunda iki kabile arasında 100 yıldır süre gelen bir çatışma vardı. Öyle bir savaş ki iki taraftan da yüzlerce kişinin ölmesine sebep olmuştu.

Aralarındaki gerilimin had safaya çıktığı bir anda kendilerine müttefik aramak için Mekke’ye gelen Hazreçliler bu sırada tebliğ görevinde bulunan Allah Resulünü dinlemiş ve içlerinden en genci olan İyas Bin Muaz bu tebliğe cevap vererek Müslüman olmuştu.

Hazreçli Bu ekip Yesrip’e dönünce Hazreç ile Evs arasında şiddetli bir çatışma çıkmış. Çatışma sonucu birçok ölü, zarar görmüş hurmalıklar ve evler durumu içinden çıkılmaz bile getirmişti.

Bu durumu fırsat bilen Yahudilerin daha da güç bulması karşısında iki kabile artık çatışmayı bitirip birlik olmanın gerekli olduğuna karar verdiler.

Bu birliktelikte Krallık tacın takmaya hazırlanan kişi ise daha sonra münafıkların başı olacak olan Abdullah İbni Selül’den başkası değildi.

Daha sonraki süreçte münafıkların başı olan Abdullah İbni Selül’ün bu işi yapıyor olmasının ana sebebi koltuğunun elinden alınmasıydı.

Peygamberliğin 11.yılı hac mevsimi geldiğinde Hazreç kabilesinden Mekke’ye gelenler Peygamber efendimizin tebliğine denk gelip de Yahudilerin gelecekte bir peygamber gelecek diye tehdit edipte özelliklerini haber verdikleri işaretleri Allah Resulü s.a v’ de görünce dediler ki:

  • İşte bu Yahudilerin bizi tehdit ettikleri peygamberdir.

 Zira onlar özelliklerini ve Tevrat’taki ayetleri Yahudilerden tekrar tekrar dinlemişlerdi.

Dediler ki:

  • İşte bu o peygamberdir ona uymakta gecikmeyelim ki bu şerefe biz nail olalım.

Hazreç kabilesine mensup bu kimseler Allah Resulü s.a.v’ e gelerek:

  • Ey peygamber biz kavmimizi kötü bir halde bıraktık ve öyle ki, onların düşmanlıkta bir hudutları yok, belki senin sayende birleşiriz!

 Diyerek Allah Resulü s.a.v’ e iman ettiler. İlk iman eden Hazreçli bu kimselerin sayısı 6 kişiydi. Bunlar:

  • Esad Bin Zürare
  • Rafi Bin Malik
  • Avf bin Haris
  • Kutbe bin amir
  • Ukbe bin amir
  • Haris bin Abdullah

İşte bu 6 kişi Medine’de iman ateşini yakmaya başladılar.

Peygamberliğin 12.yılında hac mevsiminde daha önce Müslüman olan 5 kişinin de içinde bulunduğu 12 kişi Akabe denen yerde Allah Resulü s.a.v ile gizlice buluştular.

Allah resulü onlardan şu kaideler üzerine biat aldı:

  • Allah'a şirk koşmamak
  • Hırsızlık yapmamak
  • Zina etmemek
  •  Irza geçmemek
  • Çocukları öldürmemek
  • İftira atmamak
  • Doğru şeyler de peygambere itaat etmek

Bu kaideler cahiliye toplum için çok şey ifade etmekteydi. Çünkü bu rezil durumlar toplum için gayet sıradan hallerdi.

Allah Resulüne az önce ifade ettiğimiz kaideler üzerine biat edenlerin sayısı 12 kişiydi. Bunlar sırası ile şu kimselerdi:

HAZREÇ KABİLESİNE MENSUP OLANLAR:

  • Esad Bin Zürare (Medine’nin önderlerinden bir kimseydi)
  • Rafi Bin Malik
  • Avf bin Haris
  • Kutbe Bin Amir
  • Ukbe Bin Amir
  • Muaz Bin Haris
  • Zevkan Abdi Kays
  • Ubade Bin Sabit
  • Yezid Bin Salebe
  • Abbas Bin Ubade

EVS KABİLESİNE MENSUP OLANLAR:

  • Ebu’l Eysem
  • Eveyb Bin Saide

Biat edenler kendilerine dini öğretmek için bir kişi istediklerinde Allah Resulü s.a.v Musab Bin Umeyr’i onlara muallim olarak verdi.

Musab nazik ve alçak gönüllü, zeki bir gençti. Kabilesinden çıkan ilk öğretmendi.

Musab Esat Bin Zürare’nin evinde kalıyor. Müslüman olanların evlerine giderek dini öğretiyor, yumuşak huyu ve ahlaki ile İslam’ın ışığı oluyordu.

İslam'ın daha geniş kitlelere ulaşması için muhakkak önderlerinin de İslam’a girmesi gerektiğini farkındaydı. İşte bu noktada iki ismin iman etmesi çok önemliydi bunlar:

Esad Bin Zürare’nin teyzesinin oğlu Sad Bin Muaz ve Useyd Bin Hudayr'den başkası değildi.

Bir gün Musab ve Esad Bin Zürare Beni Zafer hanelerinden birinde tebliğ yaparken Useyd Bin Hudayr geldi ve dedi ki:

  • Maksadınız nedir? Neden insanları atalarının dininden döndürüyorsunuz diyerek sert bir dille uyardı.

Musab ona hitaben:

  • Otur bir dinle beğenmezsen çeker gideriz.

Dinledikleri karşısında kalbi yumuşayan Useyd:

  •  Bu ne güzel kelamdır.

 Dedi ve iman etti. Sonrasın da sözlerine şöyle devam etti:

  • Size birini göndereceğim. O Müslüman olursa din her yere yayılır.

Az sonra Sad Bin Muaz'ı alarak geldi. Sad kızgın bir halde Esad bin Zurare'ye:

  •  Akraba olmazsak sana yapacağımı bilirdim.

 Diyerek çıkıştı.

Musab ona hitaben:

  • Bir dinle eğer beğenmezsen o zaman istediğini yaparsın.

Dinlediklerinden etkilenen Sad Müslüman oldu. Onun sayesinde hem kavmi, hem de Musab ile beraber yaptıkları çalışmalar neticesinde neredeyse her evde Müslümanların ışığı yanmaya başladı.

İşte bu Medine İslam Devleti’nin ayak sesleriydi.

 

 

 

 

 

Dosyalar

BİRİNCİ AKABE BİATI
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş