Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

İSTANBUL’UN FETHİNDEN GÜNÜMÜZE MESAJLAR

Değerli Müslümanlar:

Tarih insanlık için bir ders ve ibret tablosudur. Yaşanan her olay gelecekte karşılaşılacak aynı türde olaylara karşı nasıl hareket edilmesi gerektiğine dair tecrübeleri barındır. Onun için tarih tekerrür eder ifadesini çokça kullanırız.

Bizler için çok önemli manaları barındıran ve insanlık tarihine yeni bir çağ açan bir fethin yani İstanbul’un fethinin yıldönümündeyiz. Bu fetih niçin bu denli önem arz ediyordu, verilen savaş neyin mücadelesi idi. Bunların çok yönlü irdelenmesi geleceğimiz açısından çok önemli veriler ortaya koyacağı bir gerçektir.

Şu bilinmeli ki, ecdadımız üç kıtada hüküm sürerken meselesi toprak kazanıp, servet elde etmek değildi. Çünkü onlar Rabbimizden gelen şu hükmü biliyor ve bu hükmü uygulama çabası içinde ömrünü at sırtında geçiriyorlardı:

وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّى لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ لِلَّهِ فَإِنِ انْتَهَوْا فَلَا عُدْوَانَ إِلَّا عَلَى الظَّالِمِينَ

Fitne tamamen yok edilinceye ve din (kulluk) de yalnız Allah için oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve saldırı yoktur.[1]

Bu ayetin hükmü gereği zalimle mücadele ederken mazlum olan gayri Müslim bile olsa yardıma koşmayı görev bilen atalarımız, yine İslam’ın bir şiarı olan yaşlıya, kadına, çocuğa, hayvanlara, ekinlere, silahsız kimselere zarar verilmemesi hususuna riayet etmiş, bir kimsenin meyve bahçesinde bir lokma bile alsalar parasını bırakmayı bir görev bilmişlerdir.

Bu hassasiyeti ortaya koyan atalarımız söz konusu zalimler olunca da şu ayetin hükmünü uygulamada sert ve kavi olmuşlardır:

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِقِينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْ وَمَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ وَبِئْسَ الْمَصِيرُ

Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla cihad et. Onlara karşı katı ol. Onların varacakları yer cehennemdir ve orası ne kötü bir yerdir.[2]

İşte bu niyetlerle yola çıkan ecdadımız ta Malazgirt’ten başlayan bir mücadele ile bir hedefe ulaşma ve müjdeye nail olma sevdasındaydılar.

Allah Resulü o müjdeye şöyle başlamaktaydı:

إِنَّكُمْ مَنْصُورُونَ، وَمُصِيبُونَ، وَمَفْتُوحٌ لَكُمْ، فَمَنْ أَدْرَكَ ذَلِكَ فَلْيَتَّقِ اللَّهَ، وَلْيَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ، وَلْيَنْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ

Ey ashabım! Siz Allah'ın nusretine mazhar olacaksınız. Mala, mülke kavuşacaksınız, ganimetler elde edecekseniz. Sizin önünüz açılacak; diyarlar, beldeler sizin olacak! [3]

فَوَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ لَتُفْتَحَنَّ عَلَيْكُمْ أَرْضُ فَارِسَ وَالرُّومِ

…Nefsimi kudret elinde tutan Allah’a yemin olsun ki, sizlere Fars ve Rum toprakları sizlere açılacaktır… [4]

Allah Resulü bu ifadelerin peşinde asıl heyecan veren şu beyanını ortaya koymaktaydı:

لَتُفْتَحَنَّ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ، فَلَنِعْمَ الْأَمِيرُ أَمِيرُهَا، وَلَنِعْمَ الْجَيْشُ ذَلِكَ الْجَيْشُ

 İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel ve onu fetheden asker ne güzel askerdir. [5]

İşte bu müjdeye nail olmak için asırlarca birçok Müslüman devlet İstanbul surlarına dayanmış ve o methedilen komutan ve asker olmak istemiştir.

Eba Eyyüp el Ensari’yi de doksan yaşında İstanbul’a getiren ve orda şehit olmaya nail kılanda bu müjdeydi.

Ancak fitnenin ve zulmün merkezi haline gelen Bizans’ın kaleleri geçit vermiyordu.

İşte bu noktada Fatih Sultan Mehmet’in yaptığı hazırlıkları irdelemek biz ve geleceğimiz olan evlatlarımızın izlemesi gereken yolu kavraması açısından tam bir ders niteliğindedir.

2. Murat’ın oğlu olan Mehmet kendini bildiği andan itibaren İstanbul’u alma hayali kuran bir kimseydi.

Babası 2. Murat’ta bu hayal içinde olsa da aldıkları bazı işaretler neticesinde evladını o kutlu fethe hazırlamak için devrin en iyi hocaları ile onu donatmıştı.

Devrin en önemli âlimleri Molla Hüsrev, Molla Gürani, Akşemseddin, Molla Hayreddin, Hasan Çelebi’den dersler almıştır. Hatta Şehzade Mehmet’in hocaları arasında Bizanslı ve İtalyan hocalar bile vardı. Yedi yabancı dil bilirdi. (Arapça, Farsça, Latince, Yunanca, Sırpça vb.)

Oğlundaki cevheri gören 2. Murat daha 12 yaşında iken onu Manisa’ya vali olarak atayarak tecrübe kazanmasını istemişti.

2. Murat kısa zaman sonra da tahtı ona bırakmıştır. Çünkü tek isteği İstanbul’un fethini görmekti.  Ancak genç Mehmet’in tahta geçtiğini fırsat bilen Hıristiyanlık âlemi yeni bir haçlı ordusu teşkil edip Osmanlı topraklarına girmesi üzerine Fatih, babasına yazdığı mektupla yeniden devletin başına geçmesini talep etti.

Fatih’in babasını tekrar tahta çıkarmak için yazdığı rivayet edilen mektup çok meşhurdur:

“Eğer siz padişah iseniz, gelin devletin başına geçin! Yok eğer ben padişah isem emrediyorum gelin ve devletin başına geçin!” İşte sultan Mehmet’i Fatih yapan dirayet, kararlılık ve cesaret bu idi.

21 yaşında iken 1451'de babasının vefatı üzerine ikinci defa tahta çıkan Sultan Mehmet’in, ilk ideali İstanbul’un fethidir. Bunu gerçekleştirmek için geceler boyu Bizans’ın surlarını yıkacak topları yapmak için planlar hazırlamış, Edirne’de planı kendisine ait olan çok büyük toplar döktürmüştür. Yine Yıldırım Beyazıt’ın yaptırdığı Anadoluhisarı’nın karşısına Rumeli Hisarını yaptırarak Boğaza giriş çıkışları kontrol altına almıştır

Bizans donanması kendini Haliç'te tutarak güvende hissettiği sırada, Fatih karadan donanmasını Haliç'e indirmesi ise, ne kadar geniş görüşlü ve dahi olduğunun en büyük delilidir.

Bu hazırlıkların yanında başını Akşemseddin hazretlerinin çektiği ilim ve Âlim erbabına saygı gösterip maddi hazırlığın yanında manevi hazırlığında gerekliliğini ortaya koyduğunu görmekteyiz.

İnancı olmayan toplulukların elindeki teknoloji ile zafere ulaşamadıklarını yaşadığımız çağda da görmekteyiz.

Takvimler 29 Mayıs 1453 Salı gününü gösterdiğinde Ulubatlı Hasan’ın surlara sancağı dikmesi ile Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul'a girerek asırlar süren Bizans egemenliğine son verdi.

Bu sadece bir zafer değil di aslında batıl’ın karanlığından hakkın aydınlığına çıkılan yeni bir çağı açan bir zaferdi.

Bu savaş Bizans’ın haçından gördükleri zulümden dolayı Osmanlının fesini görmeyi kabullenen halkında zaferi idi.

İşte Müslüman öyle olmalı ki, zaferine gayri Müslimler bile sevinmeli.

Müslüman öyle olmalı ki karşısında ki, bir imparatorluğun sultanı dahi olsa devletin kadısı hakkı tesisi için Gayrimüslim’in hakkını korumak adına sultana  hançerini gösterebilmeli!

Zafer odur ki, Allah’ın rızası uğruna tahtını, şanını terk edebilecek kadar fedakâr ve cefakâr olmalı

Nitekim! Fatih sultan Mehmet tahtı bırakmak istemiş Akşemseddin hazretleri böyle bir şey yaptığı taktir de devletin zarar göreceğini bununda bir vebal olduğunu belirtmesi üzerine vazgeçmiştir ve 30 yıl boyunca sürdürdüğü saltanatına birçok zafer ve eser bırakmıştır. 3 Mayıs 1481'de Gebze yakınlarındaki Hünkar Çayırı'ndaki ordugâhında henüz 49 yaşındayken hastalık sonucu vefat etti

Bu fethin bize verdiği en büyük mesaj Müslüman’ın Allah yolunda hedeflerinin olması mecburiyetidir.

Bu hedeflere ulaşmak içinde ilim ve irfan sahibi olmanın gerekliliğidir.

Rabbim diyarlarımızı yeniden İslam ile ihya edebilmeyi nasip eylesin!

Rabbim yolunda hedef belirleyenlerden olmayı ve bu hedefe giden yolda manevi önderlerle birlikte olmayı nasip eylesin!

 


[1]  Bakara, 2/193

[2] Tevbe, 9/73.

[3] İbn Hanbel.

[4] Ramizu’l-Ehadis

[5] İbn Hanbel.

Dosyalar

İSTANBUL’UN FETHİNDEN GÜNÜMÜZE MESAJLAR
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş