Facebook sayfamız
Facebook sayfamız
Facebook sayfamız
Facebook sayfamız

SÖZ VE DAVRANIŞDA İLERİ GİDENLER HELAK OLDULAR

Değerli Müslümanlar:

İnsanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği doğru ile yanlışı, güzel ile çirkini, yararlı ile yararsızı, hak ile batılı ayırt edebilecek aklıdır. Ancak akıl mukayese etme kabiliyeti ile donatılmış olsa da, fıtratının gereği olarak yaratılışında var edilen inanma ihtiyacının doğru bir tercihle sonuçlanmasını sağlayan kalptir.

Bu noktada Allah Resulü s.a.v’ in şu beyanları insan için kalbin ne mana taşıdığını açıkça ortaya koymaktadır:

“...Bilin ki! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki o, iyi (doğru ve düzgün) olursa bütün vücut iyi (doğru ve düzgün) olur; o bozulursa bütün vücut bozulur. Bilin ki! O, kalptir.” [1]

Allah Resulü s.a.v kalbin bir yönetici olduğunu ortaya koyduktan sonra Rabbimizin amellere bakarken insanda neyi baz alacağını da şöyle beyan etmektedir:

“Allah, suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.” [2]

Allah Resulü s.a.v’ in insanın kalbine hitapla söylediği sözlere rağmen bizler çoğu zaman kalbimizi karartacak hal ve hareketleri gizli veya açık yaparken aslında ebedi hayata giden yolculuğumuzda kendi ellerimizle kendimizi tehlikeye attığımızı farkına bile varmayız.

Nitekim Rabbimiz kullarına hitapla bu hatırlatmayı kerim kitabında şöyle beyan etmektedir:

وَلَا تُلْقُوا بِاَيْدٖيكُمْ اِلَى التَّهْلُكَةِۚ

Kendi elinizle kendinizi tehlikeye atmayın! [3]

Böyle bir tehlike ile karşı karşıya kalmamak için ise Müslüman’ın izlemesi gereken yolun ne olduğunu Rabbimiz şöyle ortaya koyuyor:

وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ اُمَّةً وَسَطاً لِتَكُونُوا شُهَدَٓاءَ عَلَى النَّاسِ وَيَكُونَ الرَّسُولُ عَلَيْكُمْ شَهٖيداًؕ

İşte böylece, siz insanlara şahit olasınız, peygamber de size şahit olsun diye sizi aşırılıklardan uzak orta bir ümmet yaptık. [4]

Ancak insanların her hususta aşırılık gösterdiği bir zamanda aşırılıklardan uzak olması gereken biz Müslümanlarda bu hastalıktan nasibimizi aldığımız gibi gösterdiğimiz aşırılıklar sebebi ile de ayaklarımızın kaydığına şahit olmaktayız.

Bunun en birinci sebebi de konuştuklarımızı tartmadan sözlerin dilimizden dökülmesi olduğunu görmekteyiz.

William Shakespeare’in güzel bir sözü var:

“Konuşmadan önce düşün, hareket etmeden önce ölç!”

Maalesef görüyoruz ki, kim bir meselede artı uçlarda bir düşünce ve söylemde bulunuyorsa o eleştirdiği hal ve hareketi yapmadan ölmemektedir. Bir bakıyoruz bazı aşırı düşüncelere sahip kimseler dün eleştirdikleri, yerden yere vurdukları kimselerle, bugün kırk yıllık dostmuş gibi sarmaş dolaş bir hale gelmiş ve dün bulunduğu tarafa da ağır hakaretlerde bulunduklarına şahit oluyoruz.

İfade ettiğimiz duruma bir örnek olması açısından Türk siyasetinde yer etmiş bir vakayı ifade etmek gerekiyor. Karşı görüşte olan bir siyasetçiyi kendi saflarına kattı diye eleştiri alan bir parti lideri kendini eleştirenlere şu beyanda bulunuyor:

“Orada iken bize bağırıyordu, şimdi bizim kapıya bağladık, karşı tarafa sövüyor”

Tarih boyunca aşırılıklar insanların helakına sebep olmuştur. Nitekim Allah Resulü s.a.v bu meselede bizlere uyarıda bulunup orta yolu tutmamızı şöyle beyan etmektedir:

 “Söz ve davranışlarında ileri gidip haddi aşanlar helâk oldular.” Resul-i Ekrem bu sözü üç defa tekrarladı. [5]

Söz ve davranışını tartma gereği duymayıp aşırı kaçanların davranışları tahlil edildiğinde görülmektedir ki, aşırı sevgi insanın gözünü kör etmektedir.

Hangi sevgi olursa olsun takıntı haline gelecek kadar ileri olursa o kimsenin topluma vereceği zarar, düşman ordularının vereceği zarardan fazla olur. Üstelik böyle ileri bir sevgi insanın Allah’a olan kulluğunu ortadan kaldırıp sevdiği metayı ilah haline getirmesine sebep olur.

Beyan ettiğimiz hususta Müslüman nasıl hareket etmeli diye baktığımız da Rabbimizin şu beyanını görüyoruz:

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَتَّخِذُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْدَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّٰهِۜ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَشَدُّ حُبًّا لِلّٰهِۜ

“İnsanlardan bazıları Allah’tan başkasını Allah’a denk ilahlar edinir de onları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah’a karşı sevgileri ise her şeyden daha sağlam ve kuvvetlidir.” [6]

Toplumun her alanında gördüğümüz aşırı sevgi ve övme davranışının Allah’tan başka bütün ilahları reddeden İslam dininin içine sokulmaya çalışıldığını görüyoruz. Bu noktada kim olursa olsun, hangi topluluğa ait olursa olsun, yaratan ile yaratılanın aynı kefeye konulması İslam’ın asla kabul etmeyeceği bir davranıştır.

Ancak ne hazindir ki, aile hayatından, sosyal hayata, ticaretten, inancımıza kadar her alanda kendini Müslüman olarak ifade edenlerin İslam’ın özü ile bağdaşmayan söz ve davranışları sanki İslam’ın bir parçasıymış gibi yaşamaya ve yaşatmaya çalıştıklarına şahit oluyoruz. Üstelik bunu yaparken de başkalarına ağır hakaretler yapıyor olmaları da işin içinden çıkılmaz bir hale gelmesin sebep olmaktadır.

Daha garip olanı ise şartlar değiştiğinde aynı kişilerin ağır hakaretlerde bulundukları ile aynı cümleleri ve aynı davranışları gösterip bunu normal karşılamasıdır.

Aslında bu tam bir münafık davranışından başka bir şey değildir. İslam her konuda aşırılıkları yasakladığı gibi din konusunda da tavrı değişmemekte ve aşırılıkları yasaklamaktadır.

Bu noktada Allah Resulü s.a.v’ in şu beyanı dikkat çekicidir:

“Dinde aşırılıktan sakının. Sizden öncekileri, dinde aşırılıkları helâk etmiştir!” [7]

Allah Resulü s.a.v aşırılıkları helak edici bir sebep olarak ortaya koyduğu gibi, ashabında bu gibi davranışların ortaya çıkmaması içinde gayret göstermiştir. Bu ifademize örnek olarak şu rivayete bakmak faydalı olacaktır:

Üç kişilik bir grup Peygamber Efendimiz s.a.v’ in ibadetinden sordular. Kendilerine anlatılınca, azımsayarak şöyle dediler: “Peygamber s.a.v yüce mevkiinden kendimize bakacak olursak biz neredeyiz, o nerede? O’nun geçmiş ve gelecek günahları bile bağışlanmıştır.

” Onlardan birisi:
“Ben geceleri hep namaz kılacağım ve hiç uyumayacağım.” dedi.

Diğeri:
“Ben bayram günlerinden başka tüm seneyi oruçlu geçireceğim ve hiç ara vermeyeceğim” dedi.

Öbürü:
“Ben de kadınlardan ayrı bir yere çekileceğim ve hiç evlenmeyeceğim” dedi.
Peygamber Efendimiz s.a.v gelince bunları çağırttı ve dedi ki:
“Şöyle şöyle konuşanlar sizler misiniz? Haberiniz olsun; Allah’a and olsun ki, ben sizin Allah’tan en çok korkanınızım ve sizden daha çok takva sahibiyim. Fakat ben bazen oruç tutar, bazen ara veririm. Geceleri namaz da kılarım, istirahat için uyurum da,
Ben, kadınlarla da evlenirim. Benim sünnetim budur. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” [8]

Bugünde hayatın her alanında ve de dinde aşırı gidenlerin neden olduğu fitnelerin toplumda ne denli onarılmaz yaralar açtıklarına şahit oluyoruz. Onun için bir Müslüman’ın şu hususlara mutlaka riayet etmesi Allah’ın indinde mahcup olmaması için şarttır:

  • Kişinin her hususta önce kendi haline bakması
  • Müslüman’ın konuşmadan önce sözlerini mutlaka tartması
  • Dinin emirlerini Kuran ve sünnet ışığında değerlendirebilecek bilgi ve birikime sahip olması
  • Karşısında kâfir bir kimse dahi olsa hakaretin asla İslam tarafından tavsif edilmediğini bilmesi gerekir

Nitekim Rabbimizin şu beyanı biz Müslümanların tekrar tekrar okuması gereken bir hükümdür:

 وَلَا تَسُبُّوا الَّذٖينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ فَيَسُبُّوا اللّٰهَ عَدْواً بِغَيْرِ عِلْمٍؕ كَذٰلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ اُمَّةٍ عَمَلَهُمْ ثُمَّ اِلٰى رَبِّهِمْ مَرْجِعُهُمْ فَيُنَبِّئُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Allah’tan başkasına tapanlara kötü söz söylemeyin; sonra onlar da bilmeden, taşkınlık yaparak Allah hakkında kötü sözler söylerler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini çekici gösterdik. Sonunda dönüşleri rablerinedir. Artık O, ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir. [9]

Bu uyarıya rağmen aşırılık yapmaya devam edenlere Rabbimiz şöyle sesleniyor:

كَلَّا بَلْ۔ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

‘Hayır, hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır.’ [10]

Unutmamak gerekiyor ki, yarın hepimiz yaptıklarımızdan hesaba çekileceğiz. Rabbimizin bu hususta ki şu hükmü hepimizin korkması için yeterli bir beyandır:

اِلَّا مَنْ اَتَى اللّٰهَ بِقَلْبٍ سَل۪يمٍۜ  يَوْمَ لَا يَنْفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَۙ   

“O gün ne mal fayda verir ne de evlat. Ancak Allah’ın huzuruna tertemiz bir kalple gelenler kurtulur!” [11]

Hz. Peygamber, mümine yakışmayan bu tür kötü huylardan uzak kalmak ve ümmetine örnek olmak üzere şu duayı yapmıştır:

“Ey Rabbim! Kalbime hidayet eyle, dilimi doğru kıl, göğsümdeki hile ve kin duygusunu gider” [12]

Rabbim bizleri her türlü aşırılıklardan muhafaza eylesin!

Rabbim orta yolu seçen ve bu yol üzere kendine varan kullardan olabilmeyi hepimize nasip eylesin!


[1] Buhârî, Îmân, 39

[2] Müslim, Birr, 34

[3] Bakara 195

[4] Bakara 143

[5] Müslim, İlim 7. Ayrıca bk. EbûDâvûd, Sünnet 5

[6] Bakara, 165

[7] Nesâî, Hacc 217, (5, 268).

[8] Nevevî, R. Sâlihîn, 143

[9] En-am 108

[10] Mutaffifîn,14

[11] Şuarâ 88-89

[12] Ebû Dâvûd, Vitr, 25; Tirmizî, Deavât, 102

Dosyalar

SÖZ VE DAVRANIŞDA İLERİ GİDENLER HELAK OLDULAR
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş