Facebook sayfamız
Facebook sayfamız
Facebook sayfamız
Facebook sayfamız

12. DERS | HAŞİMOĞULLARINA BOYKOT KARARI

Değerli kardeşlerim:

Rabbimiz bize hitaben:” Ey Âdemoğlu şeytan size apaçık bir düşmandır  “ buyurmaktadır. Şeytan dediğimiz lanetli mahlukatın ise pek çok hilesi vardır.

Zaman zaman etrafınıza bakarsınız gördüğünüz haller üzerine bir insan bunu nasıl yapar dersiniz! Nasıl aklına böyle kötü bir fikir gelmiş diye düşünürsünüz!

İşin aslı şeytana uyanlara fikri sunan o lanetli iblistir.

Bugün böyle olduğu gibi, dün de böyleydi. Müşrikleri de yönlendiren, onlara olmadık işkenceleri hatırlatan da oydu.

Ama ne yaparsa yapsınlar göklerden gelen bir emir vardır.

İşte bu emir Allah’ın emriydi dün hiddetiyle Müslümanları titreten Ömer, şimdi müşrikleri titretiyordu.

Yapılan bunca işkence, bunca akıl almaz ayak oyunları Müslümanların sayılarının artmasına mani olmamış, üstüne üstelik Hamza ve Ömer de Müslüman olmuştu.

İslam’ın daha da yayılmasından endişe eden Kureyş bu sefer başka bir karar alıyordu.

Peki! O karar neydi?

Haşim ve Muttalip oğullarından kız alınmayacak kız verilmeyecek, onlara hiçbir şey satılmayacak, onlardan hiçbir şey satın alınmayacak.

Bu anlaşmayı yazdırıp altına imza atan müşrikler ona kudsiyet atıf etmek için de Kâbe’nin duvarına astılar.

Bu karar üzerine Haşim oğulları hem peygamberi, hem de kendilerini korumak adına Mekke’nin kuzey tarafındaki Ebu talip mahallesine taşındılar

Bu mahalle müşrikler tarafından ablukaya alındı ve yiyecek bir şeylerin mahalleye girmemesi için denetim altında tutulmaya başlandı.

Garip olansa akrabaları olmasına rağmen Ebu Leheb bu konuda en gaddar hareket eden kimseydi

Şehir dışından gelen tüccarların Haşim oğullarına bir şey satmaması için malları satın alıyor ve onlara bir şey satılmaması hususunda tüccarlara uyarılarda bulunuyor.

Müşrikler sadece haram aylarda boykotu gevşetse de, yine de gölgeleri hep Haşim oğullarının üzerinde duruyordu.

Boykot 3 yıl sürerken bu yolda Hz Hatice bütün servetini harcarken, Ebu talip de hem imkânlarını değerlendiriyor, hem de peygamberimize olabilecek suikastleri engellemek için tedbir alıyordu.

Bütün Mekke zalim değildi elbet! El altından gelen yardımlar olmasa Haşim oğullarının durumları daha da içler acısı olacaktı.

Hal böyleyken çoğu zaman açlıktan çocuklar feryat ediyor, bazen ağaç kabuklarını, bazen de hayvan derilerini yiyip bunlardan medet umuyorlardı

Dikkatinizi çekmek isterim ki, zalimlerin izlediği yollar değişmedi!

Gazze’ye bakın, Myanmar’a bakın, Yemen’e bakın Müslümanlara boykot bugün de devam ediyor.

Peygamberlerin 7. yılında başlayan bu boykot sadece Peygamberimizi teslim alma adına yapılan bir zulümdü

Allah Resulü bütün bu zorluklara rağmen tebliğ görevini yerine getirmeye devam ediyordu.

3 yıl süren bu boykot artık Kureyş’in içindeki iyi kalpli insanları yaralıyor ve harekete geçme kararı alıyorlardı.

İlk hareket Hişam Bin Amr’dan geldi ve etrafında kendi gibi düşünen insanları toplamaya başladı.

Bu isimler şunlardı:

Züheyr bin Ümeyye, Mutim Bin Adiyy, Ebul Bahteri, Zem’a Bin Esved

Bu isimler boykotu bitirme adına birleşerek hareket geçme kararı aldılar.

Züheyr Bin Ümeyye Kâbe’de şöyle haykırıyordu:

“Bizler burada yiyip içip keyif sürerken, Haşim oğullarının bundan mahrum bırakılmasını kabul etmeyeceğiz! Kâbe’ye astığınız o kâğıdı da yırtacağız!”

Ebu Cehil bunu yapamazsın dediyse de, daha önce anlaşan kişilerin Züheyr’i desteklemesinden sonra bu işin organize olduğunu anlayan Ebu Cehil daha ileri gitmedi.

Mut’im Bin Adiyy boykot anlaşması kâğıdını yutmak için Kâbe’ye girdiğinde “Bismikellahümme” yazısı dışında kalan yerlerin güve tarafından yenildiğini gördüler. Müşrikler inanmasa da bütün işler Allah’ın ismi ile başlar.

Böylelikle 3 yıldır süren boykot sona ermiş oluyordu.

Müslümanların boykotun sona ermesine sevinçleri iki ölüm haberi ile hüzne dönüştü.

Peygamberliğin 10. yılında önce Ebu talip hastalandı. Ömrü boyunca Allah Resulünü koruyan bir kimse olarak hidayete erişemeden gitmesi bakmasını bilenler için büyük bir ibreti içinde barındırmaktadır.

Müşriklerin önde gelenleri Ebu Talip ölmeden son bir kez yanına geldiler. Bu heyet  Utbe Bin Rabia, Şeybe Bin Rebia, Ebu Cehil, Ümeyye Bin halef, Ebu Süfyan’dan oluşmaktaydı. Bu heyet Ebu Talib’e gelip “Muhammed ile aramızı bul! O bize karışmasın biz de ona karışmayalım! Dediler.

Allah Resulü bu teklife karşılık:

“ Allah’tan başka ilah olmadığını kabul ederseler anlaşabileceklerini” söyledi

Bunun üzerine Müşrikler:

“Atalarımızın dini üzere seninle mücadele edeceğiz” Dediler.

Allah Resulü s.a.v çok sevdiği ve değer verdiği amcası Ebu Talip’e hasta yatağında iman etme teklifinde bulunduysa da o bunu kabul etmeyerek şöyle dedi:

“Arkamdan korktu da yeğeninin dinine iman eti derler” ifadesi Allah Resulünü hayatında en çok yaralayan anlardan biridir.

Bu durumdan dolayı çokça hüzün duyan Allah Resulüne Rabbimiz şu ayet-i celile ile hitapta bulundu:

إِنَّكَ لَا تَهْدِي مَنْ أَحْبَبْتَ وَلَكِنَّ اللَّهَ يَهْدِي مَن يَشَاء وَهُوَ أَعْلَمُ بِالْمُهْتَدِينَ

Doğrusu sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin; fakat Allah dilediğini doğru yola iletir ve doğru yola erecekleri o daha iyi bilir.[1]

Rabbimizin bu beyanı umutsuzluğa düşen tebliğ makamındaki bizlere ders niteliğindedir. Biz hidayetten değil tebliğden sorumluyuz.

 

Allah Resulü amcasını kaybetmenin verdiği hüzün ve onun imansız gitmesinden duyduğu üzüntü ile onun için mağfiret dilemesine karşılık ayet-i celile nazil oluyor:

مَا كَانَ لِلنَّبِيِّ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَنْ يَسْتَغْفِرُوا لِلْمُشْرِك۪ينَ وَلَوْ كَانُٓوا اُو۬ل۪ي قُرْبٰى مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ اَنَّهُمْ اَصْحَابُ الْجَح۪يمِ

Ne peygambere, ne de iman edenlere akraba bile olsalar cehennemlik oldukları iyice belli olduktan sonra müşriklere istiğfar etmek yoktur.[2]

Bu ifade de bize gösteriyor ki, kimse atası veya evladı sebebi ile cennete girmez, Kişi ancak imanı ve ameli ile cennete girebilir.

Ebu Talip’in bu durumunu her hatırladığımda hüzünlenir ve imanımdan korkarım.

Bu olaydan kısa süre sonra Ramazan ayında 65 yaşında Hz Hatice validemiz de bu dünyadan göçtü.

Allah Resulü için sırtını dayadığı bir dağ misali olan Hz. Hatice validemiz Allah Resulü s.a.v tarafından ömrü boyunca hayırla yad edilmiş ve ona özlem duyduğunu her fırsatta belirtmiştir.

Bu sebeptendir ki Hz. Aişe görmediğim halde en çok Hatice’yi kıskandırdım demiştir.

Hiç düşündük ve bunca ceza ve cefa ne içinde?

 Sadece Allah’ın rızasını kazanmak içindi.

Peki! Biz Allah rızası için ne yaptık?

Az bir şeyden mızmızlanan Müslüman bu kadar cefa çeken bir peygamberden hangi yüzle şefaat dileyecek?

Geç olmadan sıkıntılara göğüs gererek ümmet olmakla şeref bulduğumuz Allah Resulüne yoluna girelim!

Rabbim bizleri yolundan ayırmasın!

 

 

 

 

 


[1] Kasas 56

[2] Tevbe 113

Dosyalar

12. DERS HAŞİMOĞULLARINA BOYKOT KARARI
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş