Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT

ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT

Değerli Müslümanlar:

İnsan kendini bilmeye başladığı andan itibaren kendisine iyi veya kötü hedefler belirler ve bu belirlediği hedefler doğrultusunda çalışmalar yaparak isteklerine ulaşma çabası içerisinde olur.

Her ne kadar bireyler kendi hedeflerini belirleme noktasında hür iradeleri ile karar aldıklarını zannetseler de çevreden etkilenirler ve bu etkilenme hedeflerini yeniden güncelleme noktasında iyi veya kötü yönde değişmelere sebep olur.

Bu değişimler insanın fıtratından gelen bir durum olup anormal değildir. Anormal olan husus etkileşim içinde olduğumuz kişi veya grupların bizi yönlendirdikleri yönün bizi var eden Rabbimizden uzaklaştırıp uzaklaştırmadıkları noktasındaki yanlış tercihlerimizdir.

Yoksa insan Hıristiyanların inandığı gibi doğuştan günahkâr olarak doğmaz. Nitekim Allah Resulü s.a.v’ in şu beyanı da bunu ortaya koymaktadır:

"Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hıristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar." [1]

Bu gerçek ortadayken bugün sorulması gereken soru fıtratımızı kim veya kimler bozuyor sorusunu sormak olmalıdır!

Öyle bir zaman ve öyle bir ortamda yaşıyoruz ki, kişinin kendisini koruması ve de kurulan tuzaklardan kurtarmasının neredeyse imkânsız hale geldiği biz zamanı yaşıyoruz.

Düşünün ve tezahür edin! Ahlak yapımızı, ticari zekâmızı, inanç değerlerimizi, idare yapımızı, hukuk sistemimizi kim veya kimlerden alıyoruz?

Önce Kanunlarımıza bir bakalım!

  Medeni Kanun (1926): İsviçre

  Borçlar Kanunu (1926): İsviçre

  Ceza Kanunu (1926): İtalya

  Ticaret Kanunu: Almanya

  İcra ve İflas Kanunu: İsviçre.

  İdare Hukuku: Fransa

  Hukuk Yargılama Usulü Kanunu: İsviçre

Şöyle bir yaaa çekesi geliyor insanın! Bizler dünyaya nizam veren 1000 yıllık bir ecdadın peşinden gelenler olarak daha dün kurulmuş ülkelerin kokuşmuş düzenini aldık. Peki! Soruyorum biz geçmişimizi inkâr ederek nasıl bir düzene kavuşmayı umduk?

Biz mütedeyyin kesim olarak geçmişten beri Avrupa düzeninin kokuşmuşluğundan ve de ahlaksızlığından bahsederken gelinen noktada onları geçmiş olmanın rezilliğini yaşıyoruz.

Dikkat ederseniz pişmanlığını yaşıyoruz demedim! Çünkü bugün sözde Müslüman camiamız yaşadıkları iğrenç hayatın güzelliğinden bahsedip daha fazla çamura batmak için çaba sarf ederken bundan zerre kadar pişmanlık duymuyor!

Bugün yaşanan katliamlara karşı ses yükselten bizler televizyonlarımızda oynayan dizilere, sokakta çatışan mafyalara, islamın huzur veren sesini kısmaya çalışan kesimlere dün ses çıkarsaydık, kanunlarımızı ve ahlakımızı kokuşmuş avrupaya endekslemek yerine kitabımıza endeksleseydik bugün bunlar yaşanmazdı.

Bu ifadelerimize karşı şunu diyenlerde çıkabilir. Gazze’de bu kadar katliam varken sesi çıkmayan bir toplumun bugün yaşananlara karşı çıkacak sesleri ne kadar yüksek olabilir ki?

Soruyorum şimdi! Ateş sadece düştüğü yeri yakıyor değil mi?

İki gündür toplumda gördüğüm tedirginlik kendi evlatlarının başına da aynı şeylerin gelmesi tedirginliği! Peki ama! Ya sizin evlatlarınızın böyle bir şeyi yapma ihtimalini ne kadar düşündünüz?

Her gün saatlerce bilgisayar veya telefon başında oynadıkları oyunlara, seyrettikleri görüntülere ne kadar müdahale ettiniz?

Beraberce izlediğiniz dizilerde ki müstehcen ve zorbalığa karşı ne kadar rahatsızlık duydunuz veya ne kadar tedbir aldınız?

Toplumun iyiye ve güzele yönlenmesinin ana kaidesi olan inanç değerlerini ne kadar yaşadınız ve ne kadar ailenize yaşatmak için çaba sarf ettiniz?

Yaşanan gayri ahlaksızlıklara karşı idarecilerin karşısına çıkıp siz ne yapıyorsunuz sorusu ne kadar sorabildiniz?

Hiç kusura bakmayın ama! Toplumu bu hale getirenlerde, katliamları yapanlarda, ahlaksızlığı yayanlarda bizleriz. Çünkü bizler sünnetullahı uygulamadık!

“Kim bir kötülük görürse, onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle değiştirsin. Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki bu imanın en zayıf derecesidir.” [2]

Suçu ona buna atan ey Müslüman bak Rabbimiz bize nasıl sesleniyor:

ظَهَرَ الْفَسَادُ فِي الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِي النَّاسِ لِيُذ۪يقَهُمْ بَعْضَ الَّذ۪ي عَمِلُوا لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

İnsanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıktı; Allah da belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını böylece kendilerine tattırıyor.[3]

Şimdi anladın mı Müslüman asıl katil, asıl cani kimmiş?

Suçu bir iki ana babaya veya bir iki çocuğa atarak belki vicdanlarımızı rahatlatabiliriz ama Rabbimizi kandıramayız! Ortada tüm toplumu ilgilendiren bir cinnet hali varsa bundan hem idare edenler, hem de idare edilenler suçludur.

Öyleyse yapılması gereken nedir sorusu sorulmalı ve de cevabı bizi var eden Rabbimizin emirlerinde aranmalıdır. Peki! aradığımızda bulacağımız ilk cevaplardan biri ne olacaktır:

وَكَتَبْنَا عَلَيْهِمْ ف۪يهَٓا اَنَّ النَّفْسَ بِالنَّفْسِۙ وَالْعَيْنَ بِالْعَيْنِ وَالْاَنْفَ بِالْاَنْفِ وَالْاُذُنَ بِالْاُذُنِ وَالسِّنَّ بِالسِّنِّۙ وَالْجُرُوحَ قِصَاصٌۜ فَمَنْ تَصَدَّقَ بِه۪ فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَهُۜ وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

Biz Tevrat’ta onlara şunu farz kılmıştık: “Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş karşılıktır; yaralamalar da böyle kısas yapılacaktır.” Fakat kim kısas hakkını bağışlarsa bu, onun günahları için bir kefâret olur. Her kim de Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar zâlimlerin tâ kendileridir. [4]         

                                                                                                                                  Şimdi birileri çıkıp diyecek ki, hangi çağda yaşıyoruz! Hangi çağda yaşıyoruz bilmem ama hangi zalimlikleri, hayasızlıkları, ahlaksızlıkları, adaletsizlikleri yaşadığımızı çok iyi biliyoruz?

Eğer ki, bir toplum adaleti devletinden değil de mafya babalarından bekliyorsa, hakkı olanı elde etmek için rüşvet vermek zorunda kalıyorsa, namazı kendine bir kalkan ediyorsa, iftira sebebi ile erkekler sokakta korkuyorsa, evlilikler zorlaştırılıp zina yaygınlaştırılıyorsa, katillere ekranlarda güzelleme yapılıyorsa ben daha size ne anlatayım?

Rabbimiz;

وَمَٓا اَصَابَكُمْ مِنْ مُص۪يبَةٍ فَبِمَا كَسَبَتْ اَيْد۪يكُمْ وَيَعْفُوا عَنْ كَث۪يرٍۜ

Başınıza gelen her musîbet, kendi ellerinizin kazandığı günahlar, ihmal ve kusurlar yüzündendir. Bununla beraber Allah, o günah ve kusurların pek çoğunu da affediyor. [5]

Kullandığımız ifadeleri ortaya koyduğumuzda birilerini bizim hakkımızda çenesini tutmayı bilmiyor dediklerini duyuyoruz ama bizler onların beklediği gibi onlardan değil Allah’tan korkuyoruz!

Artık şunu anlamak zorundayız! Toplumumuz S.O.S veriyor… bunu anlamak için daha ne kadar daha bizi tedirgin edecek olaylar yaşamak zorundayız sorusunu kendimize sormak zorundayız!

Bizler yanlışı kim yaparsa yapsın karşısında, doğruyu kim yaparsa yapsın yanında yer alırız. Çünkü biz yüce kitabımıza göre bakar nefsimize kulak vermeyiz!

Peki! Ne diyor yüce kitabımız?

Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan ve adâletle şâhitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz öfke, sakın sizi adâletsiz davranmaya sevketmesin! Adâletli olun; takvâya en uygunu, en yakışanı budur. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdârdır. [6]

Artık kişisel ve toplumsal kavgalarımızı bir kenara bırakarak toplumun ihyası için bir araya gelmek zorundayız. Eğer ki bugün bir araya gelemezsek birileri bize demokrasi ve özgürlük getirme bahanesi ile kapımıza dayanırda iş işten geçmiş olur!

Rabbim bizlere ayrılıklarımızı bir kenara bırakarak toplumun ahlak ve refahı için bir araya gelecek iradeyi nasip eylesin!

Rabbim göz bebeğimiz olan evlatlarımızı ahlak ve maneviyatımıza uygun şekilde yetiştirebilmeyi nasip eylesin!

Rabbim yaşadığımız menfur olayları tekrar yaşamaktan bizi ve tüm ümmeti Muhammedi muhafaza eylesin!

 


[1] Buhârî, Cenâiz 92; Müslim, Kader 22; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader

[2] Müslim, Îmân 78. Ayrıca bk. Tirmizî, Fiten 11; Nesâî, Îmân 17

[3] Rum 41

[4] Maide 45

[5] Şura 30

[6] Maide 8

Dosyalar

ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş