Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

PEYGAMBERSİZ DİN OLMAZ!

Değerli kardeşlerim:

Tarih boyunca insanlar kendilerine yol gösterici olarak gönderilen peygamberlerin öğretilerinden uzak olmuş ve onların ortaya koydukları hak kelamı yok etmek adına peygamberleri katletmek gibi en ağır günahları dahi işlemekten çekinmemişlerdir.

İfade ettiğimiz bu gerçek bazen öylesine ağır imtihanlara sebep olmuş ki; Allah’ın peygamberleri olan o güzel elçilere en büyük ihanet en yakınlarından gelmiştir.

Bugünde bizler içinde yaşadığımız çağda peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa s.a.v’ e en büyük ihaneti ona tabi olduklarını söyleyip sözde iman edenler olduklarına şahit olmaktayız.

Öyle ki, peygamber efendimiz s.a.v’i kendileri için kullanışlı bir aparat görerek kendi heva ve heveslerine alet edip Allah Resulü s.a.v şöyle yapmıştı veya şöyle söylemişti diyerek kendi söz ve davranışlarını Allah Resulüne isnat ederek insanları aldatmakta hiçbir beis görmemektedirler.

Oysa Allah Resulü s.a.v’ in en sahih ve meşhur olmuş beyanı şu ifadeyi ortaya koymaktadır:

“Her kim, söylemediğim şeyleri bana isnâd ederse Cehennem’deki yerine hazırlansın!” [1]

Ancak baktığımızda ne kadar da çok İslam ile asla uyuşmayacak ifade ve davranışların Allah Resulü s.a.v’ e isnat edilmek sureti ile meşrulaştırma yoluna gidilmektedir.

Bu noktada Rabbimizin şu bayanı bu sahtekârlara tamda söylenmesi gerekeni ifade ederek yoldan çıkmışların yolunu meşru hale getirmek için Allah Resulü s.a.v ‘ i kullanmalarına açık bir cevap niteliğindedir:

 

مَا كَانَ مُحَمَّدٌ اَبَٓا اَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ وَلٰكِنْ رَسُولَ اللّٰهِ وَخَاتَمَ النَّبِيّ۪نَۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمًا۟

Muhammed, içinizden hiçbir erkeğin babası değildir. Fakat o Allah’ın Rasûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir. [2]

Allah’ın indirdiği son ve mükemmel dini kendilerine siper ederek hüküm verenler dini babalarının malı gibi kullanırken gerçekleri söyleyenlere karşı acımasız sözler söylüyor olmaları ve onları dinden çıkmış gibi lanse etmeleri onlarla ilgili gerçeği asla değiştirmemektedir. Nedir o gerçek?

وَاِنَّ مِنْهُمْ لَفَر۪يقًا يَلْوُ۫نَ اَلْسِنَتَهُمْ بِالْكِتَابِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ الْكِتَابِ وَمَا هُوَ مِنَ الْكِتَابِۚ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِۚ وَيَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

Onlardan bir takımı, Kitapta olmadığı halde Kitaptan zannedesiniz diye dillerini eğip bükerler. O, Allah katından olmadığı halde: "Allah katındandır" derler, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler. [3]

Bugün ayet-i kerimede geçen ehli kitap gibi içimizden gözüken birileri de ağızlarını eğip bükerek sanki bir şey söylüyorlarmış gibi yaparak insanların kitaptan ve onun bize ulaşmasına vesile olan peygamberimizden uzaklaşmamız için elinden gelen gayreti gösteriyorlar.

Efendim! Kitap bize yeter…

Peygamberin kitabı bize getirdiğine ancak onun hakkında bir şey söyleyemeyeceğine vurgu yapanlar o kitap hakkında düzinelerce kitap yazıp kendilerini ondan daha üstün olduğu kanaatini ortaya koyarken şu ayet-i celileyi görmememiz için özel gayret gösteriyorlar:

وَمَا يَنْطِقُ عَنِ الْهَوٰىۜ اِنْ هُوَ اِلَّا وَحْيٌ يُوحٰىۙ

O asla kendi arzu ve hevesine göre konuşmaz. Onun bildirdikleri, kendisine Allah tarafından gelen vahiyden başka bir şey değildir. [4]

Kendi heva ve hevesi ile konuşmayan bir peygamberin hali ile söylediği her cümle aslında Allah’ın cümlesi olduğuna kanıt olan bu ifadeler ortadayken Allah Resulün hükmünü yok sayanlar açıkça kâfir olmaktadırlar.

Maalesef öyle bir zamandan geçiyoruz ki ifrat ve tefrit hükmü her tarafımızı sarmış durumda. Öyle ki, kişiler kendi arzularına ulaşmak adına kendinden olmayan herkesi tekfir ederek Allah Resulün asla yapmadığı uygulamaları sanki dinde varmışçasına insanlara aktararak İslam toplumunu yok etmek isteyen Siyonist aklın ekmeğine yağ sürmektedirler.

Ömrü boyunca ümmet şuurunu ashabına oturtmaya çalışan, çıkan ihtilaflarda kardeşliği ön plana çıkaran, hatta nefislerine uyarak atılan iftiralarda bile kişileri kâfir ilan etmeyen bir peygamberin ümmeti olduğunu söyleyen bazı kişiler her önüne geleni İslam’dan çıkmakla itham edip ümmetin birliğini paramparça etmekteler.

Oysa ihtilaf bu ümmetin içinde her zaman olmuştur ve de olmaya devam edecektir. Ancak bu gibi durumlarda yapılması gereken ateşe körükle gitmek değil, suhuletle hareket etmektir. Nitekim Allah Resulünün sünneti de bu yöndedir:

“Yakında büyük fitneler olacak, o fitnelerde (yerinde) oturanlar ayaktakilerden, ayaktakiler yürüyenlerden, yürüyenler koşanlardan, daha hayırlı olacaklar. Kim o fitne içinde bulunmuş olursa, ondan uzak dursun. O zaman bir iltica yeri, sığınacak mekân bulursa ona sığınsın.” [5]

Bugün işte tamda Allah Resulü s.a.v’ in ifade ettiği fitneleri yaşıyoruz. Kafaların karıştığı, birilerinin insanların bilgisizliğini çıkarlarına meze yaptığı, doğrunun takip edilmeyip yanlışın parlatıldığı bir zamanda ne yapmamız gerektiğine dair en güzel örnek yine Allah Resulü s.a.v’ in şu beyanlarında ortaya çıkmaktadır:

"Ma'rufa(şeriatın uygun gördüğü) sarılın, münkerden ( Allah’ın razı olmadığı ameller) de kaçının! Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir heva, (dine, ahirete) tercih edilen dünyalık görür, rey sahiplerinin (selefi dinlemeden) kendi reylerini beğendiklerini müşahede edersen, o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Zîra (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibi (sıkıntılı)dır. O günlerde, sizin kadar amel yapan elli kişinin ecri o kimseye verilecektir." [6]

İmanın eldeki kor olduğu bir zamanda ümmetin birliğine çeşitli bahaneler öne sürerek dinamit koymaya çalışanlara karşılık Allah Resulü s.a.v’ in sünnetini baz alarak ayıran değil birleştiren olmaya çaba sarf edeceğiz.

Varsın birileri Allah Resulün sünnetini hiçe sayarak Siyonistlere uşaklık yapsın, varsın birileri dinin üzerinde tepinerek mal ve mülk sahibi olsun, varsın birileri koltuklarını korumak adına İslam’ın hükümlerini yok saysın…

Bizim bütün ihanet ve tehditlere karşı eylemimiz bellidir:

اَلَّذ۪ينَ قَالَ لَهُمُ النَّاسُ اِنَّ النَّاسَ قَدْ جَمَعُوا لَكُمْ فَاخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ ا۪يمَانًاۗ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ وَنِعْمَ الْوَك۪يلُ


Onlar ki, bazı kimseler kendilerine: “Düşmanlar sizinle savaşmak üzere ordular topladı, onlardan korkun!” dediklerinde, bu onların imanını bir kat daha artırdı da: “Allah bize yeter, O ne güzel vekîldir!” mukabelesinde bulundular. [7]

Bugün Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Lübnan’da, İran’da, Myammar’da olan ihanet ve zulümlere karşı tavrımız “Allah bize yeter, O ne güzel vekîldir!” ifadesinden başka bir teslimiyet değildir.

Biz inanıyoruz ki, Allah nurunu mutlaka tamamlayacak!. O gün gelinceye kadar bizim izleyeceğimiz yol Rabbimizin bize emir buyurduğundan başkası olmayacaktır:

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْۚ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَم۪يعًا

"Ey iman edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça sapıtmış olanlar size zarar vermez. Hepinizin dönüşü yalnızca Allah’a olacak " [8]

Rabbimiz kendisine dönüşünü mübarek kıldığı kimselerden olmayı nasip eylesin!

Rabbim Allah Resulün yolunu izlemeyi, sapkın akım ve düşüncelerin tesirinde kalmadan hakkı izleyebilmeyi hepimize nasip eylesin!

Rabbim İslam’ın zaferine ulaşıldığı günleri görmeyi, o zaferde pay sahibi olabilmeyi, düşmandan yana olarak zelil olanlardan uzak durabilmeyi bize ve neslimize nasip eylesin!

 


[1] Buhârî, İlim, 38

[2] Ahzap 40

[3] Ali imran-suresi 78

[4] Necm 3 - 4

[5] Sahihu’l-Buhari VIII, 92; Tefriru’l-Kurani’l-Azim II, 43; Sunenu İbn-i Mace, II, 3961.

[6] Ebu Davud, Melahim 17, (4341); Tirmizî, Tefsir, Mâide, (3060); İbnu Mace, Fiten 21, (4014).

[7] Ali imran-suresi 173

[8] Maide, 105

Dosyalar

PEYGAMBERSİZ DİN OLMAZ
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş