Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

MAHREMİYET BİLİNCİ

Değerli Kardeşlerim:

İnsan yaratılış itibarı ile içinde haya duygusunu barındıran ve bu duygunun ışığında utanma olgusunu yaşatma eğiliminde olan bir varlık olduğu halde çevresel faktörlerin devreye girmesi ile hayvani dürtülerle hareket edecek noktaya geldiğine şahit olduğumuz birçok tarihi vesika söz konusudur.

İnsan Rabbinin ona verdiği akıl ile dünyevi birçok imkâna kavuşabilir, teknolojik başarılar elde edebilir ancak insan da ahlâk yoksa fayda değil ancak zarar üretir.

Yunus Emre’nin de ifade ettiği gibi;

Gezdim Halep Şam,
Eyledim ilmi talep,
Meğer ilim bir hiçmiş,
İlla edep illa edep

Edep dediğimiz, utanma diye adlandırdığımız ahlâk diye ifade ettiğimiz bu bilinç ise önce ailede başlar. Eğer aile de bu bilinç yoksa neslin bunu okumakla elde etmesi oldukça zordur.

Bu noktada hepimiz ev içinde yapıp ettiklerimizi gözden geçirmemiz neslimizin ahlakının güzel olması için olmazsa olmaz bir kaidedir. Ancak aile yaşantımıza baktığımız zaman gördüğümüz görüntü içler acısı olduğunu söylemek sanırım yanlış bir ifade olmayacaktır.

Bugün maalesef evlerimizde ana baba giyimlerine, karı koca arası ilişkilerine, kız ve erkek çocukları arasındaki mahremiyete, izlenen dizi ve filmlerdeki sahnelere, ağızlarından çıkan cümlelere dikkat etmemektedir. Oysa kendini Müslüman olarak nitelendiren herkes Allah Resulünün şu beyanına kulak vermek zorundadır:

“Her dinin (kendine özgü) bir ahlâkı vardır; İslâm ahlâkının özü hayâdır.” [1]

Hal böyle olduğu halde bizler gereğini yerine getirmeme hususundaki ısrarımız bizi kamera gibi çeken evlatlarımızın hayatını içinden çıkılmaz bir bataklığa sürüklediğini ve de toplumun dinamiklerini yok ettiğimizi farkında bile değiliz.

Hâlbuki İslam’ın kaidesi bellidir:

“Arsızlık nerede ve kimde olursa olsun çirkinleştirir; hayâ ise nerede ve kimde olursa olsun zarifleştirir.” [2]

Rabbimiz bu güzelliğin ortaya çıkabilmesi içinde belli kaideler koymuş ve bunlara uyulması noktasında uyarılarda bulunmuştur:

Bu uyarıların ilk başlangıç yeri ise aile içerisindeki mahremiyet kurallarına dikkat edilmesi meselesidir. Nitekim Rabbimiz ayet-i celile de bu hususlara dikkat edilmesi yönünde açık uyarılarda bulunmaktadır:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِيَسْتَأْذِنْكُمُ الَّذِينَ مَلَكَتْ أَيْمَانُكُمْ وَالَّذِينَ لَمْ يَبْلُغُوا الْحُلُمَ مِنْكُمْ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ مِن قَبْلِ صَلَاةِ الْفَجْرِ وَحِينَ تَضَعُونَ ثِيَابَكُمْ مِنَ الظَّهِيرَةِ وَمِنْ بَعْدِ صَلَاةِ الْعِشَاءِ ثَلَاثُ عَوْرَاتٍ لَكُمْ

“Siz ey iman edenler! Meşru şekilde sahip olduğunuz kimseler ( hizmetçiler), içinizden henüz ergenlik çağına varmamış olanlar, günün şu üç vaktinde, sabah namazından önce, gün ortasında soyunup dinlenmeye çekildiğiniz zaman ve yatsı namazından sonra yanınıza girmeden önce sizden izin istesinler; bu üç vakit mahremiyetinizin korunmasız olabileceği vakitlerdir.

 لَيْسَ عَلَيْكُمْ وَلَا عَلَيْهِمْ جُنَاحٌ بَعْدَهُنَّ طَوَّافُونَ عَلَيْكُمْ بَعْضُكُمْ عَلَى بَعْضٍ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمُ الْآيَاتِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

Bu vakitlerin dışında birbirinizin yanına girip çıkmanızda sizin için de, onlar için de bir sakınca yoktur. Allah mesajlarını size işte böyle açıklamaktadır: Çünkü Allah hikmetle buyuran bilendir!”

Bu ayetlerin tefsirine baktığımızda ayetlerin bize verdiği mesaj şudur:

Bu üç vaktin üçünde de kadın ve erkeğin görülmesi uygun olmayan avret yerlerinin görülebilme ihtimali yüksektir. Bu gibi menfi durumlara engel olmak için bu hüküm getirilmiştir. Ancak, bahsi geçen kişiler aile içinde sürekli birbiriyle içli dışlı kimseler olduğundan bu üç vaktin dışında izin isteme mecburiyeti yoktur. Bunların dışındaki vakitlerde erkek ve kadın daha dikkatli olmalı, uygun olmayan bir durumda bulunmamaya çalışmalıdır. Aksi durumlarda çocukların, köle ve cariyelerin bir sorumluluğu yoktur.

Bu ayetin peşinden ise ev içinde olan yetişkin erkek ve kadın bireylerin nasıl davranması gerektiğine dair bir beyan olarak Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

وَإِذَا بَلَغَ الْأَطْفَالُ مِنْكُمُ الْحُلُمَ فَلْيَسْتَأْذِنُوا كَمَا اسْتَأْذَنَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللَّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ وَاللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

“Aranızdaki çocuklar ergenlik çağına girdikleri zaman da, öteki yetişkinlerin yaptığı gibi, (sizden izin istesinler. Allah mesajlarını size işte böyle açıklamaktadır; çünkü O doğru hüküm ve hikmetle buyuran mutlak ve sınırsız bilgi Sahibidir!” [3]

Buradan da anlıyoruz ki; Bülûğ çağına ulaşmış çocuklar artık yetişkinler gibi her odaya girdiklerinde izin istemeleri gerekir.

Mahremiyete bu kadar dikkat eden İslam dininin mensupları olan bizlerin bugün sokaklarda gezen bireyleri acaba bu ayetin beyan ettiği emirlerin hangisine uyuyor diye sorulması gerekmez mi?

İslamiyet mahremiyeti sadece evin içindekiler için değil dışındakiler içinde ortaya koyarak nahoş olayların yaşanmasının önünü kapatmak adına şu kaideleri koymuştur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَدْخُلُوا بُيُوتًا غَيْرَ بُيُوتِكُمْ حَتَّى تَسْتَأْنِسُوا وَتُسَلِّمُوا عَلَى أَهْلِهَا ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَذَكَّرُونَ

“Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir. Herhalde bunu düşünüp anlarsınız.

Bu ayet-i celilenin nuzul sebebine baktığımızda Hazreti Ömer Rasulullah Efendimiz’in yanına gelerek, “Ey Allah’ın Rasulü! Beni çağırması için evime gönderdiğiniz çocuk izin istemeden yattığım odaya girdi. Ne kadar toparlansam da beni üzerim açık halde gördü. Keşke Rabbimiz bir yasak koysa da evimize, odamıza izinsiz kimse girmese” demesi üzerine bu beyan ortaya çıkarken nasıl davranılması gerektiğine dairde Rabbimiz şöyle bir kaide koymaktadır:

فَإِنْ لَمْ تَجِدُوا فِيهَا أَحَدًا فَلَا تَدْخُلُوهَا حَتَّى يُؤْذَنَ لَكُمْ وَإِنْ قِيلَ لَكُمُ ارْجِعُوا فَارْجِعُوا هُوَ أَزْكَى لَكُمْ وَاللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌ

“Orada kimse bulamazsanız size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size ‘geri dönün’ denilirse hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha temiz bir davranıştır. Allah yaptığınızı bilir.” [4]

Gizlemeyi ve gizli olanı araştırmayı yasak eden dinin mensupları olarak utanma duygusunu yeniden toplumumuza getirmek ve buna aykırı hareket edenlere karşıda tedbir almak hepimizin boynunun borcudur. Zira bugün bu tedbiri almazsak yarın yaşanacak olanlara karşı ne söz söylemeye ne de yakınmaya hakkımız olacaktır.

Bugün İslam alemi belki de hiç olmadığı kadar değerlerinden uzaklaşmış batılı taklit etmek adına onların yozlaşmış kültürlerine onlardan daha çok sahip çıkar hale gelmiştir. Öyle ki İslam’ın kutsalları artık umursanmaz olup rahatlıkla saygısızlık yapılacak yerlere dönüşmüştür.

Gelin! Hep beraber kendi yaşantımızı gözden geçirelim sonrada neslimizin gittiği yolu bir irdeleyelim. Bugün sosyal medya ile eğitilen, sokaklarda gece yarılarına kadar zaman geçiren, kısıtlamaları olmayan, utanma ve haya duygularını kaybetmiş bir neslin zihin bulanıklıkları ile geleceğimizi daha da yaşanmaz hale getirdiğimizi artık anlayıp tedbir alma cihetine gidelim.

Unutmayalım! Bizim geçmişte sınırlar koyulmuş hayatlarımız bugün ayakta durma kabiliyeti kazanmamıza vesile oldu. Akşam ezanı okunduğunda evine giren, sofraya hep birlikte oturan, büyükler başlamadan ağzına lokma almayan, izni olmadan ana babasının yanına girmeyen o neslin figürleriyiz biz!

Ne olursunuz! Evlatlarınıza mahremiyet nedir öğretin! Öğretmeden öncede uygulayın! Evinizdeki ve elinizdeki teknolojinin size ahlaksızlık aşılamasına engel olun!

Bugün normal gördüğünüz olgular yarın bizi yok edecek bunu anlayın! Doğum oranlarımıza bakın, evlilik oranlarına bakın, boşanma sayılarına göz atın, cinsiyetinden rahatsız olanların çoğalmasından rahatsızlık duyun!

Eğer hala özgürlük nidalarının arkasına sığınma gafletine kapılmaya devam ederseniz yarın aile kavramı tamamen yok olacak ve belirsiz bir nesil, hedefsiz bir topluluk ve helak olmaya davetiye çıkaracak bir sonucun sebebi olacaksınız!

Rabbim ahlak ve maneviyatı önceleyen kullardan olmayı bizlere nasip eylesin!

Rabbim ahlaksızlığı normal görmekten, bunun için çaba sarf etmekten, bu hal üzere ölmekten bizi ve neslimizi muhafaza eylesin!

 


[1] İbn Mâce, Zühd, 17

[2] Tirmizî, Birr, 47

[3] Nur, 58 - 59

[4] Nur 27 - 28

Dosyalar

MAHREMİYET BİLİNCİ
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş