Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

ŞEHİTLERİN HAKKI NASIL ÖDENİR?

Değerli kardeşlerim:

Hayat denilen geçici sermayenin değerlenmesi için mutlaka fedakârlık eden birilerinin bulunması gerekir. Bunun nice örneğini yaşadığımız hayatın içinde de görürüz, ancak ne kadar farkına varırız sorusu çoğu zaman cevapsız kalır.

Şöyle ki, bir çocuğun büyümesi anne babanın fedakârlığı ile mümkün olur. Bir ürünün topraktan çıkması çiftçinin fedakârlığı ile olur. Bir âlimin yetişmesi hocanın fedakârlığı ile olur. Hepsinden önemlisi de bu fedakârlıkların sonuca ulaşması; bu yolda canından vazgeçip kanı ile suladığı toprağı vatan haline getiren şehitlerin azmi ile olur.

Şair Mithat Cemal Kuntay’ın hepimizin bildiği şu dizeleri tamda ifade etmek istediğimiz manayı ortaya koymaktadır:

"Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır."

Peki! Ama bizler vatan toprağı için can veren ve bize bir gelecek sunan şehitlerimize ne kadar saygı duyuyor ve minnet gösteriyoruz? Daha da önemlisi acaba şehitlik ne mana ifade ediyor farkında mıyız?

Yaşadığımız zaman içerisinde şehitliğin manası asli unsurundan uzaklaştırılarak birçok farklı manada kullanılmakta olsa da, şehitliğin ne olduğunu Allah Resulü s.a.v şöyle beyan ediyor:

Bir Bedevî Peygamberimize gelerek şöyle dedi:

اَلرَّجُلُ يُقَاتِلُ لِلْمَغْنَمِ ، وَالرَّجُلُ يُقَاتِلُ لِلذِّكْرِ ، وَالرَّجُلُ يُقَاتِلُ لِيُرَى مَكَانُهُ ، فَمَنْ فِى سَبِيلِ اللَّهِ

Ey Allah'ın Resûlü, adam var ki, ganimet elde etmek için savaşır, adam var ki şöhret için savaşır. Bunların hangisi Allah yolunda savaşmış olur? diye sordu.

Peygamberimiz şöyle cevap verdi:

مَنْ قَاتَلَ لِتَكُونَ كَلِمَةُ اللَّهِ هِىَ الْعُلْيَا فَهُوَ فِى سَبِيلِ اللَّهِ.

Allah'ın sözü ve dini üstün olsun diye savaşan kimse Allah yolunda savaşmış olur.[1]

Müslüman bilir ki, her yaptığı işin yani amelin sonucunu belirleyecek olan kulun niyetidir. Şehitlik denen en üstün mertebelerden biri olan o makama ulaşmak içinde niyetin halis olması gereklidir.

Bu noktada Allah Resulünün şu beyanı her önüne gelenin şehit sayılmayacağı, asıl olanın hedefin ne olduğu meselesi olduğunu şöyle ortaya koymaktadır:

Allah Resulü s.a.v buyurdular ki:

إِنَّ أَوَّلَ النَّاسِ يُقْضَى يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَيْهِ رَجُلٌ اُسْتُشْهِدَ، فَأُتِيَ بِهِ فَعَرَّفَهُ نِعَمَهُ فَعَرَفَهَا، قَالَ: فَمَا عَمِلْتَ فِيهَا؟

"Kıyamet gününde aleyhine hükmolunacak halkın birincisi, şehid edilen bir adam olacaktır. O kişi Allah'ın huzuruna getirilir. Allah, ona verdiği nimetleri bir bir anlatır. O da bunları bilir, hatırlar. Yüce Allah ona:  -Bu nimetlerin arasında ne yaptın? diye sorar.

قَالَ: قَاتَلْتُ فِيكَ حَتَّى اُسْتُشْهِدْتُ،

O, şu cevabı verir:  -Senin rızan için savaştım ve nihayet şehid oldum.

قَالَ: كَذَبْتَ، وَلَكِنَّكَ قَاتَلْتَ لِأَنْ يُقَالَ: جَرِيءٌ، فَقَدْ قِيلَ،

O zaman Allah şöyle der:  -Yalan söylüyorsun! Fakat sen, hakkında kahraman denilsin diye savaştın ve neticede de bu söz söylendi.

ثُمَّ أُمِرَ بِهِ فَسُحِبَ عَلَى وَجْهِهِ حَتَّى أُلْقِيَ فِي النَّارِ

Allah'ın emri üzerine o kişi yüzüstü sürüklenerek cehenneme yollanır. [2]

Eğer ki bizler ömrümüzün her anını Allah yolunda harcamak uğruna niyet eder ve gereklerini de yerine getirirsek yatağımız da bile ölsek Rabbim bizleri şehitler kervanına dahil edeceği müjdesini birçok ifade ile ortaya koymaktadır.

Mesele şudur ki, şehit olmak ne kadar değerli ise, Allah yolunda şehit düşenlerin emanetlerine sahip çıkmakta bir o kadar önemlidir. Bu noktada şehitlerin ilk emaneti vatandır. Kim vatan emanetine sahip çıkıp şehit düşen evlatların haklarını vermek istiyorsa, şehit kanları ile sulanmış o toprak parçasını madden ve manen korumak zorundadır.

Vatan toprağının madden korunması: Üzerinde bulunulan toprağın korunması için güç hazırlamak, toplumun refahını sağlayacak çalışmalara imza atıp, aç ve açıkta kimse bırakmamaktır.

Manen korunması ise ezanların susmaması, gelecek nesillerin ırzı ve namusunun güvence altına alınıp, Allah’a kul olmayı kendine hedef seçmiş nesiller yetiştirmektir.

Eğer ki hedefinde bu amaçlar olmayan bir toplumun yarın bütün ibadetleri tam olsa bile şehitlerin hakkını ödeyemediklerinden Rablerinin azabı ile karşı karşıya kalması kaçınılmazdır.

Peki! Soralım şimdi kendimize bize bu toprakları bırakan ecdadımıza karşı ne yaptık?

Sütçü imamın, nene hatun’un, seyit onbaşının ve daha ismi bilinmeyen nice kahramanın verdiği mücadelenin manasını ne kadar anladık?

Maalesef onların verdiği mücadelenin manasından o kadar uzağız ki, ölüye gösterilmesi gereken en basit saygı olan inanç değerlerinden bile uzağız!
Şehitlikleri ziyaret edenlerin hallerini gördükçe acaba yarın mahşer yerinde dedelerimize ne cevap vereceğiz diye düşünmeden edemiyoruz!

Daha da acısı bize bunca nimeti veren Rabbimize ne hesap vereceğiz diye korku içinde kalıyoruz?

Ezan sesleri arasında, Allah Allah nidaları ile canlarını veren bir ecdadın torunları olarak İslam’dan uzak, hayâ ve ardan arınmış, akıl nimetini içki ve benzeri olgularla kaybetmiş, akıl nimetini teknolojik aletlere bırakmış bir nesil!

İnsan aman ya Rabbi demekten kendini alamıyor!

Biz zannediyoruz ki, Çanakkale de Gelibolu’yu, İstanbul’da Edirnekapı’yı ziyaret ederek şehitlerin hakkını ödeyeceğiz. Unutmayalım değerli kardeşler!

Biz onları göremesek de onlar bizleri görüyor. Rabbimiz bu durumu şöyle beyan ediyor:

 

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللَّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاءٌ وَلَكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

Allah yolunda öldürülenlere (şehitlere) ölüler demeyin. Bilâkis onlar diridirler, fakat siz onu anlayamazsınız. [3]

Onlar öyle bir makama mazhar oldular ki, Allah Resulü s.a.v bu durumu şöyle ifade ediyor:

“Hiç kimse cennete girdikten sonra -bütün dünyaya sahip olsa bile- tekrar dünyaya dönmek istemez. Yalnız şehitler, erdikleri nimetler sebebiyle dünyaya dönüp, on defa şehit olmayı arzu ederler.” [4]

Böylesine müstesna bir makama sahip olan şehitlerimize bugün yapabileceğimiz en büyük saygı, uğurlarında kanlarını döktükleri ilahi kelimetullah davasına sahip çıkarak, Rabbimizin emrine ve Resulünün sünnetine sarılarak canla başla çalışmaktır.

Yoksa öyle cenazesinde tekbir getirip, bando çalmakla, mezarına bayrak asmakla şehidin hakkı ödenmeyeceği gibi, özel gün ve haftalarda turistlik gezilerle kabirlerin arasında dolaşmakla da onların hakkı ödenmez.

Ömrümüzün geri kalan kısmında (bugünden itibaren )gecemizi gündüzümüze katarak son nefese kadar mücadele etme niyeti ile çalışmaya başlayarak, bu yolda canlarını feda edenlerin yoldaşı olma niyeti ile Rabbimizin rızası için çaba sarf etmek zorundayız.

İşte o zaman şehitliğin ne olduğunu anlar ve haklarını öderiz ve bu yolda olduğumuz sürece bizimde o makama erişme şansını yakalamış oluruz.

Rabbim bu toprakları kanları ile bizlere bırakan aziz şehitlerimizin emanetine sahip çıkanlardan olmayı nasip eylesin!

Rabbim şehadeti düşünmeden ömür geçirmekten bizleri muhafaza eylesin!

Rabbim vatanımızı, milletimizi ve tüm ümmeti Muhammed’i zalimlerin ve kâfirlerin şerrinden muhafaza eylesin!

 


[1] Buhari, Cihad, 15; Müslim, İmâre, 43.

[2] Müslim, İmâre, 52; Neseî, Cihâd, 22; Ahmed b. Hanbel, III, 322

[3] Bakara 154

[4] Buhari,Cihad, 6

 

Dosyalar

ŞEHİTLERİN HAKKI NASIL ÖDENİR
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş