Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

CANLILARA MERHAMET GÖSTERMEK

Değerli kardeşlerim:

İnsanoğlu bu dünyaya imtihan olmak üzere gönderilmiş ve dünyanın nimetleri ile desteklenerek o nimetleri hangi yönde kullanacağına dair yaptığı hareket ile de karşılık bulacağını Rabbimiz ortaya koyarak “ Yaptıklarınızdan sorumlusunuz! ” [1] beyanı ile bunu açık bir şekilde ifade etmiştir.

Ancak insan nankör bir varlık olarak Rabbinin ona sunduğu nimetleri görmezden gelirken Allah c.c birçok vesile ile bunu bizlere hatırlatmaktadır. Bu hatırlatmalardan biride Lokman süresinde geçen şu beyandır:

اَلَمْ تَرَوْا اَنَّ اللّٰهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَاَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةًؕ

“Allah’ın, göklerde ve yerde bulunan şeyleri hizmetinize verdiğini, nimetlerini gizli ve açık olarak önünüze bolca serdiğini görmez misiniz?” [2]

Rabbimiz verdiği nimetleri bize hatırlatırken, aynı zamanda bize bahşettiği her nimetinde bir sorumluluğumuz olduğunu ortaya koyarak bizlere uyarıda bulunmaktadır. Bu uyarılardan biride bizim dışımızdaki canlılara karşı insanın merhamet ve sevgiyi kuşanması gerektiği gerçeğidir.

Evet! Her şey bizim emrimize verilmiştir ancak her emrimize verilen nimetin bir hakkı vardır. Bu noktada Allah Resulü s.a.v ‘in şu ifadesi bizlerin sorumluluklarını bilmesi açısından önemlidir:

“Allah Teâlâ her varlığa iyi davranılmasını emretmiştir. Öyleyse canlı bir varlığı öldürmeniz gerektiğinde, bu işi (ona eziyet vermeden) güzel bir şekilde yapın. Bir hayvanı boğazlayacağınız zaman, (yine ona eziyet vermeden) güzel bir şekilde kesin. Bu işi yapacak olan kimse bıçağını iyice bilesin, hayvana acı çektirmesin.” [3] 

 İnsan hem etçil, hem de otçul beslenen bir varlık olarak et yemeye ihtiyacı vardır. Zira sağlının korunması ve sıhhatli olması için bu gereklidir. Ancak ihtiyaç için bize verilen hayvanların bizlere helal olabilmesi içinde bazı şartlar vardır. Allah Resulü s.a.v bunları ortaya koyduğu şu beyanları dikkat etmemiz gereken kuralları ortaya koymaktadır:

“Peygamber Efendimiz koyun kesen bir adam görmüştü. Adam, kesmek üzere koyunu yere yatırdıktan sonra bıçağını bilemeye çalışıyordu. Bu katı ve duygusuz davranış karşısında Resûl-i Ekrem adama şöyle çıkıştı:

“– Hayvanı defalarca mı öldürmek istiyorsun? Onu yere yatırmadan bıçağını bilesen olmaz mıydı?” [4]

Onlar bizim ihtiyacımızı gördüğü gibi bizlerde onların ihtiyaçlarını görmekle mükellefimiz. Allah Resulü s.a.v hayvanlara karşı katı olan ve hizmetlerini görmeyenlere şöyle uyarılarda bulunmuştur:

Allah Resulü s.a.v karnı sırtına yapışmış (böğürleri çökmüş) bir devenin yanından geçti ve:

“– Konuşamayan bu hayvanlar hakkında Allah’tan korkun! Besili olarak binin, besili olarak kesip yiyin!” [5] buyurdu.

Bizler hayvanatın ve nebatatın dili olmadığını zannederiz ancak onlar kendi lisanları ile kendilerine yapılanları ortaya koyarlar. Çünkü Rabbim yarattıklarının hallerinden haberdardır. Buna bir örnek olarak Allah Resulü s.a.v’ in şu ifadesini görüyoruz:

“Allah Resulü s.a.v Ensar’dan bir kimsenin bahçesine uğramış, orada bir deve görmüştü. Deve, Hz. Peygamber’i görünce inledi ve gözleri yaşardı. Efendimiz devenin yanına gitti, kulaklarının arkasını şefkatle okşadı. Deve sakinleşti. Bunun üzerine Hz. Peygamber:

“– Bu devenin sahibi kimdir? Bu deve kimindir?” diye sordu. Medinelilerden bir delikanlı çıkageldi ve:

– Bu deve benimdir, Ey Allah’ın Resûlü, dedi. Fahr-i Kâinât:

“– Seni sahip kıldığı şu hayvan hakkında Allah’tan korkmuyor musun? O, senin kendisini aç bıraktığını ve çok yorduğunu bana şikâyet ediyor” buyurdu. [6]

Allah Resulü s.a.v ifade ettiğimiz beyanları ortaya koyduğu gibi, kendisi de bunların uygulanması için gayret gösterdiğini şu örneklerde net bir şekilde görmekteyiz:

Bir keresinde Hz. Aişe annemiz hırçın bir deveye binmişti. Hayvanı sakinleştirmek için onu sert bir şekilde ileri geri götürmeye başladı. Nebiyy-i Muhterem Hz. Âişe’ye:

“– Hayvana yumuşak davran! Çünkü yumuşaklık nerede bulunursa orayı güzelleştirir. Yumuşaklığın bulunmadığı her davranış çirkindir” [7] buyurdu.

Yine Enes bin Mâlik r.a Allah Resulünün merhametini şöyle beyan ediyor:

“Biz bir yerde konakladığımız zaman develerin yüklerini çözüp onları rahatlatmadan Allah’ı tespih ve ibadete koyulmazdık.” [8]

Onların hakkına riayet hususunda Allah Resulü s.a.v’ in şu beyanı da biz ümmetine güzel bir örnektir:

“Otu bol yerlerde yolculuk yaptığınız zaman, otlardan istifade etmeleri için develere imkân verin. Çorak ve otsuz yerlerde yolculuk ederseniz, takatten düşmeden gidilecek yere varmaları için develeri süratlice sürün. Gece mola verip yatacağınız zaman yoldan ayrılıp bir kenara çekilin. Zira yol, hayvanların geçeceği ve böceklerin geceleyeceği yerdir.” [9]

Gerek evcil olsun gerekse yabani hepsi insanın hizmetine verilmiş nimetler olsa da onları zevk aracı olarak kullanmak ve onlara eziyet de bulunmayı Allah Resulü s.a.v yasaklamıştır. Bu yasaklardan biride hayvanların dövüştürülerek onlara zarar verilmesi meselesidir. Peygamberimiz hayvanları dövüştürmek maksadıyla onları tahrik etmeyi yasaklamıştır.[10]

Bunun yanında spor olsun diye kuş avlamak, balık tutmak ve benzeri aktivitelerin yapılması da İslam tarafından hoş karşılanmamış ve Allah Resulü s.a.v’ in dili ile şöyle ifade edilmiştir: 

“– Haksız yere bir serçeyi öldürenden Allah Teâlâ kıyâmet gününde hesap soracaktır” buyurmuştu. Ashap:

– Serçenin hakkı nedir, diye sordu. Peygamberimiz de:

“– Onun kesilmesi ve sonra da yenilmesidir” [11] buyurdu.

Hayvanları spor olsun diye öldürmek ne kadar günahsa, yavrularını alıp onları annelerinden mahrum etmekte o denli günahtır:

“Abdullah bin Mesud r.a der ki:

Biz bir yolculukta Resûlullah ile beraber idik. Efendimiz bir ihtiyacı için yanımızdan ayrıldı. O sırada bir kuş gördük, iki tane de yavrusu vardı. Biz yavrularını aldık, kuş ise aşağı yukarı çıkıp inerek çırpınmaya başladı.

Neticede Resûl-i Ekrem geldi ve şöyle buyurdu:

“– Kim bu zavallının yavrusunu alarak ona eziyet etti, çabuk yavrusunu geri verin!” [12]

İfade ettiğimiz hususlar maalesef zamanla katılaşan kalpleri sebebi ile insan tarafından umursanmaz hale geldi. Ancak bunun o kadar basit bir iş olmadığını Allah Resulü s.a.v’ in şu ifadesinde net bir şekilde görmekteyiz:

“Bir kadın, ölünceye kadar hapsettiği bir kedi yüzünden azâba uğradı ve bu sebeple cehenneme girdi. Hayvanı hapsettiğinde ona bir şey yedirmemiş, içirmemiş, yerdeki haşereleri yemesine bile izin ve imkân vermemişti.” [13]

 Cehenneme götüren bu katılığa karşı merhametin sonucunun ne olacağına dair de Allah Resulü s.a.v’ in şu beyanı görüyoruz:

“Vaktiyle bir adam yolda giderken çok susadı. Bir kuyu buldu, içine indi su içti ve dışarı çıktı. Bir de ne görsün, bir köpek, dili bir karış dışarıda soluyor ve susuzluktan nemli toprağı yalayıp duruyordu. Adam kendi kendine:

– Bu köpek de tıpkı benim gibi pek susamış, deyip hemen kuyuya indi, ayakkabısını su ile doldurdu, onu ağzına alarak yukarıya çıktı ve köpeği suladı. Adamın bu hareketinden Allah Teâlâ hoşnut oldu ve onu bağışladı.” Sahâbîler:

– Ey Allah’ın Resûlü! Bizim için hayvanlardan dolayı da sevap var mı? dediler. Resûl-i Ekrem:

“– Her canlı sebebiyle sevap vardır” [14] buyurdu.

Unutmamak gerekiyor ki değerli kardeşlerim! Bizler nasıl bir topluluk ve ümmetsek, onlarda birer topluluktur ve Allah indinde karşılıkları vardır. Rabbimiz bunu beyan ederek bizlere onlarında hakları olduğunu şöyle hatırlatmaktadır:

وَمَا مِنْ دَٓابَّةٍ فِي الْاَرْضِ وَلَا طَٓائِرٍ يَطٖيرُ بِجَنَاحَيْهِ اِلَّٓا اُمَمٌ اَمْثَالُكُمْؕ مَا فَرَّطْنَا فِي الْكِتَابِ مِنْ شَيْءٍ ثُمَّ اِلٰى رَبِّهِمْ يُحْشَرُونَ

“Yeryüzünde debelenen hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer ümmet olmasın. Biz kitapta (levh-i mahfuzda) hiçbir şeyi eksik bırakmadık, sonra hepsi Rablerinin huzurunda toplanacaklardır.”  [15]

İslam öyle yüce bir dindir ki canlı her varlığa hürmet göstermeyi emreder. Bunlar dili olmayan nebatat olsa bile. Nitekim Allah Resulü s.a.v’ in şu ifadesi buna güzel bir örnektir:

“Allah Resulü’nün korusu içinde bulunan ağaçlara sopa ile vurulmaz ve onlar kesilmez. Fakat zaruret hâlinde hayvanların yemesi için hafif ve yumuşak bir şekilde rıfk ile sallanarak yaprakları silkelenebilir.” [16]

Allah Resulü s.av bu hususa o denli önem vermiştir ki:

“Kıyamet kopuyor olsa ve birinizin elinde bir fide bulunsa, kıyâmet kopmadan onu dikebilirse bunu hemen yapsın!” [17] emretmiştir.

Böyle yapan bir kimsenin ondan kazanacağı ecride Allah Resulü s.a.v şöyle ortaya koymuştur:

“Bir Müslüman herhangi bir ağaç veya bitki dikerse, ondan yenilen şey kendisi için sadakadır, ondan çalınan şey kendisi için sadakadır, yabanî hayvanların yediği şeyler sadakadır, kuşların yedikleri sadakadır, bir kişinin ondan alıp eksilttiği şey de kendisi için sadakadır.” [18]

Bizler dünya ya geldik ve gidiyoruz ancak yaptığımız her şey aleyhimize veya lehimize şahitlik edeceği gerçeğini zaman zaman unutuyoruz.

Bize düşen dünyadaki nimetlerden Rabbimizin helal kıldığı şekilde yararlanmak ve haram dairesinden uzak durmaktır.

Rabbim bizlere yaratılmış bütün varlıklara karşı merhameti kuşanabilecek bir imanı nasip eylesin!

Rabbim bizleri katı ve kaba kalpli olmaktan muhafaza eylesin!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


[1] Ahzab 5

[2] Lokman 20

[3] Müslim, Sayd, 57; Tirmizî, Diyât, 14

[4] Hâkim, IV, 257, 260

[5] Ebû Dâvûd, Cihâd, 44

[6] Ebû Dâvûd, Cihâd, 44

[7] Müslim, Birr, 78, 79

[8] Ebû Dâvûd, Cihâd, 44/2551

[9] Müslim, İmâre, 178

[10] Ebû Dâvûd, Cihâd, 51; Tirmizî, Cihâd, 30

[11] Dârimî, Edâhî, 16

[12] Ebü Dâvûd, Cihâd, 112, Edeb, 163-164

[13] Buhârî, Enbiyâ, 54; Müslim, Selâm, 151

[14] Buhârî, Şürb, 9; Müslim, Selâm 153

[15] Enâm 38

[16] Ebû Dâvûd, Hac, 95-96/2039

[17] Ahmed, III, 191, 183

[18] Müslim, Müsâkât, 7

Dosyalar

CANLILARA MERHAMET GÖSTERMEK
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş