Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

ZALİM SULTANIN SOFRASINA OTURAN ÂLİMİN FETVASINA İTİBAR EDİLMEZ

Muhterem Müslümanlar:

İnsan var olduğu günden beri hak ile batıl'ın savaşı devam ettiği gibi bundan sonrada bu mücadele olmaya devam edecektir. Bu mücadele de haktan yana olanlar Allah'ın kitabı ve peygamberinin sünneti ile savunmalarını yaparken, batılda olanlar nefislerinin ve şeytanın vesveseleri ile saldırılarını yapmaktadırlar.

Peygamber efendimiz Muhammed Mustafa s.a.v ile nübüvvet sona ererken, onların getirdiği hak davayı peygamberlerin varisleri olan âlimler devam ettirmektedir.

Allah Resulü s.a.v âlimlerin durumunu ifade ederken şu beyanda bulunuyor:

“Âlimler peygamberlerin varisleridir. Netice de peygamberler miras olarak dinar veya dirhem (mal ve mülk) değil, ilim bırakmışlardır. Bu ilim mirasını alan kimse, büyük pay elde etmiştir. [1]

Peygamberlerin varisleri durumundaki âlimler kâinatın yaratılıştaki hikmetleri, insanın dünyadaki görevini, ona verilen aklın mahiyetini ve ibret olarak verilen her şeyi tefekkür eder ve bu tefekkürün sonunda Allah'a olan inançları daha da artar.

Rabbimiz âlimlerin kâinattaki ibretleri görme hususundaki maharetlerini şöyle ifade eder:

وَتِلْكَ الْاَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِۚ وَمَا يَعْقِلُهَٓا اِلَّا الْعَالِمُونَ

İşte biz insanlar için böyle misaller veriyoruz. Fakat bunlar üzerinde ancak âlimler akıl yorar ve onlardaki gerçek manaları anlayabilir. [2]

Kâinattaki gücün ve hükmün Allah'a ait olduğunu ilmen yakın olarak görenler bunun sonucunda:

اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ

Gerçek şu ki, kulları içinde ancak âlimler, Allah’tan gerektiği gibi korkarlar. [3]

Şimdi sorulması gereken asıl soru şu; her ilim sahibi âlim midir?

Hepimiz biliyoruz ki, ameller niyetlere tabidir. Kimin niyeti Allah rızası, peygamberinin şefaati ise tabi ki varacağı yer orasıdır. Kimin de niyeti dünyalık ise onun karşılığının ne olacağını da Allah Resulü s.a.v şöyle ifade ediyor:

Kim ulema ile münazara etmek veya cahilleri şüpheye düşürmek yahut (şöhret, zenginlik ve makam elde ederek) halkı kendisine yöneltmek için ilim öğrenirse, Allah onu cehenneme sokar.[4]

Şöhretin peşinde, makamlara âşık, dünyalıklara tamahkâr olanların kazanacakları nedir?

Bu hususta Rabbimizin öyle bir beyanı var ki, aklını kiraya vermemiş her Müslüman bu ayetler karşısında uykuları kaçar ve korkuya kapılır.

Rabbimiz dünyanın geçici heveslerine kapılanlara şöyle sesleniyor:

اِنَّ الَّذٖينَ يَكْتُمُونَ مَٓا اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ الْكِتَابِ وَيَشْتَرُونَ بِهٖ ثَمَناً قَلٖيلاًۙ اُو۬لٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ فٖي بُطُونِهِمْ اِلَّا النَّارَ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ اللّٰهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَلَا يُزَكّٖيهِمْۚ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ

Allah’ın indirdiği kitabın bir bölümünü gizleyenler ve onu az bir şey karşılığında satanlar yok mu, onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Allah kıyamet gününde onlarla konuşmayacak, onları arındırmayacak! Onlar için elem verici bir azap vardır. [5]

اُو۬لٰٓئِكَ الَّذٖينَ اشْتَرَوُا الضَّلَالَةَ بِالْهُدٰى وَالْعَذَابَ بِالْمَغْفِرَةِۚ فَمَٓا اَصْبَرَهُمْ عَلَى النَّارِ

Onlar, doğru yol karşılığında sapkınlığı, mağfiret karşılığında azabı satın almış kimselerdir. Ateşe ne kadar da dayanıklılarmış! [6]

Rabbimizin az bir bedel dediği nedir hiç düşündük mü?

Hakkı gizlemek için dünyanın bütün nimetlerini bize verseler acaba ebedi bir hayat yakalama şansımız var mı?

Daha can alıcı bir soru soralım; dünyanın nimetleri cennetin nimetlerinin yanında bir şey ifade eder mi?

Allah'ın hükümleri karşısında kulların hükmü için ilmini konuşturanlar, kendilerini Müslüman olarak ifade etseler de, onların durumunun ne olduğunu Rabbimiz şöyle ifade ediyor:

اِتَّخَذُٓوا اَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَانَهُمْ اَرْبَاباً مِنْ دُونِ اللّٰهِ وَالْمَسٖيحَ ابْنَ مَرْيَمَۚ وَمَٓا اُمِرُٓوا اِلَّا لِيَعْبُدُٓوا اِلٰهاً وَاحِداًۚ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَؕ سُبْحَانَهُ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Allah’ı bırakıp da din âlimlerini, rahiplerini, özellikle Meryem oğlu Mesih’i rab edindiler. Oysa tek bir Tanrı’ya kulluk etmekle emir olunmuşlardı. O’ndan başka tanrı yoktur; O yüceler yücesidir, onların yakıştırdıkları eş ve ortaklardan bütünüyle uzaktır. [7]

Bu ayeti bazı âlim görünümlü kimselere okuyacak olsak, "olur mu öyle şey" diyorlar ve kendilerinin Allah'ın kulları olduklarını iddia ediyorlar. Ancak Allah Resulü bu ayetin tefsirini yaparken bugünün azgınlaşmış kimselerine en can alıcı hükmü ortaya koyuyor:

Bu ayeti duyan Adiy bin Hatem Allah Resulüne (s.a.v.) şöyle der:

“Bu ayet bizi, âlimlerimizi ve rahiplerimizi rabler edinmekle suçluyor. Bunun gerçek manası nedir? Zira biz onları kendimize rabler edinmeyiz.” Allah Resulü (s.a.v.) cevaben:

“Siz onların haram kıldığı şeyleri haram, onların helal kabul ettiklerini helal kabul etmiyor musunuz?” Deyince, Adiy:

“Evet böyledir.” Diyerek tasdik etti. Hz. Peygamber (s.a.v.) de:

“İşte bu sizin onları rabler edinmenizdir.” Buyurdu.

Şimdi hem kendimize soralım, hem de bize din konusunda öncülük edenlere soralım; İslam'ın hükümleri ile alakalı bir hususu beyan edeceğiniz zaman Allah'ın kitabı ve peygamberin sünneti üzeremi cevap veriyorsunuz? Yoksa emri altında olduğunuz ve kaybetmekten korktuğunuz imkânları size sunanlara göre mi hüküm veriyorsunuz?

Bizler Müslümanız ve Allah'ın hükmünü, peygamberin sünneti kendimize rehber ediniriz, bunlardan uzak olanların verdikleri hükümleri de kabul etmeyiz.
Bizim anlayışımız bellidir:

"Sultanın sofrasına oturan âlimin fetvasına itibar edilmez."

Bizler uyarmakla hükümlü olan kullarız ve uyarımızı yapıyor ve sesleniyoruz!

Geç olmadan gittiğiniz yoldan vazgeçin!

Eğer siz vazgeçmez ve sizi takip edenlerde hakkı görmezseler başımıza gelen musibetler artarak devam edecektir. Çünkü Rabbimizin beyanı açıktır:

اِنَّ اللّٰهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتّٰى يُغَيِّرُوا مَا بِاَنْفُسِهِمْؕ

Bir millet kendinde olanı değiştirmedikçe, Allah o milleti değiştirmez. [8]

Rabbim ibret alıp ilmini hakkın yolunda kullanmayı hepimize nasip eylesin!

 


[1] Tirmizî, No. 2682; Ebû Dâvûd, No: 3641; İbn Mâce, No: 223.

[2] Ankebut 43

[3] Fatır 28

[4] Tirmizî, Taberânî, el-Mu’cemu’l-Kebîr, 23/284

[5] Bakara 174

[6] Bakara 175

[7] Tevbe 31

[8] Ra’d, 11

Dosyalar

ZALİM SULTANIN SOFRASINA OTURAN ÂLİMİN FETVASINA İTİBAR EDİLMEZ
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş