Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

BOZUK DÜZENDE DOĞRU KALABİLMEK

Değerli kardeşlerim:

Doğruların yanlış, yanlışların doğru kabul edildiği öyle biz zaman yaşıyoruz ki, acaba biz mi yanlıştayız diye kendimizi sorgulamadan edemiyoruz!

Allah Resulü s.a.v’ in bize emanet bıraktığı iki emanet olan Kuran ve sünnet hakikat’i ortadayken, sorduğunda kendini Müslüman olarak tanımlayan çoğunluğun olduğu bir toplumda bu yaşananlar nedir diye sormaktan da kendimizi alamıyoruz!

Öyle bir haldeyiz ki, Allah’ın emri, peygamberin kavli ile kurduğumuz hayatlar toplum tarafından gereksiz olarak algılandığı, gayri meşru yaşamın teşvik edildiği, kanunların aileden yana olmayıp, gayri ahlaki yapıyı güçlendirdiği iğrenç ve bir o kadar da tehlikeli bir hayatın içinde bulunuyoruz.

Bazen gözlerimizin gördüklerine inanamayıp tekrar bakma ihtiyacı duyduğumuz, duyduklarımızı kabullenmekte zorlanıp tekrar kulak kesildiğimiz, okuduklarımızdan sonra bu kadar da olmaz dediğimiz o kadar çok ahlaksızlığa ve de teşvik edilen pisliğe şahit oluyoruz ki Rabbimizden ve insanlığımızdan utanıyoruz.

Şu habere bir bakın Allah aşkına!

  • Bolu’ da eşini başka bir erkek ile yakalayan Iraklı koca düzeni bozduğu gerekçesi ile sınır dışı edildi! 

Bu ve benzeri birçok iğrenç haberi burada okuyabiliriz ama zihinleri bulandırmamak adına ayrıntıya girmiyoruz!

Burada sorulması gereken soru şu!

Toplumu ayakta tutan aileyi koruması gereken kanunlar ve kolluk kuvvetleri nasıl oluyor da zina edeni, zinaya teşvik edeni, ahlaksızlığı yayanları koruyor.

Acaba bu durumun ortaya çıkmasına sebep olanlar inandık demekle veya namaz kılmakla bu vebalden kurtulabilecekler mi?

Eski zamanda ahlaksızlık yapmanın toplumdan uzaklaştırılmaya sebep olduğu toplumsal yapıdan, zina yapanın çok büyük iş başarmışçasına toplum tarafından saygınlık kazandırılması da ayrı bir tezat olarak önümüzde durmaktadır.

Hâlbuki her iman ehli Rabbimizin şu hükmünü bilmesi ve buna boyun eğmesi gerekir. Nedir o hüküm:

اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحِبُّونَ اَنْ تَش۪يعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ


“İman edenler arasında hayâsızlığın ve çirkin işlerin yayılmasını isteyenlere dünya ve âhirette can yakıcı bir azap vardır. İşin iç yüzünü Allah bilir, siz bilmezsiniz.” [1]

 

Peki! Öldüğünde cenazesi caminin önüne getirilen sözüm ona Müslüman senin bu ahlaksızlığı karşı tavrın nedir?

Efendim! Maalesef dünyanın dibi çıktı! Düzen bozuldu! Elimizden bir şey gelmez oldu! Diyen ey sakallı hüsnü efendi gerçekten doğru mu söylüyorsun? Yoksa dibine kadar bu pisliğe mi battın!

Maalesef düşeni yemeyi kurtluk zannedip durumdan faydalanan o kadar çok karaktersiz tanıyoruz ki!

Adamlar kanunların arkasına sığınarak resmi yollardan pazarlamacılık yapıyorlar ama yeri geldi mi de “toplumda çok bozuldu” diyecek kadar da ahlaklı kimseler.

Böylelerinin yüzüne tükürmek gerekir diyeceğim ama bunu da Rahmet sanmalarından korkuyorum!

Rabbimiz yaptığı pisliği kıldıkları namazlarla örtmeye çalışan ahlaksızlara şöylece sesleniyor:

  اَلَّذٖينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَۙ فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّٖينَۙ 

“Vay haline o namaz kılanların ki, Onlar namazlarının özünden uzaktırlar.” [2]

Söyleyin ey Müslümanlar bu sahtekârlığa ve bu ahlaksızlığa karşı ne zaman harekete geçeceksiniz.

Bugün bizler Doğu Türkistan ve Gazze’deki zulme Müslüman oldukları söylenen ülkelerden ses neden çıkmıyor diye sorgulayacağımıza, gerçekten Müslüman ülke diye bir yer var mı ve de bu ülkelerin kaçta kaçında İslami ve ahlaki değerler baz alınıyor diye sormamız gerekmez mi?

Bir toplumda Zina aleni yapılıp, çoğalınca depremlerin ve fitnelerin çoğalacağı yönündeki ilahi uyarıların olduğunu aklımızdan çıkarmayalım!

Buradan idarecilere seslenerek diyoruz ki, toplumu ifsat eden, zina ve benzeri kötülüklerin önünü açan, bunları teşvik eden ne kadar kanun ve düzenleme varsa bunları kaldırın!

Topluma da seslenerek diyoruz ki, milletimizi ve geleceğimizi ahlaksızlaştıran ne kadar kanun, yapı ve teşvik varsa bunlara karşı toplumsal tepkiyi oluşturun!

Aksi taktirde, örneklerine çokça rastladığımız olayların bizim yuvalarımıza da sirayet etmesi kaçınılmaz bir sonuç olacaktır.

Mesele yılanın başını ufakken ezmektir demiş atalarımız ve de çok doğru demişler!

Aslında atalarımızın bize miras olarak bıraktığı birçok değer yaşatılsaydı bugün bizler uçkurlarımızı değil, başardığımız güzelliklerimizi konuşuyor olurduk!

Bunun yolu da insanların daha küçükten yetiştirilmesinin öneminden geçer!

Buna tarihten birçok örnek bulabiliriz ama en güzel örnek tarihimizin büyüklerinden olan Nasreddin hocadan vermek yerinde olacaktır:

Nasreddin Hoca, oğlunun eline bir testi tutuşturup çeşmeden su getirmesini istemiş. çocuk giderken de ensesine bir tokat atmış ve:

- "Testiyi kırmadan getir ha!" diye öğüt vermiş.

Bunu gören komşulardan biri sormuş:

- "Yahu Hocam, çocukcağız testiyi kırmadı ki, neden tokat atıyorsun?"

Hoca cevap vermiş:

- "Testiyi kırdıktan sonra, tokat atmanın ne faydası olur?"

Bugün bizim bütün derdimiz testi kırılmadan önce doğruyu bulmak üzerine sizlere gerçekleri hatırlatmaktır. Yoksa olan olduktan sonra anlamanın firavunun doğruyu anlamasından ne farkı olur?

Allah Resulü s.a.v’ in “ hepiniz çobanlarsınız ve güttüklerinizden sorumlusunuz” ifadesini bilen kimseler olarak nemelazımcılık yaparak Allah indindeki hesaptan kurtaramayacağımızı bizler acizane hatırlatıyoruz!

Biliyoruz bu gerçekleri söylemeye korkanlar, yüzleşmekten kaçanlar, umursamayanlar ve bu gerçekleri hayatında yaşatanlar var ama unutmayın değerli dostlar! Herkes yaptıklarının sonucuna göre muamele görecek!

Bunun en bariz örneği de ahlaksızlıkta zirve yapmış olan Lud kavminin helakında Lud peygamberin ve ailesinin yaşadıkları sonuçtur!

Rabbimiz bu sonucu ortaya koyarak cennetin yollarının çetin imtihanlarla döşeli olduğunu bize şöyle örneklendirmektedir:

وَلَمَّٓا اَنْ جَٓاءَتْ رُسُلُنَا لُوطًا س۪ٓيءَ بِهِمْ وَضَاقَ بِهِمْ ذَرْعًا وَقَالُوا لَا تَخَفْ وَلَا تَحْزَنْ۠ اِنَّا مُنَجُّوكَ وَاَهْلَكَ اِلَّا امْرَاَتَكَ َكَانَتْ مِنَ الْغَابِر۪ينَ

“Elçilerimiz Lût’a gelince, Lût onları halkın tecâvüzünden koruyamayacağı endişesiyle üzüldü ve eli kolu bağlanıp göğsü daraldı. Elçiler şöyle dediler: “Korkma, üzülme! Biz elbette seni ve âileni kurtaracağız! Ancak hanımın müstesnâ; o, geride kalıp helâk edilenlerden olacak!” [3]

Kimse yapılan bu ahlaksızlıklara karşı namazının, ibadetlerinin, büyüklerinin arkasına sığınmasın! Zira Lud peygamberin karısına fayda vermeyen, Nuh peygamberin oğlunu felaketten kurtarmayan bağlar bizi hiç mi HİÇ kurtaramaz.

Hocam Dünyada bu kadar zulüm varken, gayri Müslimler bile bizden daha çok ses çıkarıyorken neden böyle konularla uğraşıyorsun diye düşünenler olursa onlara cevabımız şudur:

“ Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz”

Değerleri yok olmuş toplumların doğru tepkiler vermesini beklemek şeytanın tövbe etmesini beklemekten farksız olacaktır.

Onun için bizlerin bir an önce toplumu ifsat eden her türlü kanunu, yönetmeliği, medya araçlarını, çıkar ilişkilerini bitirip Rabbimizin bize öğrettiği ve insanın onurunu koruyan değerlerle donanmamız şarttır.

Rabbim bizleri zina, içki, kumar ve benzeri her türlü şeytan işi pislikten muhafaza eylesin!

Rabbim zina, içki, kumar ve benzeri yollarla kazanç elde etmekten bizleri uzak eylesin!

Rabbim bizleri ve neslimizi yolunda olan ve bu gayret üzere kendine varanlardan eylesin!

 

 


[1] Nur 19

[2] Maun 4 - 5

[3] Ankebut 33

Dosyalar

BOZUK DÜZENDE DOĞRU KALABİLMEK
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş