Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

NE YİYORUZ FARKINDA MIYIZ?

Değerli Müslümanlar:

Hayat deriz! Hayattayız deriz! Peki nedir hayat?

Bir nefes alıp bir nefes verecek kadar kısa ama aynı zaman da iki nefes arasında yapılan amellerin hesabını vermek zorunda olduğumuz zorlu bir imtihanın adıdır hayat…

Hayat dediğimiz ruhumuzla hayat bulduğumuz, yediğimiz ve içtiklerimizle çalıştırdığımız, arzularımızla kirlettiğimiz, pişmanlıklarımızla savurduğumuz, son anın korkusu ile yaşadığımız her şeyin aslına rücu ettiği bir girdap…

Peki! Mesele nedir?

Mesele; Emanet verilen bu bedeni emanet verene teslim etmeden önce ona sahip çıkacak bir emanetçi olmak.

Peki! Söyleyin ey emanete sahip çıkma sözü veren Müslüman hangi emanete sahip çıktık?

Bu öyle bir soru ki, kalbinde iman olanlar için can yakıcı mahcupluğu ortaya çıkaran ve hüzünlü bir seda ile haykırılan “Affet bizi Rabbimiz hiçbir emanetine sahip çıkamadık” diye ağlamaklı olduğumuz zor ve devasız bir soru…

El açıp yalvarıyoruz! Can veren,  can verdiği gibi dertte veren, derdi verdiği gibi dermanı da veren ey Rabbim nereden başlayalım? Bu duamıza Rabbimiz cevaben;

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُوا لِلّٰهِ اِنْ كُنْتُمْ اِيَّاهُ تَعْبُدُونَ

Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helâl olanlarından yiyin! Eğer yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız O’na şükredin! [1]

Helal ne ki, biz bilemedik, şükrü ise hiç hatırlamadık, bize dönen silahların mermilerini doldurmayı marifet bildik ama sonunda ne kazandık? Koskocaman bir hiiç…

Bizler helal olanı haram olanla değiştiğimizden beri ne şerefimiz kaldı, ne de bir heybetimiz.

Peki ne için?

وَلَا تَشْتَرُوا بِاٰيَات۪ي ثَمَنًا قَل۪يلًاۘ وَاِيَّايَ فَاتَّقُونِ

Âyetlerimi küçük bir dünya menfaati için satıvermeyin. Ve benden, yalnız benden sakının. [2]

Bizler Allah’tan sakınmak yerine onun lanetlediklerinden sakınır olduk. Onların bize sundukları ile mutlu olmayı, yaşanan bunca zulmü ve gözyaşını hiçe sayarak ışıltılı hayatlara aldanarak insan etine tamah edecek hale geldik…

Üzerinde sigara söndürülen 18 aylık Gazze’li bebeğin acı görüntüsü önünde adalarda öldürülen çocukların etlerinden yapılma köfteleri yemek için sıraya giren, 180 kız çocuğunu katleden uçağın mermisini doldurma pahasına yudumladığı simsiyah olmuş içecekler ile poz verme yarışına giren başı kapalı ama kalbi açıkta kalmış kimselerin cami önlerinde verdikleri pozlarla müslümanlık dersi verdiği kahrolası bir hayatı yaşıyoruz.

Sakızın orucu bozup bozmayacağını merak edecek kadar dikkatli ama insan eti yiyecek kadar cani Müslüman seni hangi toprak kabul edecek söylesene?

Müslüman kardeşleri kıyameti yaşarken “ne yapalım çok güzel” diyerek zıkkımlandığından dahi vazgeçemeyen ey Müslüman seni kim kurtaracak!

30 gün oruç tutmuş olsan, hiç teravih kaçırmamış olsan, zekatını fazla fazla vermiş olsan, koca koca harflerle dua etmiş olsan neye yarar bir söyle ey Müslüman senin samimiyetin nerede?

Peki! Şaşırdık mı? Hayır!

Sen ki dün haram olanın sokağına dahi yaklaşmazken bugün haramın savunuculuğunu yapar hale geldin ya! Hani faize kılıf bulup koca koca hocalardan fetva alma yarışına girdin ya, Allah ve resulüne savaş açma pahasına kılıcını çektin ya işte sen orada en necis olanı çikolata niyetine yemiş oldun geçmiş olsun!

Siz bakmayın sohbetin konusunun “NE YİYORUZ FARKINDA MIYIZ?”sorusu ile başladığına aslında biz ne yediğimizi pekala farkındayız…

Sadece bunu itraf edecek kadar erkekliğimiz ve de adamlığımız yok!

Hani demiş ya üstad Necip Fazıl:

“Adamlık cinsiyet meselesi değil şahsiyet meselesidir”

Öyleyse soruyorum; Bir basit boykotu bile yapamayacak kadar şahsiyetsizlerin Allah demesi neyi değiştirir?

Bak hele Allah c.c sana nasıl sesleniyor;

فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْاۜ اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ

Öyleyse sana emredildiği gibi dosdoğru ol. Daha önce gittikleri yanlış yolları bırakarak Allah’a yönelen ve senin maiyetine girenler de dosdoğru olsunlar! İstikâmeti terk edip doğru yoldan dışa taşmayın. Hiç şüphesiz Allah, ne yapıyorsanız hepsini hakkıyla görmektedir. [3]

Resûl-i Ekrem (s.a.s.) bu âyet-i kerîmeye işâretle:

“Beni Hûd Sûresi ihtiyarlattı...” buyurmuştur.[4]

Abdullâh bin Abbâs (r.a.) bu âyetle alâkalı olarak şöyle demiştir:

“Kur’ân-ı Kerîm’de Resûlullâh için bu âyet-i kerîmeden daha şiddetli bir hitap vâkî olmamıştır.”

Buradaki hitap her ne kadar Nebiyy-i Zîşân Efendimiz’e ise de, O’nu bu kadar meşakkate sokan, sâdece şahsıyla alâkalı istikâmet endîşesi değildi. Zîrâ O:

“(Ey Habîbim! Sen) sırât-ı müstakîm üzeresin.” (Yâsîn, 4) te’yîd-i ilâhîsine mazhardı. O’nu ihtiyarlatacak kadar düşündüren husus, emrin mü’minlere de şâmil olması sebebiyle onlar hakkında duyduğu endişedir.

Ey sırât-ı müstakîm yolunu terk eden Müslüman, kardeşinin kanı pahasına karnını ateşle doldurduğunu, vazgeçemediğin zevklerinin sana yüklediği külfeti, canı yananların Rabbine yükselen ahlarının sonuçlarını acaba farkında mısın?

Gecenin bir yarısında kan çanağı olmuş gözlerle bu satırları yazarken çektiğimiz ızdırabı paylaşmayan kimselere dert anlatmanın zorluğu ile çaresizce haykırmak ah ne kadar da zor!

“Müʼminler birbirini sevmekte, birbirine acımakta, birbirini korumakta bir vücut gibidir. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvları da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa dûçâr olur.”  [5] ifadesi ortadayken vücudu paramparça olduğu halde acı duymayan ey gafil sen kimsin?

Zira ben basit bir boykotu dahi beceremeyen, kendi göbeğini kesmek yerine düşmanın verdiği emziği içmek için inat eden sana Allah Resulü s.a.v’ in dili ile sesleniyorum:

 “Mü’minlerin derdiyle dertlenmeyen bizden değildir.”  [6]

Efendim! Ama şöyle ama böyle deme sakın! Git derdini Rabbime anlat!

كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَۙ وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَۜ

"Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz ve ahireti bırakıyorsunuz." [7]

Sevdiği dünya hayatının önünde kıyama duran kimselerin arkamızda namaza durmalarına veya Cuma kılıyoruz diye hava atmalarına hiç mi hiç gerek yok! Zira;

يُخَادِعُونَ اللّٰهَ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚ وَمَا يَخْدَعُونَ اِلَّٓا اَنْفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَۜ

Bu halleriyle güyâ Allah’a ve iman edenlere oyun ediyorlar. Halbuki onlar, sadece kendilerini aldatırlar da, bunu farkına bile varmazlar.[8]

Evet! Sözler keskin ve ok gibi saplanıyor olabilir ancak atalarımızın da dediği gibi; “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir, tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir”

Artık uslandık değil mi? Bugün Şu saatten sonra zalim olan kim varsa; onların ne gölgesini, ne malını, ne kültürünü almayacağız DEĞİL Mİ?

Aç kalacağız ama namerde eyvallah etmeyeceğiz!

Rabbim kan emici vampirlerin karanlığından, gölge diye sundukları kırık dökük yapıtların gölgesine sığınmaktan bizleri muhafaza eylesin!

Rabbim iman ile atan kalplerle kardeşlerimiz için haykırmayı, onların ulaşamadıklarını kullanmaktan ar etmeyi, kendisi için istediğini kardeşleri içinde istediğimiz o günlere ulaşabilmeyi hepimize nasip eylesin!

 


[1] Bakara 172

[2] Bakara 41

[3] Hud 112

[4] Tirmizî, Tefsîr, 56/3297; Kurtubî, IX, 107

[5] Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66

[6] Hâkim, IV, 352; Heysemî, I, 87

[7] Kıyâme, 20-21.

[8] Bakara 9

Dosyalar

NE YİYORUZ FARKINDA MIYIZ
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş