Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

SÖZ SANATI

 

İnsan kendisine verilen pek çok nimeti anlamakta ve şükrünü eda etmekte aciz kalan bir varlıktır. oysa Rabbimiz bize o kadar çok nimet vermiştir ki, onları saymaya kalksak denizlerdeki su, yeryüzündeki kum taneleri bunları saymaya yetmez.

Bu nimetler nedir diye bir soru sormaya kalksak şuan bu dilimizden dökülen sözleri size ileten konuşmamızın bizatihi kendisini görmemiz gerekmez mi?

فَوَرَبِّ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَٓا اَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ۟


Göğün ve yerin Rabbine yemin olsun ki, sizin konuşmanız ne kadar gerçekse, Kur’an’ın meydana geleceğini haber verdiği bu olaylar da işte o kadar gerçektir. [1]

Bu ayetin bir tecellisi olarak şu atasözünü ifade etmek tam yerinde bir ifade olacaktır diye düşünüyorum:

Hayvanlar koklaşa koklaşa, insanlar konuşa konuşa anlaşır

Evet! Konuşma ve anlaşmak insana özgü bir özellik olsa da nerede ne konuşacağını bilmekte bir erdem ve sanattır.

Hani demişler ya;

 Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı. Söz ola ağulu aşı, bal ile yağ ede bir söz

Söz söylemeyi bilmek, ona göre hareket etmek insanın belki hayatını kurtarırken, söz söylemekten aciz kalmak elde olanında gitmesine sebebiyet verecek olan arıza bir durumdur.

Konuşmak ve bunu güzel bir şekilde yapmanın dünyada karşılığı olduğu gibi inancımız acısından da önemli bir karşılığı olduğunu Allah Resulünün şu bayanında görüyoruz:

“Gönül alıcı söz, sadakadır.” [2]

Müslümanın hayatında önemli bir yer edinmesi gereken konuşma adabı ve saygı meselesi maalesef bugünlerde kaybettiğimiz bir haslet olarak önümüzde durmaktadır. İnsanların birbirlerine hakaret ederek pirim yaptığı bir zamanda insan olmak ve insana kalmak gerçekten büyük bir mesele haline gelmiştir.

Oysa Allah Resulü s.a.v müslümanın konumunu belirlemiş ve vasfını ortaya koymuştur:

“Mümin; insanları karalayan, lânet eden, kaba ve kötü sözlü, hayâsız birisi değildir.” [3]

Bizler öyle bir dinin mensuplarıyız ki, Allah’a a isyan eden zalimlere karşı bile sözün en güzelini söylemek zorunda olanlarız:

Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel, en inandırıcı yöntemlerle tartış. Şüphe yok ki Rabbin, kendi yolundan sapanları da, doğru yolu tutanları da en iyi bilendir. [4]

Bu emrin nasıl ifa edilmesi gerektiğini de Rabbimiz ortaya koyarak izlenmesi gereken yolu bizlere şöyle ifade etmektedir:

وَقُلْ لِعِبَاد۪ي يَقُولُوا الَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْزَغُ بَيْنَهُمْۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلْاِنْسَانِ عَدُوًّا مُب۪ينًا

“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler; yoksa şeytan aralarına girer. Kuşkusuz şeytan, insanların apaçık düşmanıdır”  [5]

Rabbimizin beyanları ortada olduğu halde hepimiz zaman zaman nefsimizin arzularına ve şeytanın vesveselerine kapılarak doğru metodu utuyor ve karşımızdakine hakaret ederek onu alt etmeye kalkıyoruz. Oysa müslümanın eğer ki yetersiz kalıyor ve karşıdakilerin tezini çürütemiyorsa o zaman susması gerektiğine Allah Resulü s.a.v işaret ederek şöyle buyuruyor:

“Allah’a ve ahiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun.” [6]

Belki de en çok zorlandığımız mesele de bu susmak ve susmayı becerebilmek. Nefsimize ağır gidiyor belki ama asıl iman ve irade de burada ortaya çıkmıyor mu?

Unuttuğumuz veya umursamadığımız bu mesele de aklımıza gelmesi gereken en önemli husus bizim şu fani hayatta tek başımıza olmadığımız gerçeğidir. Bunun bir kanıtı olarak Rabbimizin şu beyanına kulak vermek yerinde bir hareket olacaktır:

مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ

“İnsanın yanında, söylediği her sözü kaydeden bir melek mutlaka hazır bulunur.”  [7]

Defterler düzenleniyor, iyi veya kötü ne kadar amelimiz varsa kayıt altına alınıyor. Akıllı kişi kayıt altına alındığı yerde hareketlerine dikkat eder oysa biz bu hususta çok rahat hareket ediyor olmamız ne kadar da manidar bir durumdur.

Bizler müslümanız ve imanımızın göstergesi olan hasletleri üzerinde taşıması gereken kimseleriz. Eğer ki bu kimliği taşıma noktasında zafiyet yaşıyorsak imanımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekmez mi?

Her mecrada, her alanda, her fırsatta aşağılayan, kötüleyen, küçük düşürücü cümlelerle karşındakini ezmeyi marifet sayan bir kimsenin kendisini Müslüman olarak adlandırması ne kadar gerçekçi olacaktır acaba?

Oysa Allah Resulü s.a.v Müslümanı vasıflandırırken şöyle bir portre çiziyor:

“Faydasız söz ve davranışları terk etmesi, kişinin iyi bir Müslüman olduğunun göstergesidir.”  [8]

Gelin şu andan sonra inanları yargılamaktan vazgeçip kendi resmimize bir daha bakalım ve soralım kendimizdeki eksikleri giderdik mi ki başkalarını eleştirmeye ve yerrmeye çalışıyoruz?

Bu soruları kendimize ah bir sorabilsek aslında başkalarına bakmaya ne zaman ne de sebep bulabiliriz!

Ancak insan kendisini çok yüksek makamda görüp başkalarını da aşağıda görmeye o kadar alışık ki, bunun atasına şeytan tarafından kurulan bir tuzak olduğunu farkında bile değil!

Bizler Rabbimiz tarafından günaha açık ve hata yapması gayet doğal varlıklar olarak her daim kendimizi hesaba çekmesi gereken müslümanlarız!

Rabbim kendindeki hataları görmeden başkasında hata arayanlardan olmaktan hepimizi muhafaza eylesin!

Rabbim eli ve dili ile insanları rencide etmekten bizleri muhafaza eylesin!

Rabbim bizleri mümin ve muvahhid bir Müslüman olarak kendsine varan kullardan eylesin!

 

 

 


[1] Zariyat 23

[2] Buhârî, Cihâd, 128.

[3] Tirmizî, Birr, 48.

[4] Nahl 125

[5] İsrâ, 17/53.

[6] Buhârî, Edeb, 31.

[7] Kâf, 50/18.

[8] Tirmizî, Zühd, 11; Muvatta’, Hüsnü’l-hulk, 1.

Dosyalar

SÖZ SANATI
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş