Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

42.DERS | MEKKE’NİN FETHİ 2. BÖLÜM

Değerli kardeşlerim:

İslam barış dinidir. Bu söz söylendiğinde bazıları madem İslam barış dinidir bunca savaş niçin yapılmıştır dediklerini duyarsınız!

Ancak işin aslı bu değildir. Müslüman dinini korumak, namusunu ve toprağını savunmak için gerektiğinde canını hiçe sayarak mücadele vermek zorundadır. Zira savaş Müslüman için son çaredir.

Anlattığımız konularda görüyoruz ki, Allah Resulü s.a.v sulh’u sağlamak için her hususta çaba sarf etmiştir. Dün anlatmaya başladığımız Mekke’nin fethinde de aynı durumu görmekteyiz.

Ordu Merri Zahran’a kadar gelip karargâh kurmuş ve hala kan dökülmemesi için Allah Resulü s.a.v çaba sarf ediyordu.

Yeni Müslüman olan Hz. Abbas’da Mekke’ye haber iletip karşılık vermelerini iletmek için karargâh dışında gezerken sesler işitti.

Konuşan kişi Ebu Süfyan’dı.

  • Ben ömrümde bu kadar çok ateş ve asker görmedim. Diyordu.

Hz. Abbas konuşan kişinin Ebu Süfyan olduğunu anladı. Anlaşılan o ki, Ebu Süfyan gelenlerden haberdar olmuş ve kontrol etmek istemişti.

Hz. Abbas:

  • Ey Ebu Süfyan bu ordu yarın Mekke’ye girdiğinde Mekke’nin çekeceği var. Dedi

Ebu Süfyan:

  • Öyleyse bunun çaresi nedir ey Abbas? Dediğinde

Hz. Abbas Ebu Süfyan’ı peygamberin huzuruna çıkarmak için karargâh’a soktu. Hz. Ömer Ebu Süfyan’ı sesinden tanıdı ve Hz. Abbas’a dönerek:

  • Bu Allah düşmanının burada ne işi var. Onun yaptıklarına karşılık mutlaka kellesinin alınması gerekir! Dediyse de…

Hz. Abbas:

  • Senin kabilenden olsa böyle davranmazdın. Dedi

Bunun üzerine Hz. Ömer:

  • Senin Müslüman olduğuna sevindiğim kadar kimsenin Müslüman olmasına sevinmedim. Zira Allah Resulü senin iman etmene sevinmesi ve mutlu olması benimde çok sevinmeme vesile oldu. Ancak Ebu Süfyan’ın samimiyetine inanmıyorum. Dedi.

Hz. Abbas Ebu Süfyan’ı himayesine aldığını ifade etmesi üzerine ona saygılarından dolayı Müslümanlar daha fazla itiraz etmediler ve Ebu Süfyan gece karargâhta kaldı. Sabah olunca da Allah Resulü s.a.v’ in huzuruna çıktılar ve şöyle bir diyalog aralarında geçti:

Allah Resulü s.a.v:

  • Ey Ebu Süfyan hala Allah’ın bir olduğuna ve ondan başka ilah olmadığına iman etmeyecek misin?

Ebu Süfyan:

  • Eğer olsaydı bizi bu halde bırakmazdı.

Allah Resulü s.a.v:

  • Benim hak peygamber olduğumu tanıma vakti gelmedi mi?

Ebu Süfyan:

O konuda hala kalbimde şüphelerim var.

Hz. Abbas:

  • Hala gerçeği görmeyecek misin? İfadelerinin üzerine Ebu Süfyan Müslüman oldu.

Hz. Abbas Allah Resulüne ithafen:

  • Ebu Süfyan iftiharı sever ona bir lütufta bulunsan ey Allah’ın Resulü.

Allah Resulü s.a.v:

  • Ebu Süfyan’ın evine giren, Kâbe’ye sığınan, evine kapanan güvende olacaktır.

İslam ordusu bölük bölük geçerken Ebu Süfyan ile Hz. Abbas onlara bakıyordu. Daha önce İslam’a karşı Ebu Süfyan’ın komutasında mücadele eden kabilelerin İslam için seferde olması onu şaşırtıyordu.

Bu sırada siyahlar içinde baştan aşağı zırhlı bir topluluğa gözü ilişti. En önde Kusva adlı devesinde Allah Resulü s.a.v ve onun etrafında Muhacir ve Ensar. Öyle heybetlilerdi ki tozu dumana katarak ilerliyorlardı.

Bu görüntü karşısında Ebu Süfyan:

  • Ey Abbas kardeşinin oğlunun mülk ve hükümranlığı ne kadar da büyümüş. Dedi

Hz. Abbas:

  • O saltanat değil peygamberliğin heybetidir ey Sufyan!

Gördüğü manzara karşısında Mekke’nin hiç şansı yoktu. Mekke’ye döndü ve halka şöyle seslendi:

  • Muhammed karşı koyamayacağınız bir kuvvetle geliyor!

Ebu Süfyan’ın bu ifadesine en başta karısı Hint olmak üzere karşı çıkanlar oldu ve onu güce meyil etmekle suçladılar. Onun Müslümanlığını böyle değerlendirenler olduğu gibi birçok kimsede bu sebeple Müslümanlığa girmiş oldular.

Buna karşılık cahiliye üzerine devam etmekte ısrarcı olanlar vardı.

Hz. Peygamber orduyu dört kola ayırdı:

Zübeyr Bin Avvam – Şimalden

Halid Bin Velid – Cenuptan

Sad Bin Ubade – Garptan

Ebu Ubeyde Bin Cerrah – Mekke’nin üstünden Kâbe’ye doğru yol alıyorlardı.

Allah Resulü s.a.v sıkı sıkıya orduda bulunanlara şu tenbihde bulundu:

  • Mukavemet olmadığı sürece kan dökmeyin!

Buna rağmen Sad Bin Ubade “ Bugün kavga günüdür” dediği için Medinelilerin sancağı oğlu Kays’a verildi.

Mekke’nin alt tarafından giren Halid Bin Velid Saffan Bin Ubeyde, İkrime Ebu Cehil ve Suheyl Bin Amr’ın başında bulunduğu bölüğe ok ile saldırdı.

Bu saldırıda iki sahabe efendimiz şehit düşünce Halid Bin Velid karşı taarruz emri verince müşriklerden 13 kişi öldürülünce ekip dağılıp kaçmak zorunda kaldılar.

Allah Resulünün çadırı Ebu Talip ve Hz. Hatice’nin mezarlarının olduğu yere yakın bir yere kuruldu. Peygamber efendimiz Kâbe’yi tavaf ettikten sonra fetih hutbesi irad ederek Müslümanlara seslendi.

Hutbeden sonra Allah Resulü önünde korku içinde bekleyen Mekkeli ahaliye şöyle seslendi:

  • Benden ne bekliyorsunuz?

Mekke ahalisi:

  • Bir kardeşin bir kardeşe olan affını bekliyoruz!

Allah Resulü s.a.v:

  • Sizi affettim hepiniz serbestsiniz. Buyurdu.

12.000 kişilik ordu Kâbe’ye kan dökmeden girmesi muhteşem bir zaferdi.

Bu esnada yıllar önce Mekke’den Medine’ye hicret etmek zorunda kalan muhacirler Allah Resulünden evlerini geri istemelerine karşılık Allah Resulü aradan geçen zaman içerisinde oluşan ticaret sebebi ile bunu uygun görmeyip buna müsaade etmedi.

 

 

 

 

Dosyalar

42. DERS MEKKENİN FETHİ 2. BÖLÜM
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş