Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

ALLAH RESULÜNÜN AHLAKI İLE AHLAKLANMAK

Değerli Müslümanlar:

İnsanoğlu hayata hiçbir şey bilmez halde gelir ve zamanla her şeyi öğrenmeye başlar. Bu öğrenme esnasında da birçok etkileşimde bulunur. Bu etkileşimin en fazla hissedildiği alanda inanç esaslarıdır. Çünkü Rabbimiz insanı bir yaratıcıya inanma fıtratı üzerine var etmiş bu sebeple de insan inanma ihtiyacı duyar ve bunu gidermek için arayış içinde olur.

Bu ihtiyacın bir sonucu olarak dünyanın neresine bakarsanız bakın her insanın ve her toplumun inanç değerleri vardır. Ancak asıl olan her şeyi var eden Rabbini bilmek ve iman etmek olduğunu ancak biz Müslümanlar biliriz.

Çünkü bizler hak bir kitaba inanıyor ve aynı zamanda bizim gibi etten ve kemikten var edilmiş, bizler için örnek olan bir peygambere iman ediyoruz.

O peygamber ki, bizler için hem bir önder hem de en güzel bir örnektir.

Bu hususu Rabbimiz kerim kitabından şöylece ifade ediyor:

وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظ۪يمٍ


Muhakkak ki sen pek yüce bir ahlâk üzerindesin.[1]

Peki! Allah Resulün ahlakı nasıldı? Sorusuna da en güzel cevap Hz.Aişe annemiz tarafından veriliyor:

Kendisine Allah Resulünün ahlakı nasıldı diye sorulduğunda onun ahlakı kurandı diye cevap vermiştir.[2]

Ahlakı kuran olan Peygamberimiz s.a.v in hayatında bizler için örnek olacak hususları daha iyi anlaşılması açısından başlıklar halinde ele alalım:

DOĞRULUK

Peygamber efendimiz s.a.v nübüvvetten önce kendisine “emin” lakabı verilmesi onun doğruluğunun en büyük nişanesidir. Zaten bu sıfat Allah’ın elçisi olan bütün peygamberlerin ortak sıfatıdır.

Yine peygamberlerin ortak özelliği olan “yalan konuşmama” sıfatı da peygamberimizin öne çıkan özelliğidir.

Siyer kitaplarında ukaz panayırı öncesinde darûn nedve de toplanan müşriklerin peygamberimiz hakkında diğer Arap kabilelere karşı ortak söylem geliştirme çabası içinde “ona yalancı diyelim” dendiğinde bu ifadeye oradakiler karşı çıkmış “biz onun yalan söylediğine şahit olmadık” demişlerdir.

Bir sıfata düşmanın şahitliği en büyük şahadettir.

Emin kişi olmak ve yalandan uzak durmanın önemini Allah Resulü örnek hayatıyla ortaya koyduğu gibi ümmetine de tavsiye etmiştir.

Doğruluktan ayrılmayınız, çünkü doğruluk iyiliğe götürür, iyilik de cennete iletir. İnsan doğru söyledikçe ve doğruyu aradıkça Allah yanında doğrular zümresinden yazılır. Yalandan sakının , çünkü yalan kötülüğe götürür, kötülük de cehenneme sürükler, insan yalan söyledikçe ve yalan peşinden koştukça Allah katında yalancı olarak yazılır.[3]

Allah Resulü s.a.v bu hususlara o denli dikkat etmiş ki  rivayetlerde kendisi ile bir yerde buluşmak üzere sözleşen genci üç gün aynı yerde beklemiş, sözleştiğini üç gün sonra hatırlayan genç o yeri geldiğinde ona sadece “Ey genç beni çok yordun” diyerek alçak gönüllülüğün en güzel örneğini ortaya koymuştur.

Az önce belirttiğimiz üzere kendisine “ emin “lakabını koyan Mekke ahalisi ona peygamberlik sonrası düşman olup kendisini öldürmek için plan yaparken dahi emanetlerinin onda bulunması başlı başına bir ders niteliğindedir. Nitekim Hz. Ali’yi kendi yatağında yatırıp Mekke de bırakması bu emanetler sebebi iledir.

Doğruluğunun halk tarafından kabulünün bir başka ifadesi de Hacer-ul esved taşının yerine konulması meselesinde çıkan tartışmada yaptığı hakemlik olayıdır.

MERHAMET

Allah Resulü s.a.v doğruluk timsali olduğu gibi merhamet abidesi bir kişiliğe sahipti. Peygamberlerin özelliği olan merhametin en güzel örneği olan Allah Resulünün bu sıfatını Rabbimiz kitabında şöyle ifade etmektedir:

وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَمٖينَ

 Ve seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.[4]

Rabbimizin bu ifadesinin dışa yansımasının en güzel örneği ise Taif halkına tebliğ için gittiğinde gördüğü kötü muamele sonucu, kan revan içinde sığındığı üzüm bağında Cebrail a.s ‘ın Allah’ın emri ile Taif halkını helak etme teklifine verdiği cevaptır.

Peygamber efendimiz Kendisi merhametli olduğu gibi ashabına da merhametli olmayı öğütlemiş “Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz”[5] buyurarak ta merhametin önemini biz ümmetine haber vermiştir.

CÖMERTLİK

Merhameti cömertlikle harmanlayan Allah Resulü kendisinden bir şeyler isteyen hiçbir kimseyi eğer elinde varsa boş çevirmemiştir. Kendisi kral gibi yaşama imkânı varken o sade bir hayat sürmüş ve bizlere de dünya malına tamah etmeme husususun da tavsiyelerde bulunmuştur.

Allah Resulünün bu hayat tarzını Hz. Aişe r.a şöyle ifade etmektedir:

Peygamberimiz, üç gün üst üste karnını doyurmamıştır. İsteseydi doyururdu. Fakat yoksulları doyurup kendisi aç kalmayı tercih ederdi.[6]

Burada şu hususun altını çizmek gerekir: Allah Resulünün bu tercihi ümmetinin dünyaya meyil etmesini engelleme adına ortaya konulan örnek bir hayatın dışa yansımasıyken, zengin olmayı engelleyen bir durum değildir. Ancak zengin olurken de dünyaya tapmamayı öğütleyen bir inancın suret bulmuş halidir.

ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK

Allah Resulün hayatında dikkat çeken bir diğer husus insanlara davranışlarındaki inceliktir. O insanlar arasında zengin, fakir ayrımı yapmaz, herkesin sofrasına oturur, hasta olanları ziyaret eder, sevmediği bir yemeği önüne koyacak olsalar onu asla kötülemezdi.

HOŞGÖRÜ VE BAĞIŞLAMA

Peygamber efendimiz insanların hata yapan bir varlık olduklarına vurgu yaparak onları tövbe etmeye teşvik ederken, insanların hatalarını yüzlerine vurmaz, gördüğü eksiklikleri toplumun geneline hitap ederken ortaya koyarak kişilerin incinmemesine özen gösterirdi.

Bu haslet belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz ahlaki değerlerin başında geliyor. Ancak birçoğumuz insanları incitmeyi, aşağılamayı bir zevk haline getirirken Allah Resulünün sünnetini bir kenara bırakıyoruz. Üstelik Allah Resulünün bu hususta birçok örneği olduğu halde.

Bu örneklerden biri ve de en etkileyicisi Uhud savaşında çok sevdiği amcası Hz. Hamza’yı şehit eden Hz.Vahşi’ye karşı takındığı tavırdır.

CESARETİ

Toplumları ileriye götüren idarecilerinin bilgi, birikim ve cesaretidir. Bilgi ve birikimi olduğu halde cesaret gösteremeyen idareciler cesaret gösterenlerin gölgesinde yok olup giderler. Bu açıdan bakıldığın da Allah Resulünün cesareti takdire şayandır.

Allah Resulünün hayatına baktığımızda en zor süreçlerde dahi cesaret göstermekten kaçmamış ve böylelikle İslam’ın kısa sürede geniş coğrafyalara yayılmasına vesile olmuştur.

Konunun daha iyi anlaşılması açısından bazı örnekler vermek gerekirse:

 Mekkeli müşriklerin Allah Resulünü çıktığı kutlu yoldan çevirmek adına Ebu Talip aracılığı ile yaptıkları dünyalık menfaat teklifine verdiği şu cevaptır:

Bunu bilesin ki ey amca! Güneşi sağ elime Ayı da sol elime verseler, ben yinede bu dinden, bu tebliğden vazgeçmem. Ya Allah, bu dini hâkim kılar, yahut ben bu uğurda canımı veririm.[7]

Kâfire karşı masada gösterdiği dik duruşu savaş alanında da göstererek Müslümanlara örnek olduğunu uhud savaşında dağılan Müslümanları toparlamak adına öne atılarak ölme pahasına Rabbinin rızası için savaş meydanında gösterdiği cesaret de görmekteyiz.

MİSAFİRPERVERLİĞİ

Tüm siyer kitaplarında öne çıkan bir başka hususta Allah Resulün kapısına gelen hiçbir kimseyi boş çevirmediği, onlara ikram ve iltifatta bulunduğu ifadesidir. Kendisinden bir şey istendiğinde eğer imkânı varsa onu muhakkak verir, onlara hoş davranır,  kendisinden istenilen şey eğer elinde yoksa da onlara dua ederek onların gönüllerini alırdı.  Allah Resulü bu güzelliği örnek hayatı ile ortaya koyduğu gibi ümmetine de şu tavsiyede bulunmuştur:

Allah’a ve ahret gününe inanan misafirine ikram etsin.[8]

AİLE HAYATI

İslam öncesi cahiliye toplumunda hiçbir değer verilmeyen, bir mal gibi alınıp satılan kadın İslam ile birlikte cennetin ayaklarının altında olduğu ana vasfı ile kutsal bir kimliğe bürünmüş, Bunun yanında bir eş olma vasfı ile de erkeğin arkasında güçlü bir karakter haline gelmiştir.

Bunun net örneklerini de en çok hadis rivayet eden Hz. Aişe validemizde açık bir şekilde görmekteyiz.

Ancak bu anlattığımız hususların yanında yaratılışı gereği hassas bir yapıya sahip olan kadınlarımıza karşı nasıl davranılması gerektiği husussunda Allah Resulünün örnek hayatında ki olaylar da net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

Allah Resulünün hayatını okuyan herkesin çokça dikkatini şu çeker: Peygamber efendimiz eşleri ile zaman zaman imtihan olmuş ve bu hususta ayetler inmiş olmasına rağmen çektiği sıkıntılara karşı Allah Resulünün ümmetine tavsiye ettiği şu ifadeler dikkat çekicidir:

Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı iyi davranandır.[9]

Bir kimse eşinden nefret etmesin: çünkü hoşuna gitmeyen huyları varsa, buna karşılık hoşlanacağı huyları da vardır.[10]

ÇOCUK SEVGİSİ

Allah Resulü ümmetin geleceği olan çocuklara ayrı bir ehemmiyet gösterir,  onlar ile ilgilenir ve gönüllerini almaya çalışırdı. Yine bir gün kucağında torunları Hasan ve Hüseyin otururken onları öpüp koklaması o an huzurunda bulunan bir bedeviye garip gelmiş ve şöyle demişti.

Ey Muhammed! Benim on çocuğum var ve ben onları bir kez olsun böyle kucağıma alıp öpüp koklamış değilim diyerek Allah Resulünün bu tavrını garipsemişti.

Allah Resulünün o bedeviye verdiği cevap ise hepimize ders olacak nitelikteydi:

Allah senin kalbinden merhameti almışsa ben ne yapayım. Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz.[11]

Peygamber efendimizin çocuklara ve gençlere gösterdiği bu şefkat ve merhametin yansıması olarak İslam’a ilk giren kimselerin çoğunluğunun gençler olduğunu görmekteyiz.

Çünkü onun getirdiği din olan İslam her konuda olduğu gibi evlatlar hususunda da adaleti ve itidalli olmayı emreder.

Nitekim Allah Resulünün şu buyruğu bunun göstergesidir:

Allah’tan korkun çocuklarınız arasında adaletli davranın.[12]

Allah Resulünün ahlakından örnekler verdiğimiz sohbetimize Rabbimizin şu buyruğuyla son verelim:

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثٖيراًؕ

İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resulüllah’ta güzel bir örneklik vardır.[13]

Rabbimizin bu buyruğu gösteriyor ki, biz ümmeti Muhammed için Allah Resulü karanlığı aydınlatan bir meşale gibidir. Birileri çıkıp onu dinin içinden söküp almak istese de Rabbim dinini koruduğu gibi Resulünün de hükmünü devam ettirecektir.

Bize düşen Âlemlere rahmet olarak gelen peygamber efendimiz s.a.v in yolundan giderek onu örnek almaktır.

Rabbim bizleri İslam’a hizmet eden ve Resulünün yolundan gidenlerden eylesin!

 

 


[1] Kalem 4

[2] Buhari el edebü’l- müfred

[3] Müslim iman 62

[4] Enbiya 107

[5] Buhari edep 18

[6] Tirmizi şemail 43

[7] Taberi 2/218-220

[8] Müslim iman 74,75

[9] Müslim Rada 62

[10] Müslim Rada 61

[11] Buhari edep 18

[12] Sahih-i buhari hibe 11/47

[13] Ahzap 21

Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş