Facebook sayfamız
Facebook sayfamız
Facebook sayfamız
Facebook sayfamız

24. DERS | MUTLAK BİR ZAFER BEDİR’İN SONUÇLARI

Değerli kardeşlerim:

Dünyada zulmeden her kişi ve topluluk bilmelidir ki, hiçbir zalimin yaptıkları yanına kar kalmayacaktır. Ama dünyada, ama ahirette mutlaka hesap verecektir. Aynı şekilde hiçbir zulüm düzeni de ilelebet devam etmez. Nicelerinin yok oluşunu Kerim kitabımız ortaya koyduğu halde buna rağmen zalim ve asi topluluklar hiçbir zaman akıllanmaz. Zannederler ki maddi güç ile her şeye hükmederiz.

Mekkeli müşrikler de böyle zannetmişti. Maddi güçleri ile kibre kapılmış;

“ biz mi bunlara yenileceğiz!” derken darmaduman olmuşlardı.

İşte bu Allah’ın vaadiydi. Nice az topluluklar nice çok topluluklara galip gelir hükmü ortaya çıkarken bunun için inanç ve itaat gerekliydi.

Kim Allah ve Resulüne itaat ederse Allah’ın yardımı onlarla beraber olur ifadesinin açık bir göstergesiydi Bedir’de kazanılan zafer.

Bu öyle bir zaferdi ki, Kureyş ölülerini bile almaya cesaret edemeden kaçıp gitti.

Savaşın ardından Müslümanlar Bedir kuyularında bir gece daha kaldılar.

Bedirde verilen mücadele zaferle sonuçlanırken, Hz peygamberin kızı ve aynı zamanda Hz Osman’ın zevcesi Rukiye’nin ölümü Medine’de hüzün yaşatmaktaydı.

Allah resulü Abdullah Bin Revaha ve Zeyd Bin Harise’yi  zaferi haber vermek için Medine’ye gönderdi.

Medine zafer’in haberi ile sevinirken Allah Resulü esirlerle beraber Medine’ye doğru yola çıktı.

Henüz esirlerle ilgili bir hüküm yoktu. Safra boğazı denilen yerde ganimetler taksim edilirken Mekke’de yapmadıkları zulüm kalmayan Nadir Bin Haris ile Utbe Bin Ebu Muayt infaz edildi.

Bu olay ve bir sonraki dersimizde anlatacağımız ayrı bir olay da gösteriyor ki akıllanmayacak zalime merhamet göstermek Müslüman’a zulümdür.

Medine’den çıktıktan sonra 19 gün sonra Müslümanlar Medine’ye geri döndüler.

Allah Resulü s.a.v esirleri ashap arasında 2 ve 3’lü gruplar halinde taksim yaptı ve şu emri verdi:

  • Gönüllerin hoş tutulmasını
  • İyi muamele yapılmasını
  • Yediklerinden yedirmelerini
  • Giydiklerinden giydirmelerini emretti.

Bu emirde gösteriyor ki, İslam zulmün değil merhametin adresidir. Bu noktada Musab Bin uUmeyr’in kardeşi Ebu Aziz der ki,

“Ben esirler arasındayken şunu gördüm:Biz ekmek verip kendileri hurma ile yetiniyorlardı, ben bu durumdan utanıp ekmeği onları uzattığımda da kabul etmiyorlardı.”

Esirler arasında Mekkeli müşriklerin önde gelenlerinden Süheyl Bin Amr’da vardı. Kureyş bir anlaşma yapacağı zaman heyetin başında mutlaka Süheyl’i gönderirdi. Hitabetiyle ün yapmış birisi olarak İslam’a karşı mücadele vermesine imkân vermemek adına Hz Ömer:

“Ya Resulallah izin ver de söyleyeyim dilini keseyim.”

Allah Resulü:

“Ey Ömer bugün dilini koparmak istediğin gün gelir belki de O diliyle seni çok memnun eder!”

 İfadesini kullanırken kendinden sonra olacak bir olayı haber vermekteydi. Bu da Allah Resulünün gösterdiği mucizelerden biri olarak kayda geçmektedir Ve nitekim Allah Resulü salls.a.v’ in vefatından sonra Mekke’de dinden dönenlerin insanları tekrar geriye dönmelerine Müslüman olan Suheyl Bin Amr engel olmuş ve muazzam bir hitap ile insanları İslam’ın içinde kalması için ikna etmiştir ve fitneyi bitirmiştir.

Allah Resulü s.a.v Rabbimiz tarafından esirler hakkında hüküm verilmediğinden dolayı Bedir’de esir alınan kimseler hakkında ashabıyla istişare etti. İstişare esnasında ilginç bir durum ortaya çıktı:

Hz Ebubekir:

“Ya Resulallah bunlar bizim akrabalarımız onları Kurtuluş akçesi ile serbest bırakalım. “

Derken,

Hz Ömer:

“Ya Resulallah bunlar senin düşmanların hepsinin başını vuralım” diye görüş belirtince ashap iki görüş arasında  iki gruba ayrıldı.

Bu durum hakkında Allah resulü şöyle buyurdu:

Bu ikisinin durumu şu gibidir:

Hz Ebubekir Mikail gibidir ve peygamberlerden de Hz. İbrahim ve Hz İsa’ya benzer:

İbrahim a.s:

وَمَنْ عَصَان۪ي فَاِنَّكَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

“Ya Rab! Bana karşı gelenler senin kullarındır seni ise çok bağışlayansın.” [1]

İsa a.s :

اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ

“Ya Rab! Onları azap edersen onlar senin kulların, bağışlarsan gerçek Aziz sensin.” [2]

Ömer’e gelince: o meleklerden Cebrail’e benzer Nuh’a ve Musa’ya benzer.

Nuh a.s:

وَقَالَ نُوحٌ رَبِّ لَا تَذَرْ عَلَى الْاَرْضِ مِنَ الْكَافِر۪ينَ دَيَّارً

“Ya Rab! Yeryüzünde kâfirlerden tek bir kimse bırakma!”  [3]

Musa a.s:

رَبَّنَا اطْمِسْ عَلٰٓى اَمْوَالِهِمْ وَاشْدُدْ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَل۪يمَ

“ Ya Rab onların mallarını batır. Yüreklerini katılaştır da ancak en acı azabı gördükten sonra inansınlar.” [4]

Allah Resulü bu beyanından sonra şu karara varıyor:

  • Fidye vermeye gücü yetenler fidye verecek.
  • Fidye veremeyenlerden okuma yazma bilenler 10 çocuğa okuma yazma öğretecekler.

Bu karar çok makul bir karardı.

  • Maddi gücü olmayan okuma yazma bilmeyen 3 kişi de bir daha savaşa katılmamak üzere serbest bırakılmıştı.

Bu kişiler: Muttalip Bin Hattab, Safiye BintiRufa ve Azze bin Abdullah

Ancak Azize bin Abdullah sözünde durmayarak Uhud’da esir düşünce Allah Resulü s.a.v  o meşhur sözünü ifade ediyor:

“ Mümin bir delikten iki sefer ısırılmaz” ifadesinden sonra Abdullah infaz ediliyor.

Mekke ahalisi olanlara inanmak istemiyor, matem tutmayı yasaklıyor ve intikam yemeğini ediyordu.  Bunların en azalısı İse Utbe Bin Rebia’nın kızı olan ve aynı zamanda Ebu Süfyan’ın hanımı olan Hint’di.

Esirler arasında aynı zamanda Allah resulünün damadı ve kızı Zeynep’in kocası Ebul As'ta vardı. Zeynep kocasının fidyesi için annesi Hz Hatice’nin kendisine düğün hediyesi olarak verdiği gerdanlığı göndermişti.

Allah Resulü hayat arkadaşı Hz. Hatice’nin hediye etti gerdanlığı görünce hüzünlendi ve sahabe efendilerimizden onu geri göndermek üzere izin istedi.

Ashap:

“Anamız babamız senin yolunda feda olsun dilediğin gibi yap!”

Karşılığını verince Allah Resulü damadını Mekke’ye gidip Zeynep’i boşayıp Medine’ye gönderme karşılığında serbest bıraktı.

Ebul As Mekke’ye gelip Zeynep’i boşayıp babasının yanına gönderdikten kısa bir süre sonra Müslüman olup tekrar onunla evlenmiştir.

Bedir Savaşı’nın olduğu hicretin 2.yılında aynı zamanda oruç, zekat ve sendikayı fıtır emri gelmiştir. İlk Bayram namazı kılınmıştır.

Hz Fatıma ile Hz Ali’nin evliliği de bu yıl içinde gerçekleşmiştir.

 

 

 

 

 

 


[1] İbrahim 36

[2] Maide 118

[3] Nuh 26

[4] Yunus 88

Dosyalar

24. DERS MUTLAK BİR ZAFER BEDİR’İN SONUÇLARI
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş