Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

NE KAZANDIK NE KAYBETTİK

Değerli kardeşlerim:

İnsanoğlunu yaratılmışların en üstünü kılan aklı onun için bazen en büyük zaafı olur. Zira insan çok hesap yapar ama kar ve zarar hesabını yaparken yanlış açıdan baktığında amaç ve hedefleri değişir ve sonuç olarak dünyada da ahrette de kendisini perişan edecek adımları atmış olur.

Bugün maalesef bu hesabı en iyi tutması gereken Müslümanlarda zaaflarına yenilerek hedeflerini ve amaçlarını unutarak nefislerinin arzularına yenilmek sureti ile dünyanın yaşanmaz hale gelmesinde en büyük paya sahip olma gibi bir hatanın ve günahın içine düşmüşlerdir.

Bugün dünyaya huzur ve refahın gelmesini istiyorsak önce hatalarımızı görmek ve onları düzeltmek için harekete geçmek zorundayız. Peki! Hatalarımız neler?

En büyük hatamız bizi var eden Allah’ın emirlerini artık kabul etmeyip Allah’ın gönderdiği resulünü kendimiz için bir örnek kabul etmememizdir. Oysa Rabbimiz Müslümanlara örnek olması açısından Resulünü şöyle tanımlamıştır:

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ ف۪ي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَث۪يرًاۜ

Allah Rasûlü’nde sizin için; Allah’a ve âhirete kavuşmayı uman ve Allah’ı çokça zikreden kimseler için her bakımdan uyulması gereken mükemmel bir örnek vardır. [1]

Peki! Bugün biz örnek olarak Allah Resulünden ne alıyoruz veya örnek aldıklarımızın Allah’ın hükmündeki yeri neresi?

Mesela biz kimi seviyor, kimi dost ediniyor ve kime karşı savaş açıyoruz? Bu soru öylesine önemli ki, cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğimizi belirleyen en önemli hususlardan birini ifade etmektedir.

Düşünün bugün birisi Kuran’a veya Peygamber efendimize hakaret etse ne tepki veriyoruz, bizim dünyalık menfaatlerimiz için sevdiklerimize bir hakaret edecek olsa ne tepki veriyoruz?

Oysa biz geçmişte kitabımıza veya peygamberimize edilecek zerre kadar aşağılamada sokaklara iniyor yeri yerinden oynatıyorduk, biri İslam’ın değerli kıldığı kardeşliğimize helal getirecek olsa onları yok etmek için bütün ayrılıklarımızı bir kenara bırakarak kolkola girerek tepkimizi en üst perdeden ortaya koyuyorduk!

Peki! Bize ne oldu da dinimize bu kadar saldırı varken, kardeşlerimiz zulüm altında inlerken tepki vermek yerine zalimin yanında yer almayı bir şeref sayar hale geldik!

Bu acı durumu tekrar tekrar yaşarken aklımıza Aliya İzzetbegoviç'in şu meşhur sözü geliyor:

"Davalar acılar (zorluk) içinde doğar, refah içinde ölür."

Davamız için çektiğimiz çileleri bir hatırlayalım; kuran öğrenmek için katlandığımız zorluklar, tesettürümüz için verdiğimiz mücadeleler, helal yemek için katlandığımız hakaretler, ateşten gömlek gördüğümüz makamlar, davaya hizmet için istediğimiz zenginlik şimdi nerede ve ne haldeler?

Rüşvet verende alanda melundur diyenlerin rüşvet yediği, yaptığı günahları örtmeye örttüğü örtünün yetmediği, faiz yemeyi alışveriş gibi görüp Allah’a savaş açmayı göze alan sen ey Müslüman söyle davan mı öldü, yoksa senin vicdanın mı öldü?

Şuur nerede? Allah rızasına ne oldu? ahret hesabı nerede kaldı? Ölüm senden ne ara bu kadar uzaklaştı?

Ey dünya hayatına aldanan Müslümanlar bakın Rabbimiz bize nasıl sesleniyor:

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ فَلَا تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيٰوةُ الدُّنْيَا۠ وَلَا يَغُرَّنَّكُمْ بِاللّٰهِ الْغَرُورُ

Ey insanlar! Şüphesiz Allah’ın va‘di gerçektir. Öyleyse sakın dünya hayatı sizi aldatmasın! O çok hilekâr şeytan da, sizi Allah’ın rahmeti ve affına güvendirerek kandırmasın! [2]

Maalesef bizler dünya hayatının aldatıcı ışıltılı hayatlarına kanarak asıl olandan uzaklaşırken kendimizi kandırmak adına da dün bize İslam’ı anlatanların hayatlarını örnek göstererek kendi yaptıklarımızı meşru göstermeye çalışmaktayız.

Oysa her Müslümanın başlıca göreverinden biri kimlerle yola çıktığına dikkat etmesidir. Zira bizden zannettiklerimiz bize karşı mücadele edenlerin bir zatihi kendileri olabilir.

Şöyle bir görüntüyü gözünüzün önüne getirin!

Siyonist zulmüne karşı ellerin de taşlar yüzleri kapalı Filistinlilerin arasına bir anda giren zırhlı araçlar içinden çıkan siyonist askerlerin üzerine saldırdığı Filistinlilerin bir kısmının aslında siyonist çeteler olduğunu kolunu bacağını onlara kaptırdığında anlayan o kimselerin yaşadığı o acı tecrübe gibi tecrübeler yaşamak istemiyorsak kimin yanında yer aldığımıza, kime itaat ettiğimize çok dikkat etmek zorundayız.

Bugün bizler şuna dikkat etmek zorundayız ki, bizim gibi düşündüğünü zannettiğimiz insanlarla İslam’ın Zaferini konuşurken bir anda kendimizi tezgahın içinde bulabiliriz.

Ancak şunu da bilmek zorundayız ki, korkunun ecele faydası yoktur! Sonuç Allah indindeki hesaptır ve o hesap yapanların ve hesap soranların en yücesidir.

Bizler bileceğiz ki, Allah'ın nurunu söndürmek isteyenlerin binbir türlü tuzakları olabilir! Ancak Rabbimizin de ifade ettiği gibi;

وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ۟

Onlar tuzak kurdular. Ancak tuzak kuranların üzerinde bir tuzak kuran vardır tuzak kuranların en hayırlısı Allah c.c bi zatihi kendisidir. [3]

Allah'a karşı savaş açanlar kendi sahasında kendinle mücadele eden takımın içindeki as futbolcuları satın almış olsa da Allah kendi yolunda mücadele edenleri tek başına da olsa zafere ulaştıracak kudrete ve güce sahiptir. Yeter ki onun kudretine ve azametine kul güvensin ve cihad alanında kalıp ayneyn tepesini savunmaya devam etsin!

Şimdi yeniden bir karar vereceğiz! Faizden vazgeçip helal için, modadan vazgeçip tesettür için, makamlardan vazgeçip ahret için, güç sahiplerinden uzaklaşıp kardeşlik için, ayrılıklardan vazgeçip cihat için yeniden mücadele etmeye varmıyız?

Yoksa elde ettiğimizi zannettiğiniz bu geçici metaların bataklığında debelene debelene Allah’a savaş açmış kimseler olarak zelil bir şekilde huzuruna çıkmak için kendimizi kandırmaya devam mı edeceğiz?

Söyleyin değerli dostlar bizim huzurlu zamanlarımıza ne oldu? Şuurumuzu kim çaldı? Yolumuzu, kıblemizi kim değiştirdi?

Bana hiç kızmayın değerli kardeşlerim! Ben sadece bir aracıyım ve bana emredileni emrolunduğum gibi dosdoğru anlatmak için çaba sarf ediyorum!

Şunu üzülerek ifa ediyorum ki, maalesef bizler Allah Resulünün korktuğu hali üzerimizde taşır hale geldik! Peki! Nedir Allah Resulünün korktuğu?

“Fakat ben, sizden öncekilerin önüne serildiği gibi dünyanın sizin önünüze serilmesinden, onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışa girmenizden, dünyanın onları helâk ettiği gibi sizi de helâk etmesinden korkuyorum.” [4]

Düştüğümüz durumu bu ifadelerden daha iyi ne açıklayabilir ki?

Biliyorum bu cümleler hiçbirinizin hoşuna gitmedi ama bir kez olsun nefsinizin dediğini değil de hakkın cümlelerini duyun!

Hepimiz biliyor ve görüyoruz ki, bu yolun sonu hüsran ve kaybediş, bu yolun sonu bizi var edene karşı bir savaş açış, bu yolun sonu ümmet olmaktan uzaklaşmak…

Artık seslerinizi yükseltin! Doğru olana yönelin! Hak olan için çaba sarf edin! Bahanelerin ardına sığınmaktan vazgeçin!

İşte o zaman yeniden Mekke fethedilecek, İstanbul’un surları aşılacak, viyana kapıları düşecek, gargat ağaçları çaresiz kalacak!

Şimdi sor vicdanına! Var mısın, yok musun?

Rabbim Allah Resulü s.a.v’in “ kim bu yolda benimle beraber olur?”dediğinde Hz. Ali’nin dediği gibi “ ben varım!” diyebilmeyi bizlere nasip eylesin!

Rabbim İnsanların “Düşmanlarınız size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun" dediklerinde Allah bize yeter. O ne güzel Vekil'dir" diyen iman ehli kimselerden olabilmeyi bizlere nasip eylesin!

Rabbim elde ettiklerini helalden elde eden, ettiklerinden yolunda harcayan, şuur nedir bilen kullardan olabilmeyi bize, neslimize ve tüm ümmeti Muhammed’e nasip eylesin!

 

 

 


[1] Ahzap 21

[2] Fatır 5

[3] AL’İ İMRAN 54

[4] (Buhârî, Rikāk 7; Müslim, Zühd 6)

Dosyalar

NE KAZANDIK NE KAYBETTİK
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş