Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!
Güncel Vaazlar Kitabımız Satışta!

EDERİN KADAR KONUŞ

Değerli Müslümanlar!

Bu hayatta insanın dışa vurduğu ve vuramadığı şöyle bir imkan olsa da söylesek diyebileceği o kadar çok duygusu vardır ki! Ancak yaptığı hesaplar çoğu zaman bu duyguların dışa vurulmasını engelleyerek yapmacık duygularla hareket etmesine sebep olur.

Onun için samimiyet denilen olgu çoğu zaman gizli duyguların bastırılıp rol yapmak zorunda kalan insanın komik halleri ile karşılaşmak zorunda kalan bizler için pekte bulamadığımız bir olgu olarak benliğini ve anlamanı maalesef kaybetmiştir.

İşin acı tarafı anlamını kaybeden samimiyet sadece ikili ilişkilerde olmayıp bizim için en önemli alan olan dini alanda da yaşanıyor olmasıdır. Oysa Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Din samimiyettir." Kime karşıdır ya Resûlallah? diye sorulunca, "Allah'a, Kitabına, Resûlüne, müslümanların yöneticilerine ve tüm müslümanlara karşı" cevabını vermiştir.[1]

Bu samimiyetin ortaya konulması adına Allah Resulü s.a.v kişilerin ortaya koyduğu amellerin değil niyetlerin baz alınacağını ifade ederek şöyle buyurmaktadır:

"Ameller niyetlere göredir. Herkese ancak niyet ettiği şey vardır..." [2]

Peki! Şimdi şu soruyu soralım! Müslümanlar olarak hangi hususta samimiyiz?

Bu soruyu yarım asır önce sormuş olsaydık rahatlıkla birçok hususta evet samimiyiz diyebilirdik ama bunu bugün demek mümkün müdür desek herhalde olumlu cevap verebileceğimiz hiçbir alan bulamamak gibi üzücü bir sonuca ulaşmamız hiç içten bile değildir.

Peki! Niçin bu hale geldik?

Bu soruya Allah Resulü s.a.v’ in vehn hastalığını ifade ettiği hadisinden cevap vermek gerekiyor:

Nedir vehn hastalığı?

"Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir." [3]

Oysa biz geçmişte böyle değildik! Kardeşlik vardı, ümmet bilinci ve o bilinç için mücadele veren mücahit ve mücahidelerimiz vardı!

Bu gün baktığımız zaman gördüğümüz ise; Eski mücahitlerin şimdilerde fiyakalı elbiseleri, ederini gösteren etiketleri var! Sen yeter ki ederini ver gerisi çok kolay!

Dava imiş, kardeşlikmiş, ümmetin derdi ile derlenmekmiş bunlar artık geçmişin hatırlanmak istenmeyen ama yeri geldiğinde üzerinde tepinilen kullanışlı bir aparattan başka bir şey olmadığı iğrenç bir hali yaşıyoruz.

Halbuki bizler mücahit ve mücahideler iken dünya hayatı dendiğinde şu ayeti okur insanlara uyarılarda bulunurduk:

"Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda karşılıklı bir övünme, mal ve evlatta bir çoğaltma yarışıdır... Dünya hayatı, aldatıcı bir faydalanmadan başka bir şey değildir." [4]

Bugün ise elde ettiğimiz dünyalık makam ve servetleri korumak adına Siyonist ile iş tutmayı, onlara dost demeyi, emirlerine harfiyen uymayı kendimize emir telakki ederek Allah’a savaş açmayı bile göze alacak kadar yoldan çıkmayı normal görüyoruz.

Zannediyoruz ki, bu dünya çok değerli ve vazgeçilmez. Oysa bu dünyanın ne kadar değersiz olduğunu Allah Resulü s.a.v şöyle beyan ederek kendini Müslüman olarak lanse edenlere net bir mesaj veriyor:

"Şayet dünyanın Allah katında bir sineğin kanadı kadar değeri olsaydı, hiçbir kafire ondan bir damla su bile içirmezdi." [5]

Ancak bu beyanı ortaya koyan Allah Resulü s.a.v ümmetinin bunu anlamayacağını, zengin olmak, makam elde etmek ve zevk-ü sefa sürmek için nasıl yoldan çıkacağını ifade ederek kıldığı namazla avunan avanaklara şöyle sesleniyor:

"Vallahi sizin için fakirlikten korkmuyorum. Fakat sizden öncekilerin önüne serildiği gibi dünyanın sizin de önünüze serilmesinden, onların dünya için yarıştıkları gibi sizin de yarışa girmenizden ve dünyanın onları helak ettiği gibi sizi de helak etmesinden korkuyorum." [6]

Evet! İşte bugün tamda bunu yaşıyoruz!

Kendini Müslüman olarak görenler bir avuç Gazze için bir araya gelemezken, onun için mücadele verenlere savaş açmak için yarışa giriyor hem de büyük şeytanın organize ettiği bir oyunda…

Gazze unutulmuş, yok sayılmış, ölümler devam ederken garantörler başka rüyalarda!

Yıllarca zulüm görmüş, tecrit edilmiş, aç bırakılmış, katliamlarla karşı karşıya kalmış bir halk kendini bu cendereden kurtarmak ve Müslümanları cesaretlendirmek için girdiği mücadelede Müslüman zannedilenlerin aslında ne olduklarını acı bir şekilde öğrenirken bizler yıldönümleri kutlamakla her şeyi çözeceğimizi zannediyoruz!

Yok futbol maçı, yok sempozyum, yok bayrak yürüyüşü…

Allah aşkına söyleyin ya! Siz ne ayaksınız?

Yaptığınız iş dostlar alışverişte görsün hokkabazlığından başka bir şey değil!

Ve bu yapılan hokkabazlık sadece Gazze ile de sınırlı olan bir şey değil diğer tarafta Doğu Türkistan gibi bir yarada var!

Peki! Söyle ey Müslüman samimiyetin nerede?

Aklımıza ister istemez Mevlana’ya atfedilen şu cümleler geliyor:

"Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok; nice elbiseler gördüm, içinde insan yok."

Şimdi yıldönümü münasebeti ile Gazze için yapılan anmalara bakıp da içi boş elbiseleri görünce hem Aldatanları, hem de bile bile aldananları görerek kahroluyoruz!

Hal bu kadar saçma bir hal almışken, gündemimiz kim kimden ne kadar getirmiş tartışmaları ile çalkalanıyor ama Müslümanlar bunun sebeplerini hiç sorgulamıyor!

Çünkü bizler süslü cümleleri çok seviyor, uslanmaz aşıklar gibi inadına aldatılmayı bir marifet sayıyoruz!

Pür mü halimiz aynı hikayede geçen patron işçi ilişkisindeki kara mizah gibi;

Bir şirketin CEO'su, yönetim kurulu toplantısında koltuğuna kurulup yapmacık bir gülümsemeyle konuşmaya başlamış:

"Arkadaşlar, biz burada kocaman bir aileyiz. Sizin mutluluğunuz, benim mutluluğumdur. Kapım size her zaman sonuna kadar açık."

Çalışanlardan biri elini kaldırmış:
"Efendim, maaşlarımıza iki yıldır zam yapılmadı, enflasyon karşısında eziliyoruz."

CEO, çalışanına şefkatle bakıp içini çekmiş:
"Haklısın evladım. İnanın bu durum beni de geceleri uykusuz bırakıyor. Sizin için çok üzülüyorum."

Ertesi gün şirketin otoparkına CEO'nun son model, lüks spor arabası yanaşmış. Aynı çalışan hayranlıkla arabaya bakarken CEO camı açmış ve yine o büyük samimiyetle fısıldamış:

"Bak evladım, eğer kendine inanır, gece gündüz demeden şirketimiz için canla başla çalışmaya devam edersen... Önümüzdeki yıl kendime bunun bir üst modelini alabilirim!"

Anlayana hikaye bu kadar!

Bazen uzun uzun cümlelerin anlatamadığını bir hikaye veya deyim karşılayı verir. Ancak eğer insan uyanmayı değil de, uyuyor numarası yapmayı kendine layık görürse gözünü açtığında bir gül bahçesi değil lağım çukuru bulur.

Bugün bizim gördüğümüz lağım çukurundan aldığı abdestle kabul edilen namaz kıldığını zannedenlerin kötü ve çirkin işlerden zevk almaya başladıkları gerçeğidir.

Ama unutma ey insan toprağı üstü olduğu gibi toprağın altıda var! Orada dünyada gücün ve kudretinle satın aldığın gibi bir alış veriş de yok!

Allah Resulünde belirttiği üzere orada ancak önden gönderdiklerimizden başka bir şey yok!

Rabbim mücadele eden, kardeşliğe sahip çıkan, dünya malına tamah etmeden ahret yurduna yatırım yapan kullardan olmayı bizlere nasip eylesin!

Rabbim Müslüman coğrafyalarda Allah için mücadele veren kardeşlerimizi yardımı ile muzaffer kılsın!

Rabbim ihanet etmekten, ümmetin hakkına girmekten, kafire meyletmekten bizi ve neslimizi muhafaza eylesin!

 


[1] Müslim, Îmân, 95

[2] Buhârî, Bed’ü’l-vahy, 1; Müslim, İmâre, 155

[3] Ebu Davud, Melahim, 5

[4] Hadîd Suresi, 20

[5] Tirmizî, Zühd, 13

[6] Buhârî, Rikak, 7

Dosyalar

EDERİN KADAR KONUŞ
Facebook Sayfamız
Facebook Sayfamız

Bu yazıyı paylaş