ÖNCE AHLAK VE MANEVİYAT
İnsan kendini bilmeye başladığı andan itibaren kendisine iyi veya kötü hedefler belirler ve bu belirlediği hedefler doğrultusunda çalışmalar yaparak isteklerine ulaşma çabası içerisinde olur.
İnsan kendini bilmeye başladığı andan itibaren kendisine iyi veya kötü hedefler belirler ve bu belirlediği hedefler doğrultusunda çalışmalar yaparak isteklerine ulaşma çabası içerisinde olur.
Biz insanoğlunun birçok açmazı olduğu hepimizin malumu olan bir durumdur. Bu açmazların en başında gelen ise kişinin vicdanı ile nefsi arasında kaldığında şeytanın ona oynadığı oyunlardır. Oysa şeytan ne kadar hilekâr olursa olsun insana müdahalesi söz konusu değildir. Gerçek şu ki; insan kendi fiillerinin esiridir
İnsan yaratılış itibarı ile içinde haya duygusunu barındıran ve bu duygunun ışığında utanma olgusunu yaşatma eğiliminde olan bir varlık olduğu halde çevresel faktörlerin devreye girmesi ile hayvani dürtülerle hareket edecek noktaya geldiğine şahit olduğumuz birçok tarihi vesika söz konusudur.
İnsanoğlunun dünyaya gelmesinde, onun bir birey olarak yetişmesinde, hayatı öğrenmesinde en etkin kimlik annedir. Anne ne kadar donanımlı ve imanlı olursa yetiştireceği nesilde o kadar topluma ve ümmete faydalı olacaktır.
İnsan kendisine verilen pek çok nimeti anlamakta ve şükrünü eda etmekte aciz kalan bir varlıktır. oysa Rabbimiz bize o kadar çok nimet vermiştir ki, onları saymaya kalksak denizlerdeki su, yeryüzündeki kum taneleri bunları saymaya yetmez.
Biz insanoğlunun en büyük hastalıklarından biri de kendisine yasaklanan bir hükmü veya kanunu çiğneme dürtüsüdür. Bu dürtümüz o kadar benliğimize işlemiştir ki, ilk insan olan Hz. Âdem babamızın haliyle de bizim cennetten uzaklaştırılıp dünya denen bu geçici hayatın çilesine, geçici zevklerine ve de zor imtihanına katlanmamıza sebep olmuştur.